evdeis.infologo
DOLAR: 2.21 TL
EURO: 2.77 TL

Açıklayıcı Anlatım Soruları Örnekleri

Açıklayıcı Anlatım Soruları Örnekleri

1.Kuşaklar edindikleri bilgi ve görgüleri birbirlerine aktarırlar. Gelenek dediğimiz de budur. Kültürün sürekliliğini, bir yazboz tahtası olmamasını sağ­layan, gelenektir. Kitap da kültürdeki sürekliliği, kendi görevi bakımından en sağlam biçimde ger­çekleştiren aracımızdır. Kitap, insanlığın kültür belleğinin dayanağıdır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?
A) Örnekleme – karşılaştırma
B) Tanık gösterme – tanımlama
C) Karşılaştırma – tanık gösterme
D) Tanımlama – açıklama
E) Tanımlama – tartışma (D)

2.Deyimler, atasözleri gibi her durumda kesin doğru olmayabilir ve genel kural niteliği taşımaz. Kurallı cümle niteliği gösteren deyimlerimiz de vardır. Bunlar atasözlerine benzese
de anlatımda genel kural niteliği taşımadıkları görülür. “Et tırnaktan ayrılmaz.” bir atasözü; “et tırnak olmak”ise bir deyimdir. “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” cümle hâlinde kurulmuş bir deyimdir.
Bu parçada kullanılan anlatım biçimi ve dü­şünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden han­gisidir?
A)Tartışma – tanımlama
B)Açıklama – örnekleme
C)Tartışma – tanık gösterme
D)Açıklama – benzetme
E)Açıklama – tanık gösterme (B)

3.İç sayfaların birinde siyah beyaz bir fotoğraf…Yüksek eski tarz bir koltukta, üstünde geniş yakalı, çizgili bir elbiseyle biraz aşağı kaymış bir kadın oturuyor. Başında bir şapka var. Kollarıkoltuğun dirseklerinden yana sarkıyor, başı yana düşmüş, ayakları çıplak. Arkasında bir tablo
uzak, kuzey ormanlarının içinde küçük, sevimli tek başına bir ev.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?
A) Görme duyusu ile ilgili ayrıntılardan
B) Nitelik bildiren sıfatlardan
C) Betimlemelerden
D) Eksiltili cümlelerden
E) Açıklayıcı öykülemeden (E )

4.Murat Belge’nin “İstanbul” dergisindeki bir yazısı, “İstanbul Sen Büyüksün” başlığını taşır. O yazı­da anlatılan, bu kentin fiziksel büyüklüğü değil, kültürel zenginliği, renkliliği, çeşitliliğidir; ama, bu deyimi pekâlâ, nüfus ve metrekare bağlamında da kullanabiliriz ve “İstanbul, sen büyüksün.” di­yebiliriz. Ne var ki, büyüklük de çok göreceli bir şey değil mi? Bugün, kim bilir kaç kilometrekare üzerine yayılmış 10 milyonluk İstanbul, gerçek­ten de, ucu bucağı olmayan, büyük bir kent. Onun yanında, 19. yüzyılın, nüfusu 1 milyonun çok altındaki, henüz banliyölere taşmamış küçü­cük İstanbul’un büyüklüğü nedir ki? O zamanın insanlarının, yine de, bu kenti, git git bitmeyecek kadar büyük bulmaları, bence son derece ilginç, düşündürücü.
Bu parçada kullanılan anlatım biçimi ve dü­şünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden han­gileridir?
A)Öyküleme – tanımlama
B)Betimleme – alıntılama
C)Öyküleme – karşılaştırma
D)Öyküleme – tanık gösterme
E) Açıklama – karşılaştırma (E)

eğitim5.Ülkemize, resimde Ekspresyonizm’i getiren ilk ressam Şe­ker Ahmet Paşa’dır. Güzel Sanatlar Akademisi açma dü­şüncesini ortaya atan ve bu konuda büyük çaba gösteren Şeker Ahmet Paşa, aynı zamanda kadın ressamların ka­tıldığı ilk sergiyi açan ve düzenlediği bir karma sergide ilk defa çıplak bir kadın tablosuna (nü) yer veren ressamdır.
Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisi­dir?
A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Alıntılama E) Açıklama (E)

6. Anlatımda açıklık, her şeyden önce kafanın açıklığınıgerektirir.Dilbilinc iaynızamandabilgi bilincidir. Bu yüzden açıklık, kolay kazanılan bir beceri değildir. Bilim adamı, kit­leyle iletişimini, düşüncenin inceliğini savsaklayarak değil; düşüncenin incelik ve karmaşıklığını en saydam anlatım biçimlerine dökerek sağlayabilir.
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden özellikle hangisine başvurulmuştur?
A)Betimlemeye
B)Öykülemeye
C)Tanımlamaya
D)Açıklamaya
E)Karşılaştırmaya (D)

7.Köşe yazarlığı hem çok kolaydır hem de çok zordur. Öyle bir an gelir ki sana ayrılan köşeya çok büyür, ya da çok küçülür. Yazacağın konuda donanımlı ve birikimli değilsen, köşedeki boşluk büyüdükçe büyür, kocaman bir beyazlığa dönüşür. Eğer o konuda kafan ve yüreğin dopdoluysa, bu boşluk küçüldükçe küçülür; yetmez olur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Açıklama B) Karşılaştırma C) Öyküleme D) Betimleme E) Tartışma (A)

8. Kıştan bahara geçerken en çok nisan ayında görülen ve halsizlik, isteksizlik, eklem ağrıları, uyku isteği gibi belirtilerle ortaya çıkan rahatsızlığa bahar yorgunluğu denir. Bu durum birkaç hafta sürebilir. Başka bir deyiş­le, kış aylarından sonra vücut ilk kez içeriden bahar temizliği yapmaktadır ve bu organizmayı zorlar. Önlem alınmazsa ve bahar yorgunluğu bir aydan fazla sürerse kronik yorgunluk sendromuna dönüşebilir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisin­den yararlanılmıştır?
A) Tanımlama – öyküleme
B) Açıklama – karşılaştırma
C) Tanımlama – betimleme
D) Açıklama – öyküleme
E) Tanımlama – açıklama E

9. Ege Bölgesi’nde nüfus artışı, Türkiye ortalamasının biraz üzerindedir. Bölge genelinde kent nüfusundaki artış, kır nüfusundaki artıştan fazladır. Kent nüfus artışı ortalama binde 32 iken, bu değer kırsal alanlarda binde 14 dolayındadır. Bu durum, bölgenin kırsal alan­larından şehirlere doğru az da olsa bir göçün olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisin­den yararlanılmıştır?
A) Açıklama B) Betimleme
C) Öyküleme D) Tartışma
E) Karşılaştırma A

10. Bizmerkezcilik, ya da etnosantrizm, bütün kültürlerin temel özelliklerindendir. Yumuşak bir “biz bu yaşam tarzını seviyor, tercih ediyoruz” duygusundan, katı bir “sen de benim gibi olmak zorundasın” tavrına değin türlü derecelerde karşımıza çıkacaktır. Farklı kültür topluluklarına yöneldiğinde ise, kültür emperyalizmi ya da zorla kültürleme süreçlerinin ahlaksal gerekçesini oluşturur.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Açıklama – Tanımlama

B) Açıklama – Örneklendirme

C) Örneklendirme – Tartışma

D) Açıklama – Karşılaştırma

E) Tanımlama – Karşılaştırma

11. İnsanın en önemli buluşu yazıdır. Çünkü söz geçici, yazı kalıcıdır. İnsanlar yazı sayesinde dün ile bugün arsında köprü kurar; her türlü gelişmeleri, duyguları ve düşünceleri yazıyla ölümsüzleştirir. Bizler de bu yazılı metinleri okuyarak, olaylardan, deneyimlerden, gelişmelerden düşüncelerden bilgileniriz. Böylece okuma yoluyla zihnimiz gelişir, kendimizi, ulusumuzu ve bütün dünyayı tanırız.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Açıklama – Tanımlama

B) Tanımlama – Karşılaştırma

C) Öyküleme – Betimleme

D) Açıklama – Karşılaştırma

E) Tanımlama – Tartışma

12. Doğada tüm hayvanlar bazı organlarını, kullana kullana geliştirdiler, bazı organlarını da kullanma­yarak körelttiler. İnsan beyni, insanın doğaya ve kendine karşı yürüttüğü o çok uzun savaşımın verimli bir meyvesi olmuştur. Düşünce, insanın, doğayla ve kendisiyle kavga ede ede kazandığı çok değerli bir yetişidir.
Bu parçanın anlatım biçimi, aşağıdakilerden hangisine bir örnektir?
A) Öyküleme B) Tan imlama
C) Betimleme D) Açıklama
E) Tartışma D

13. Orhan Veli gibi, bir şiir anlayışına, bir şiir estetiği­ne karşı çıkmış bir sanatçının halk geleneklerine karşı çıkması da düşünülebilir elbette. Bu düşün­ce, bir dereceye kadar da doğru olabilir. Ama, bir sanatçının tüm olarak halkından, içinde yaşadığı toplumdan, çevresinden kopması düşünülemez. Kaldı ki Orhan Veli’nin halktan koptuğu da söyle­nemez. O, halkın, halkı oluşturan bireylerin şiirini yazmıştır bir bakıma: “Fena Çocuk” ve daha baş­ka şiirlerde yaşayanlar böyle değil midir?
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangi­lerine başvurulmuştur?
A) Açıklama – benzetme
B) Açıklama – tartışma
C) Öyküleme – betimleme
D) Betimleme – tanımlama
E) Öyküleme – karşılaştırma B

14. Düşünce, bildiri yükü taşıyan şiirler, çoğu kez şi­irsel değer taşımaktan uzaktır. Amaç, daha çok, bir düşüncenin yansıtılması olduğu için sonuçta kuru, ünlü sözlere benzeyen birtakım dizeler çıkar karşımıza. Hem bu kuruluğu aşmak hem de ger­çek anlamda bir şiir yaratmak güç, doğal olarak. Oktay Rifat’ta da böylesi dizelerin, şiirlerin bulun­ması hem okuru tedirgin ediyor, hem de ona ya­kışmıyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangi­lerine başvurulmuştur?
A) Açıklama – alıntı yapma
B) Açıklama – örnek verme
C) Tartışma – tanık gösterme
D) Öy kü lem e – tan ı m lam a lara y er ve rm e
E) Tartışma – karşıtlıklardan yararlanma B

15. O uçsuz bucaksız ovanın ortasında pamuk toplu­yordu. Güneş her zamankinden daha yakıcıydı. Göğün mavisinde öyle tostoparlak duruyordu, hain yaz güneşi. Çalışmaya biraz ara verdi. O du­runca, ekinlerin hışırtısı da durdu. Tüm gövdesi cayır cayır yanıyor, kavruluyordu. Güneş, kızgın bir çubuktu beyninde; ocakta tavı gelmiş demir hararetiyle kafasının içinde dönüp duruyordu. Gözlerinden kıvılcımlar fışkırıyordu.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Anlatılanlar, belirli bir zaman dilimi içinde geçmektedir.
B) Kişileştirme sanatına yer verilmiştir.
C) Benzetme yapılmıştır.
D) Açıklayıcı anlatım biçimi kullanılmıştır.
E) Ayrıntıların seçiminde dokunma duyusundan yararlanılmıştır. D

16. Okulumuzda üniversite öğrenimine yeni bir sistem getirdik. Bölümleri ilk iki yıl için genel hatlarıyla ayırdık. Her bölümde ilk iki yıl ortak olan temel bilimleri öğretmenin yanında genel kültür ağırlıklı dersleri vermeyi düşünüyoruz. Sonraki üç yıl ise branşlara ayrılacak ve herkes kendi alanının bilgisini öğrenecektir. Mühendislerimiz, sosyal bilimcilerimiz ikinci yılın sonunda alanlarını belirleyecek ve branş derslerini almaya başlayacaklardır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Açıklama B) Öyküleme C) Betimleme D) Tartışma E) Karşılaştırma A

17.Muhsin Ertuğrul, çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusudur. Tiyatroyu halka ulaştırmak için yıllarca emek harcamıştır. Tiyatroyla ilgili en güçlü yazıları yazmış, Türkiye’nin dört bir yanına tiyatro açarak halkı eğitmeyi amaçlamıştır. Yazılarını, “İnsan ve Tiyatro Üzerine Gördüklerim” adlı kitabında toplamıştır. Bunun dışında Renkli Fener, Bala, Söz Söyleme Sanatı adlı çeviri yapıtları da vardır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Tanımlama B) Karşılaştırma C) Açıklama
D) Tartışma E) Örneklendirme C

18. Yazılı edebiyatımız 8. yüzyılda dikilen Göktürk Kitabeleri’yle başlar. Türk dilinin yazılı edebiyatının ilk örneği bu taşlardır. Bu kitabeler üç taştan oluşur. Birinci taşı Vezir Tonyukuk kendi adına diktirmiştir. İkinci taş, Bilge Kağan tarafından kardeşi Kültigin Kağan adına dikilmiştir. Üçüncü taş ise Bilge Kağan’ın ölümü üzerine onun adına dikilmiştir ve Yollug Tigin tarafından yazılmıştır.
Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Betimleme B) Açıklama C) Öyküleme D) Tartışma E) Karşılaştırma B

19. Edebiyatımızın ilk ürünleri göçebe bir kültürün belirleyici izlerini taşımaktadır. Kimi araştırmacılara göre 5. yüzyılda oluşan, bir bakıma daha da öteye götürebileceğimiz bu ürünlerde, yiğitlik, kahramanlık, doğaya ve hayvanlara sevgi, binicilik, ata ve savaş araçlarına bağlılık, doğal olaylar karşısındaki şaşma ve ürküntü gibi konular işlenmiştir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Açıklamaya
B) Betimlemeye
C) Öykülemeye
D) Tanık göstermeye
E) Örneklemeye A

20. Şifalı bitkileri toplama işlemi sırasında dikkatli olmak gerekir. Yalnızca temiz olan ve böceklerden arınmış olan bitkiler toplanmalıdır. Bunlar güzel ve güneşli günlerde kuruyken yani üzerinde çiy yokken koparılmalıdır. Kimyasal maddelerle ilaçlanmış topraklar, tarlalar, çayırlar, kirli kıyılar, tren yolu kenarları, otoyol kenarları bitki toplamak için elverişsiz bölgelerdir.
Yukarıdaki parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi ağır basmaktadır?A) öyküleme B) Açıklama C) Tanık Gösterme D) Betimleme E) Tartışma B

 

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık