10.SINIF EDEBİYAT KİTABI DÖNEM KONULARI VE YAZILI SORULARI

Sözlü Edebiyat: Sözlü edebiyat Türklerin henüz yazıyı kullanmadığı dönemi kapsar. Bu dönem edebiyatı sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa aktarılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönem de edebiyatımızı Şamanizm, Manipanizm ve Budizmgibi dinler etkilemiştir.

Bütün ulusların edebiyatında olduğu gibi Türklerin edebiyatın da ki sözlü edebiyatın doğuşu dinsel temellere dayanır. Sözlü edebiyat dinsel törenlerde başlamış kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. (Sözlü Edebiyat Mitolojik dönemde oluşmaya başladı.)

Sözlü Edebiyat Dönemi’nin Özellikleri:

-Nazım birim dörtlüktür.

-Ölçüsü, Ulusal ölçümüz olan Hece Ölçüsüdür.

-Döneme göre sade bir dili vardır.

-Kopuz adı verilen sazla dile getirilir.

-Daha çok Doğa, Aşk ve Ölüm konuları işlenmiştir.

Sözlü Edebiyat Dönemi’nin Ürünleri:

-Koşuk

-Sav

-Sagu

-Destan

KOŞUK: Sığır denilen, sürek avlarında söylenen şiirlerdir. Konusu daha çok Doğa, Aşk, Savaş ve Kahramanlıktır. Nazım birimi dörtlüktür. 7’li hece ölçüsü tercih edilir. Halk edebiyatında ki adı koşmadır. Divan edebiyatında ise gazeldir. Kopuz eşliğinde söylenir. Dili, yabancı dillerin etkisinden uzaktır.

SAV:Dönemin özlü sözleridir. (Bugünkü Atasözlerinin ilk biçimidir.) Toplumda derin izler bırakan; savaş, yangın, deprem vb. olayların olağan üstünlükler katılarak anlatılan manzum eserlerdir.

SAGU:Yuğadı verilen ölüm törenlerinde ölen kişinin erdemlerinin ve onun ölümünden doğan Hüznü dile getirir. Halk edebiyatında Ağıt Divan edebiyatında Mersiye denilir. 7’li Hece ölçüsü kullanılır. Nazım birim dörtlük dili sadedir.

DESTAN (Epope): Toplumu derinden etkileyen olaylar sonucunda Halk arasında kendiliğinden oluşan nazım türüdür. Destan ulusların yazı öncesi çağlarında oluşmuş olağanüstü olaylarla Doğaüstü kahramanlarla ve kahramanlıklarla yüklü, öyküleyici özellikler taşıyan şiirlerdir.

Sözlü Dönem Edebiyatı, Destanların Özellikleri:

-Toplumun ortak görüşlerini yansıtır.

-Olağanüstü özellikleri bulunur.

-Kahramanlar toplumun kabullendiği kişilerden seçilir.

-Söyleyiş Milli tarzdadır. (Milli Dil)

-Milli Yazım ölçüsü kullanılır.

Türk Mitolojisi’nin Temel Motifleri:

-Ağaç: Yaratılış nedeninin başlıca motiflerinden biridir. Bu düşünceye göre ilk insan 9 budaklı bir ağacın altında yaratılmıştır.

-Su: Kötü ruhlardan temizleyici ve hastalıklardan koruyucu bir unsurdur. Ateşe bağlı olarak birçok inanca zemin hazırlamıştır.

-Işık: Kutsiyetten kaynaklanan hayat verici bir özelliğe sahiptir. Kahramanların anneleri de ışıktan doğarmış.

-Bozkurt: Diğer adı “Asena” dır. Neslin devanı sağlamak, Türklere rehberlik etmek, Türkleri felaketten kurtarmak anlamlarına geliyor.

-Toprak:

İslamiyet Öncesi İlk Türk Destanları:

-Altay – Yakut Dönemi: Yaradılış Destanı | Dünyanın ve insanların nasıl var olduğunu anlatır. Şeytan ve Tanrı arasındaki konuşma, Şeytanın kötü oluşundan bahsedilir.

-Sakalar Dönemi: Alper Tunga ve Şu Destanı | Alper Tunga Destanı: Hayatı, yiğitliği, İranlıların yapmış olduğu savaşları anlatır. İran kaynaklarında Alper Tunga “Afrasiyap” olarak adlandırılır. Şu Destanı: Saka hükümdarı Şunun yiğitliği ve Türklerle İskender’in Mücadelesi kaleme alınır.

-Hun Dönemi: Oğuzkaan Destanı ve Atilla Destanı | Hum hükümdarı Mete’nin etrafında oluşmuş bir destandır. Destanda özellikle; Ay Kağan, Oğuz Kağananlatılmıştır. Bu kişiler dönemin önemlileridir, Kendi halkları için yaptığı hizmetler, çabalar anlatılmaktadır.

-Göktürk Dönemi: Bozkurt ve Ergenekon Destanları | Bozkurt Destanı: Türklerin dişi bir kurttan türediğini anlatır. Ergenekon destanı: Bir savaş sırasında Ergenekona sığınan Türklerin çoğalarak buraya sığınmaları ve daha sonra demir bir dağı eriterek oradan çıkıp yurtlarına dönmeleri anlatılır.

-Uygur Dönemi: Türeyiş Destanı ve Göç Destanı | Türeyiş Destanı: Uygur hakanı kızlarından birini kurt kılığındaki Tanrı ile evlendirilmesini anlatır. Göç Destanı: Çinlilerle yapılan savaş sonrasında Uygurların göç edilişi anlatılır.

Türk Edebiyatı’nın Yapay Destanları:

-Kayıkçı Kul Mustafa: Genç Osman Destanı

-Fazıl Hüsnü Bağlarca: Üç Şehit Destanı

-Mehmet Akif Ersoy: Çanakkale Şehitleri

-Nazım Hikmet: Kuvayi Milliye ve Kurtuluş Savaşı Destanı

Yabancı Ulusların Doğal Destanları:

-İlyada odessio- Yunan

-Şahname- İran

-Gılgamış- Sümer

-İgor- Rus

-La Cid- İspanyol

-Nibelungen- Alman

-Kalevela- Fin

-Mahabharat ve Ramayana- Hint

-Chesende Röland- Fransız

-Şinto- Japon

Yabancı Ulusların Yapay Destanı:

-Kurtarılmış Kudüs, İlahi Komedya ve Çılgın Orlando- İtalya

-Kaybolmuş Cennet,Henriade- İngilizler

Yapay Destan ile Doğal Destan Arasındaki Fark:

-Yapay Destanların yazarı bellidir, Doğal Destanların yazarı belli değildir.

-Yapay destanlar bir olay üzerine yazılır, Doğal destanlar bir süreç gerektirir.

Yazılı Edebiyat: Elimizdeki en eski ürünler 5 ve 6. yy da yazıldığı tahmin edilen Yenisey Kırgızlarına ait “Bal Bal” adı verilen mezar taşıdır. Yazılı edebiyata ait en önemli örnekler ve günümüze kadar ulaşan Göktürk hitabelerdir. Bu yazılar günümüzde Moğolistan da bulunduğundan dolayı Orhun yazıtları da denilmektedir. Göktürk Hitabeleri, dikilitaş üzerine Göktürk alfabesiyle yazılmıştır. Yazıtlarda doğu Göktürklerin; tarihinden, komşularıyla olan ilişkilerinden, savaş ve yönetiminden söz edilmektedir. Canlı bir söylev ve üslubu vardır. Bu yazıtlar Türk dilinin tarihi açısından belge niteliği taşımaktadır.

Yazılı Dönem Ürünleri:

1)Orhun Kitabeleri

2)Uygur Metinleri

Orhun Kitabeleri: Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, içte ve dışta savaşan Göktürklerin hikâyesi anlatılır. Orhun Kitabelerinden üç tanesi önemlidir:

-TONYUKUK: 4 kağana vezirlik etmiş olan, Tonyukuk tarafından yazılmıştır. Daha çok Çinlilerle yapılan savaşlar anlatılmaktadır.

-KÜLTİGİN: Göktürk hakanı Bilge Kağanın kardeşi Kültigi’nin ölümü üzerine Bilge Kağan tarafından yazılmıştır.

-BİLGE KAĞAN: Göktürk hakanı Bilge Kağanın ölümünden sonra yazılmış bir abidedir. Dönemin; olaylarını, törelerini ve Bilge Kağanın ulusuna dilediği iyi dileklerden söz eder.

Uygur Metinleri: Göktürk Devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlığından kalma eserlerdir. 14 harfli Uygur alfabesiyle yazılmış Buddha ve Mani dinlerin anlatıldığı metinlerdir.

Türklerin Kullandığı Alfabeler: Göktürk, Uygur, Arap, Latin ve Kiril Alfabesi…

İSLAMİYET ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI

10. yy dan itibaren Türkler kitleler halinde İslamiyeti kabul etmeye başlamıştır. İslam kültürünün etkisiyle ortaya yeni bir edebiyat çıkmaya başlamıştır. Geçiş Dönemi eserlerimiz şunlardır; Kutadgu Bilig, Atebetül Hakayık, Divan-ı Lügat’it Türk, Divan-ı Hikmet.

1)Divan-ı Lügat’it Türk: Türk Dilinin Sözlüğüdür. Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmıştır. Türkçenin Arapçaya karşı savunulduğu bu eser 11. yy Hakaniye Türkçesiyle yazılmıştır. 400 e yakın oluşan Sav örnekleri verilmiştir. Türk illerinin haritası koyularak iller hakkında bilgi verilmiştir. Devlet idaresi ve sosyal düzenin nasıl olması gerektiğinden bahsedilmektedir.

2)Kutadgu Bilig: Türk edebiyatının ilk şairi olan Yusuf Has Haciptarafından Karahanlı hükümdaı Tobgaç Buğra Han’a sunulmuştur. Saadet, Mutluluk ve Bilgi veren demektir. 4 Ana karakter üzerinde insanlara dünyada tam anlamıyla mutlu olmak için gereken bilgileri aktarmaktadır. Eser aruz ölçüsüyle kaside tarzında yazılmıştır. (Kün togdı, Ay togdı, Odgurmuş, Ögdirmiş)

3)Atabetül Hakayık: 12. yy da Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır. Hakikatlerin eşiği anlamına gelmektedir. Ahlaklı olmanın yolları, Bilgi ve Bilgisizlikle ilgili konular anlatılır. Aruz vezni ile Mesnevi tarzında yazılmış Didaktik eserdir. Nazım birimi beyit ve dörtlüklerdir. 14 Bölümden oluşmaktadır; 5 Giriş, 8 Asıl konu, 1 Final

4)Divanı Hikmet: 12. yy da Yesevi Tarikatının kurucu Hacan Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır. Hece ölçüsüyle yazılmış dini tasavvufi öğretici bir eserdir. Dörtlüklerin her birine Hikmetadı verilir. Allah Aşkı ve Peygamber sevgisi işlenir. Nazım birimi dörtlük ve beyittir. Sade bir Dille yazılmıştır.

GAZEL’İN ÖZELLİKLERİ

-5-15 Beyit arasındadır.

-Aruz ölçüsüyle yazılır.

-İlk beyiti kendi arasında kafiyelidir. Diğer beyitler ise 2. Mısrayla kafiyelidir. (aa/ba/ca/da/ea/…….)

-Matla, Hüsn-i Matla, Hüsn-i Makta, Makta, Beytül Gazel bölümleri vardır.

-Mahlas, Hüsni Maktada kullanılır.

-Şarap, Kadın güzelliği, Aşk konularını işler

-Yek Ahenk: tüm beyitlerde aynı konunun anlatılması. Yek Avaz: Tüm beyitlerin birbirinden güzel anlatılması.

-Fuzuli, Baki, Nedim, Taşlıcalı Yahya gazelin önde gelen isimlerindendir.

NOT: Din dışı temaların ele alındığı ilk gazeller Divan edebiyatı kurucu sayılan Hoca Dehhani tarafından yazılmıştır. Gazeli makamda okuyan kişiye Gazelhan denir.

DESTANLAR: 13. ve 14. yy da oluşturulan Destanların İslamiyet öncesi Destanlardan ayıran en önemli özelliği bu metinlerin Türk Diliyleoluşturulup yazıya geçirilmesidir.

-Bu dönem edebi metinleri dönemin zihniyetini en belirgin şekilde yansıtır.

-Hayatın merkezine yerleşen “Fetih, Gaza” kavramları dönemin eserlerinin ana temasını oluşturur. (Battalname, Danişmentname, Saltukname)

BATTALNAME:

-Battal Gazinin yaşamı, Anadolu’ya yerleşen Müslüman Türklerin bakış açısıyla yansıtılır.

-Olay örgüsünün Tanrısal bakış açısıyla anlatıldığı bir metin olan Battal Gazi hem savaşçı hem de Din adamı olarak yani Alperen olarak betimlenmiştir.

-Battal Gazi Allah için savaşır. Fetih ettiği yerlere Müslümanlığı yayma politikası güder.

DANİŞMENTNAME: Battal Gazi soyundan geldiğine inanılan Melik Danişment Gazi’nin Anadolu da Müslüman olmayanlarla (Kâfir) yaptığı destansı savaşları anlatır. 14. yy da Sözlü gelenek için oluşmuş daha sonra yazıya aktarılmıştır. 17 bölümden oluşmaktadır…

İslamiyet Etkisiyle Oluşan Destanlar:

-Saltuk Buğra Han Destanı

-Manas Destanı

-Cengizhan Destanı

-Timur Destanı

-Edige Destanı

-Danişment Gazi Destanı

-Köroğlu Destanı

-Battal Gazi Destanı

Battalnem ile Danişmetname’nin Karşılaştırılması:

Battalneme; 8yy, 19 Bölüm, Kahramanlar Alperen, Allah için savaş var, Malatya Kayseri de geçmekte, Battal Gazi’nin olağanüstü yetenekleri var.

Danişmentname; 14yy. 17 Bölüm, Kahramanlar Alperen, Kâfirler ile savaşır, Amasya Tokat da geçmekte, Danişment Gazi’nin olağanüstü yetenekleri yoktur.

Edebiyat Tarihi’nin Kapsamı: Edebi türlerin gelişimi, Dönemin siyasal olayları, Sanatçıların hayatları ve eserleri, Dönemin sosyal hayatı gibi unsurları inceler…

DEDEKORKUT HİKÂYELERİ’NİN ÖZELLİKLERİ

-Yazarı belli olmayan, Oğuz Türklerinin düşmanları ve kendi aralarındaki mücadelelerini anlatan destansı hikâyelerdir.

-Kitabın tam adı “Kıtab-ı Dedem Korkut Ala Taife-i Oğuzhan” dır.

-Eser 12 hikâyeden ve bir ön sözden oluşmaktadır. İkisi Oğuz Türklerinin kendi iç mücadelesini, İkisi olağan üstü varlıkları, sekizi de Kuzeydeki ve batıdaki Hıristiyanlarla olan mücadeleleri anlatır.

-Aile ve ahlak kavramları hikâye’nin önemli özelliklerindendir.

-Destan geleneğinden Halk hikâyeciliğine geçişin ilk ürünüdür.

-Dede korkut hikâyelerin de ortak kahraman Bilge bir kişidir.

-Göçebe hayattan yerleşik hayata, Destandan Halk hikâyeciliğine ve İslamiyet Öncesinden Müslümanlığa Geçiş gösteren, Geçiş Hikâyeleri olarak da bilinir.

MAKALAT: Hacı Bektaşi Velitarafından yazılan Arapça eserdir. Eserin manzum ve mensur birçok tercümesi yapılmıştır. Makalatta tasavvufi gerçekleri dile getiren yazar, tasavvufa girenlere yol gösterici bilgiler verir.

10. yy

İslamiyet’in kabulü

11-12 yy

İlk İslami ürünler

13-15 yy

İslamiyet sonrası öğretici metinler ( Divan Edb. Hoca Dehhani baş.)

15-19 yy

Osmanlı Edebiyatı, Divan Edebiyatı, Halk Edebiyatı

DİVAN ŞİİRİ

-13. yy da Hoca Dehhani ile başlar

-Somut öğelerden çok soyut öğelerin, gerçek güzellerden çok hayali güzellerin, günlük hayatın gerçeklerinden çok Tarihin, Efsanelerin ve Dini öğelerin ağır basar.

-Çok az hece ölçüsü kullanılmıştır genelde aruz ölçüsü ağır basmaktadır.

-Çoğunlukla tam ve zengin kafiye kullanılmaktadır.

-Temel nazım birimi beyittir.

-Divan şiirinde düşünce ve hayaller bir takım ortak mazmunlarla anlatılmıştır.

-Divan şiirinde süslü anlatım, söz sanatları ve söyleyiş güzelliği sıkça vardır.

-Divan şiirinin en önemli kaynakları; Arap ve İran mitolojileridir. Bunların yanı sıra peygamber ve evliya hikâyeleri, Kuran, Hadis ve tasavvuf…

-Divan şiirinde Aşk, aşkın getirdiği çaresizlik, ulaşılmaz sevgiliye hasret temaları işlenmektedir.

-Divan şiirinin dili Arapça, Farsça ve Türkçe Sözcük ya da tamlamalardan oluşan Osmanlı Türkçesidir.

Divan Edebiyatının Nazım Şekilleriyle Oluşturulan Şiirler

Temalarına göre şu isimleri almışlardır:

-Tevhid: Allahın birliğini ve yüceliğini anlatan şiirlerdir.

-Münacat: Allaha yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlerdir.

-Naat: HZ. Muhammedi övmek amacıyla kaleme alınan şiirlerdir.

-Mersiye: Sevilen bir kişinin ölümünden sonra duyulan üzüntüyü anlatan şiirlerdir.

-Medhiye: Bir kişiyi övmek onun büyüklüğünü ortaya koymak için yazılan şiirlerdir.

-Hicviye: Bir kişiyi eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

-Fahriye: bir şairin kendisini övmek şairliğindeki ustalığı ortaya koymak amacıyla yazdığı şiirlerdir.

KASİDE

-Aruzla ölçüsüyle yazılır

-Divan edebiyatı nazım türlerindendir

-Nazım birimi beyittir. Birim sayısı 31-99 arasında değişir.

-Uyak düzeni genellikle gazelinkiyle aynıdır. (aa/ba/ca…)

-Kasidenin ilk beyitine matla son beyitine Makta denir.

-Mahlasın geçtiği beyitlere Taç beyit denir.

-Kasidenin en güzel beyitine beytül kaside denir.

-Kaside çoğunlukla din ve devlet adamlarının büyüklüklerini övmek amacıyla yazılır.

-Eksiksiz kaside 6 bölümden oluşmaktadır.

a.Nesib (Teşbib) b.Girizgah c.Medhiye d.Tegazzül e.Fahriye f.Dua

Nesib:Bahar, Doğa, Kar tasvirleri yaparak başlangıç yapıldığı kısımdır.

Girizgah: Asıl konuya giriş yapılır

Medhiye: Kaside de sunulan kişi övülür.

Tegazzül: Kaside içindeki gazele denir. Dili hafifletmek amacıyla konulur.

Fahriye: Şairin kendisini övdüğü yerdir.

Dua: İyi dileklerini sunar.

RUBAİ

-Divan Edebiyatı nazım türlerindendir.

-Aruz ölçüsünün belirli kalıplarıyla yazılır. (Kalıp sayısı 24)

-Rubai dört mısradan oluşan bir nazım şeklidir.

-Rubai’nin uyak düzeni (aa/xa) biçimindedir.

-Dört dizesi birbiriyle uyaklı Rübailer de vardır. (aaaa)

-Rübailerde çoğunlukla düşünsel temalar ele alınıp özlü bir anlatımla dile getirilmiştir

-Şairler Rübailerinde mahlaslarını genellikle kullanmamışlardır.

-Asıl söylenmek istenen son 2 mısrada söylenmiştir.

-Ömer Hayyam en iyi rübai yazarıdır.

TUYUĞ

-Divan edebiyatı nazım biçimlerindendir.

-Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı bir türdür.

-Dört mısrada oluşur uyak düzeni aa/ba- aaaa

-Temalarında Aşk, Sevgi, Izdırap, ölüm gibi konuları işler

-Aruz ölçüsünün tek kalıbıyla yazılır. “Failatün Failatün Failün”

-Tuyuğu Rübaiden ayıran tek fark Aruz ölçüsüdür.

-Kadı Burhanettin ve Nesimi, Tuyuğ türünde başarılı eser vermiştir.

MURABBA

-Dörder Dizelik bentlerden oluşur. (Bent: Divan edebiyatında üç ve daha fazla mısradan oluşan birim değerine bent denir. )

-Bent sayısı 4-8 arasında değişir.

-Murabbanın uyak düzeni genellikle aaaA/bbbA/cccA biçimindedir.

-Şair mahlasını genellikle murabbanın son bentinde söyler.

-Hemen her konuda murabba yazılabilir.

Not: Divan Edebiyatının son büyük temsilcisi Şeyh Galip’tir.

ŞARKI

-Halk edebiyatındaki Türkünün karşılığıdır.

-Divan edebiyatı nazım biçimidir.

-Murabba ile şarkı arasında yapı bakımından önemli benzerlikler vardır. Şarkı bir anlamda bestelenmek için yapılır ve belirli temalara yoğunlaşmış bir murabbadır.

-Dörder dizelik bentlerden oluşur. Bent sayısı 2-5 arasında değişir. Dili sadedir.

-Kafiye düzeni genellikle aaaA / bbbA / cccA ya da aAaA / bbbA / cccA ‘dır.

-Şarkılarda daha çok Aşk, Sevgili, Eğlence, içki temaları işlenir.

-Şairler genellikle son bentte mahlasını söyler.

-Miyan bestenin en önemli en dokunaklı yerine denir.

-Aruz ölçüsüyle yazılır.

-Nedim, Enderunlu Vasıf, Yahya kemal şarkı türünde çokça eser vermişlerdir.

TERKİB-İ BENT

-Divan edebiyatının bentlerle oluşmuş nazım şeklidir.

-Bent sayısı 5-10 arasındadır.

-Kafiye düzeni Gazelinkiyle aynıdır. (aa/ba/ca…)

-Her bentin sonunda Vasıta Benti bulunur.

-Terkib-i bent edebiyatımızda çok kullanılan ; Naat, Medhiye, Hicviye, Tasavvuf ve din konularında çokça kullanılır.

-Terkib-i bentin başlıca konusu mersiyedir. (Bakinin Kanuniye yazdığı mersiyesi çok ünlüdür.)

-Aruz ölçüsüyle yazılır.

-En önemli Terkib-i bent şairi Bağdatlı Ruhidir. Ziya Paşada Terkib-i Bentte önemli kişidir.

HALK ŞİİRİ

Halk şiiri kendi arasında; Anonim Halk Şiiri (Mani, Türkü), Aşık Tarzı Halk şiiri (Koşma, Semai, Varsağı, Destan), Dini Tasavvufi Halk şiiri (Sathiye, İlahi, Nefes, Devriye, Nutuk vs.) olmak üzere 3’e ayrılmaktadır.

HALK ŞİİRİ’NİN GENEL ÖZELLİKLERİ

1)Yapı ve Tema bakımından İslamiyet’in kabulünden önceki Türk şiiri geleneği ile benzerlikler gösteriri.

2)Halk şiiri yüksek ve ideal olandan çok hayatın gerçeklerine yönelik bir şiir geleneğidir.

3)Halk şiiri, sözlü gelenek içinde, çoğunluklada doğaçlama yoluyla oluşturulmuş sonraki kuşaklara sözlü gelenek yoluyla aktarılmıştır.

4)Halk şairlerinin birçoğu düzenli bir eğitimden geçmeyen halkın içinden gelip, onların duygularını yansıtan kişilerdir.

5)Şiirlerde birim değeri genellikle dörtlüktür.

6)Şiirlerde hece ölçüsü en çok 7.8.11’li kalıpları kullanılmıştır.

7)Genellikle yarım ve cinaslı uyak kullanılmıştır.

8Şiirler genellikle belli bir ezgiyle söylenmiştir.

9)Halk şairlerinin şiirleri “Mecmua ve Cönk” adı verilen defterlerde toplanılıyordu.

10)Divan edebiyatı kadar olmasa da Söz sanatları kullanılmaktaydı.

11)Halk edebiyatının anlatımı içten, canlı ve yalındır.

12)Halk şiirinde Aşk, ayrılık, sevgiliye özlem, doğa güzelliği, Toplumsal olaylar,ölüm,yiğitlik,Din ve Tasavvuf gibi temalar işlenmiştir.

13)Halk edebiyatında Mani, Koşma, Türkü, Semai gibi nazım şekilleri kullanılmış; şiirleri temaları bakımından güzelleme, koçaklama, taşlama, nefes gibi adlar almıştır.

DİVAN ŞİİRİ

HALK ŞİİRİ

Yüksek zümreye hitap eder.

Halka hitap eder.

Aruz ölçüsü çoğunlukta.

Hece Ölçüsü çoğunlukta.

Beyit- Bent kullanılmakta.

Dörtlük kullanılmakta.

Dili ağır.

Dili sade,yalın ve canlı.

Konusu: Aşk, Ulaşılmaz sevgiliye hasret.

Konusu: Toplumu ilgilendiren birçok şey.

Tam ve zengin uyak çok.

Yarım ve cinaslı uyak çok.

Soyur, Hayal ve Mitoloji var.

Hayatın gerçekleri var.

Şiirler Divanda Toplanır.

Şiirler Mecmua ve Cönk toplanır.

Şairler çoğunlukla eğitimlidir.

Şairler çoğunlukla eğitimsizdir.

Yazıyla aktarılmıştır.

Sözle aktarılmıştır.

Şiirlerin şairleri vardır.

Anonimdirler.

Ezgiyle söylenmezler.

Ezgiyle söylenirler.

13. yy Hoca Denhani ile başlar.

Kimle başladığı belli değildir.

Mazmunlar sık kullanılmıştır.

Mazmunlar az kullanılmıştır.

Divan şiirinde biçim önemlidir.

Halk şiirinde içerik önemlidir.

Arap, İran, edb. Etkisi çoktur.

İ.Ö Türk şiirine benzer.

İdeal olana yöneliktir.

Hayatın gerçeklerine ve halka yöneliktir.

Kaside, Gazel, Rübai, Tuyuğ, Murabba, Terkib-i Bent, Nazım şekilleridir.

1)Anonim Halk Şiiri: Söyleyeni belli olmayan halkın ortak malı olmuş şiirlerdir. Mani ve Türkü bu şiir geleneğinin en önemli nazım şekilleridir.

MANİ

-Anonim Halk Şiiri nazım şekillerindendir.

-Genellikle hece ölçüsünün 7’li kalıbıyla söylenir.

-Genellikle dört mısradan oluşur. Mısra sayısı 14’e kadar çıkan manilerde vardır.

-Dört mısradan oluşan manilerin uyak dizilişi “aaba-abcb” şeklindedir.

-Manilerde Aşk, Gurbet, Kıskançlık, Kırgınlık, Doğa olayları vb. temalar vardır.

-Manide ilk iki mısra daha çok uyak oluşturmak için düzenlenir. Asıl anlatılmak istenen son iki mısrada verilir. Bu tür manilerin ilk iki mısrasına Doldurma mısra denilmektedir.

-Maniyi söyleyen kişiye, “Manici, Mani Yakıcı, Mani Düzücü” gibi adlar verilir.

-Maniler belli bir ezgiyle söylenir.

MANİ ÇEŞİTLERİ:

-Düz Mani (Tam): Dört mısradan oluşan bütün mısraları 7’li hece ölçüsüyle söylenen aaba şeklinde uyaklanan manilerdir.

-Cinaslı Mani (Kesik): Sözcükleri arasında cinaslı uyağın bulunduğu manilerdir. Bu tür manilerde ilk mısra sayısı dörtten fazla olabilir.

-Artık Mani (Yedekli): Düz maniye başka mısralar eklenmesiyle oluşturulan manilerdir. Cinaslı maniden ayıran özellik artık manide cinaslı uyağın genellikle bulunmaması ve artık maninin mısralarının bir anlam taşımasıdır.

-Karşılıklı Mani: İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir.

TÜRKÜ

-Halk şiirinin nazım şekillerindendir.

-Türküler hece ölçüsünün bütün kalıplarıyla söylenirler. (7.8.11)

-Bir türkü iki bölümden oluşur; Bent: Türkünün asıl bulunduğu kısımdır. Bağlantı: Nakarat kısmıdır.

-Bentler ve bağlantılar kendi içinde uyaklıdır.

-Türküler başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla türkülerin asıl sahipleri unutulmuş Sözlü gelenek içinde anonimleşmişlerdir.

-Kimi türküler halk hikâyelerinde, manzum bölümlerde ve saz şairlerinin şiirlerinden oluşmuştur.

-Aşık edebiyatı içinde Türkü nazım şeklini kullanarak şiir söyleyen şairler vardır.

-Türküler yapılarına, temalarına ve ezgilerine göre sınıflandırılırlar.

2)Âşık Tarzı Halk Şiiri:

-İslamiyet öncesi Türk şiirinin devamı niteliğindedir.

-Bu edebiyat geleneğinde eser veren kişilere Âşık Saz Şairi ya da Meydan şairigibi isimler verilmektedir.

-Âşık tarzı halk şiirlerinin hepsi belirli bir ezgiyle söylenir. En önemli çalgı aleti bağlamadır.

-Âşıklar, şiirlerini sözlü gelenek içinde oluşturmuş sonraki zamanda da kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarmışlardır.

Özellikleri:

-Birim değeri dörtlüktür.

-Şiirlerinin birçoğu hece ölçüsüyle yazılır.

-Daha çok yarım uyak kullanılır. Bazen sadece rediflerle de kafiye düzeni sağlanmıştır.

-Edebi sanatlardan en çok benzetme kullanılmıştır.

-En önemli teması Aşktır. Hasret, doğa, yiğitlik, Din, zamandan şikayet Aşık tarzı halk şiirinin diğer konularıdır.

-Nazım şekilleri; Koşam, Semai, Varsağı, Destandır.

Âşık Tarzı Halk Şiirlerinin Konularına Göre İsimlendirilmesi:

1)Güzelleme:Aşk, Doğa, gibi temaların ele alındığı şiirlerdir.

2)Koçaklama: Yiğitlik, Kahramanlık, Savaş gibi temaların ele alındığı şiirlerdir.

3)Taşlama: Bir kişi ya da topluluğun bozuk, beğenilmeyen yönlerinin dile getirildiği temalardır.

4)Ağıt: Sevilen bir kişinin ölümünden sonra duyulan üzüntünün dile getirildiği temalardır.

Âşık Halk Tarzı Halk Şiirlerinin Nazım Biçimleri:

1)Koşma:Birim değeri dörtlüktür, Birim değeri sayısı 3-5 arasındadır, Hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla oluşturulur, Koşmalar kendilerine has ezgilerle söylenir, Koşmanın uyak düzeni; aaab cccb dddb – abcb addb eeeb şeklindedir.

2)Semai: Kendine özgü bir ezgisi olan semainin 8’li hece ölçüsüyle söylenmesi dışında yapı özellikleri bakımından Koşmadan farkı yoktur.

3)Varsağı: 8’li hece ölçüsüyle söylenmesi dışında yapı bakımından Koşmadan farkı yoktur. Kendine özgü bir ezgiyle söylenir. “Hey, Bre hey, Behey” gibi ünlemler yer alır.

4)Destan: Aşık tarzı halk şiirinin en uzun nazım biçimi olan destandır. ( Kimi Destanlarda dörtlük sayısı 100’ü geçer. ) Hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla oluşturulur. Kendine özgü bir ezgisi vardır. Uyak düzeni; abcb addb eeeb- abab cccb dddb ‘dir

3)Dini Tasavvufi Halk Şiiri: Bu gelenekte şiir sanatsal bir uğraştan çok tasavvufi düşünceyi yaymak benimsemek amacıyla kaleme alınmıştır. Dini tasavvufi halk şiirinde halkın genelinin anlayabileceği bir Türkçe kullanılmıştır.

Özellikleri:

-Hem aruz hem hece ölçüsü kullanılabilir.

-Kurucusu Hoca Ahmet Yesevidir. Bu şiir geleneğinin ilk ürünleri de ona aittir.

-Şiirleri çoğunlukla tekkelerde söylendiğinden belirli bir ezgiyle okunur.

-Bu şiir geleneğinde Divan edebiyatı nazım şekillerinden en çok Gazel ve Mesnevi. Aşık edebiyatı nazım şekillerinden Koşma kullanılır.

-Dini tasavvufi halk şiirinin en önemli nazım türü “ İlahi” dır. İlahinin yanında nefes, devriye, nutuk, sathiye gibi nazım türleri bu edebiyatın önemli türleridir.

a.İlahi: Allahı övmek onun birliğini, yüceliğini dile getirmek için söylenen belli bir ezgisi olan şiirlerin genelinin adıdır. İlahi’nin öncüsü Yunus Emredir. Dörtlüklerden oluşur. Hece ölçüsünün 7.8.11’li kalıbıyla yazılır.

b.Nefes: Alevi Bektaşi tekkelerinde okunan tasavvuf temalı şiirlerdir. Peygamberimize övgüler söylenir. Pir Sultan, Abdal Nefesleri ünlüdür.

c.Nutuk: Tarikata yeni girmiş kişilere tarikatın ilkelerini, kurallarını ve davranış tarzını anlatan şiirlerdir.

d.Devriye: Yaratılışın başlangıcı ve sonun, varlığını nereden gelip nereye gittiğinin tasavvufi açıdan anlatan şiirlerdir.

e.Şathiye: Tasavvufla ilgili sırların anlaşılması zor imgelerle anlatıldığı şiirlerdir.

ANLATIMA BAĞLI EDEBİ METİNLER

Halk Hikayeler: Halk hikayeciliği sözlü gelenekte anlatıla gelen hikayelerin aşıklar tarafından düzenleyip halka açık yerlerde söylenmesiyle oluşmuştur.

-Hikâye anlatma Doğu toplumlarının en eski geleneklerindendir.

-Türk Halk hikâyeciliği Destanlarla başlayıp, 16-20. yy. arasında sözlü edebiyata devam etmiştir.

-Halk hikâyelerinin oluşma biçimleri destanlarla benzerlik gösterir.

-Halk hikâyelerinde mekân kavramı Destan ve Masallarınkine göre daha belirgin, modern. Hikâye ve Romana göre daha yüzeyseldir.

-Halk hikâyelerinde olayın geçtiği zaman dilimi genelde belirsizdir.

-Halk hikâyelerinde kimi bölümler nazım kimi bölümler nesirdir.

-Hikâyelerde halkın kullandığı günlük ve yöresel aynı zamanda yalın bir dil vardır.

-Halk hikâyelerinin en önemli teması “Aşk” tır.

Sponsorlu bağlantılar
ÖZEL ARAMA FORMU

ARADIĞINIZI BULAMADIYSANIZ BURADAN ARAYIN

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık