evdeis.infologo
DOLAR: 2.22 TL
EURO: 2.77 TL

Baharda sağlıklı beslenerek formda kalmanın püf noktaları

Baharda sağlıklı beslenerek formda kalmanın püf noktaları
Baharda sağlıklı beslenerek formda kalmanın püf noktaları

Diyetisyenler nasıl besleniyor dersiniz?
Biz gazeteciler, diyetisyenleri her fırsatta arayıp önerilerini sorarız. Kurban bayramı geliyor, et tüketimi nasıl olmalı? Ramazan bayramında baklavadan nasıl uzak durmalı? Yılbaşı yaklaştı, ne kadar kuruyemiş yemeli?
Yaz sıcaklarında nasıl beslenmeli? Onlar da hiç bıkmadan sağlıklı beslenmenin kurallarını bir bir sıralar. Bu kez soruyu tersinden soruyoruz. ‘Acaba kendileri nasıl besleniyor?’ Onların canı yok mu? Hiç baklava, börek, kebap çörek çekmez mi? Hep kalorili yiyeceklerden uzak mı dururlar, yediklerini, içtiklerini sürekli kontrol altında mı tutarlar? Ünlü doktorlardan Osman Müftüoğlu, aslında neler yediğiyle ilgili kısa bir süre önce küçük bir itirafta bulunmuştu. Kendisini İskender kebap yerken gören bir okuruna, esprili bir şekilde ‘Brokoliyle hayat geçmez’ cevabını vererek, diyetisyenlerin de insani yönüne dikkat çekmişti. Biz de diğer diyetisyenlere ve uzmanlara; Ender Saraç, Dilara Koçak, Selahattin Dönmez, Taylan Kümeli ve Turgay Köse’ye nasıl beslendiklerini, özellikle yemek konusunda yaptıkları kaçamakları sorduk. Ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz’ü de dosyamızın içinde dahil ettik. Çünkü Öz, sadece yaptığı başarılı ameliyatlarla değil, sağlığına ve beslenmesine çok özen gösteren bir doktor olarak da tanınıyor.

***

Yaptığım yemek kaçamaklarını hastalarıma da öğretiyorum

Uzman Doktor Ender Saraç: “20 yıldır vücut ölçülerim aynı. Hatta kas oranım bir miktar daha arttı, yağ oranım da düştü. 38 bedenim. Kilom 72. Boyum 1.80. Ben hastalarıma söylediklerim dışımda gerçekten bir şey yapmıyorum. Çünkü onlara esir diyeti vermiyorum ki! 10 günde bir kırmızı et, ayda bir kere patates kızartması yiyebilirsiniz diyorum. Bazıları hamur işlerinden vazgeçemiyor. Onlara püf noktalarını öğretiyorum. Kendi yaptığım kaçamakları hastalarıma da söylüyorum. Kalorili bir şey yiyeceksem de değsin isterim. Mesela baklava Halep’ten geldiyse yok demem. Haftada 2-3 kere iki parmak bitter çikolata yerim. Tam buğday unundan yapılan, az yağlı, ince hamur, bol mozeralla peynirli ve sebzeli pizzaya bayılırım.

En sevdiğim yemek puf böreği

Hayatta en çok sevdiğim yemek puf böreği ama yemiyorum. Hem un, hem yağ, hem de kızartma yağı var içinde. Yılda ancak bir kere yerim. Kilo almamak için Formula 7 hapı içerim. Bu, formülünü benim bulduğum ve ilaca yeni dönüştürülen çok doğal bir antioksidan. Amerikalı ilaç Firması Douglas formülü onayladı ve üretti. İlk defa Amerika dışında bir Türk doktorun formülü böylece kabul edilmiş oldu. Yılın ilacı seçildi. İçinde tere tohumu var; metabolizmayı canlandırıyor. Zencefil var; sindirim sistemini harekete geçiriyor, bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Ayrıca funda yaprağı, yeşil çay var. Eğer yemeği fazla kaçırdıysam sabah-akşam Formula 7 içiyorum.

‘Aaa siz yemek yiyor musunuz?’

Bizim evde köy kokulu yemekler pişer daha çok. Bulgur, bakliyat, mercimek gibi. Pırasa, yeşil mercimek, ıspanak ve tofuyu da çok severim. Hepsi basit yemeklerdir. Aslında ne kadar basit beslenirsek sağlığımız için o kadar iyi. Uzakdoğu mutfağını; özellikle Tayland, Çin, Japon, Hint yemeklerini yerim. Çünkü sağlıklı. Kırmızı et ve kızartma az. Doymuş yağ kullanılmıyor. Yemeğin yanında bol yasemin çayı servis ediliyor. Eşimle birlikte balık-salata yemeye dışarıya çok çıkarız. Dışarıda yemek yerken çok sık yaşadığım bir olay var; tanıyanlar, kafasını uzatıp ‘ne yiyorum’ diye tabağımı inceliyor. Birkaç kere şöyle bir tepkiyle karşılaştım. “Aaa siz yemek yiyorsunuz!” “Ben bitki değilim tabiî ki yiyorum”, diyorum. Bunda şaşacak ne var!

***

Çok yediğimde ertesi gün ‘vicdan çorbası’ pişiriyorum

Diyetisyen Dilara Koçak: “1.63 boyundayım ve şu anda 50-51 kilo civarındayım. Karnıyarık, nohutlu tavuklu pilav ve profiterol çok sevdiğim ama sıkça yemediğim yemekler. Ben güney çocuğuyum Adana ve Mersin yemekleri ile büyüdüm, bazen bu yemekleri çok özlediğim oluyor ve ailemi ziyarete gittiğimde hiçbir şeye hayır diyemiyorum doğrusu. Ancak 1 porsiyonu hiçbir zaman bitiremem. Ayda 1 kez kebapçıya giderim. Balıkçıda tatlı severim, genelde kabak veya ayvayı kaymaksız alırım ve yarısını yerim, yazın ise favorim dondurmadır. Siyah çaysız günüm geçmez, bitki çayı olarak rezene ve yeşil çay içerim. Günde 1 fincan da Türk kahvesi içerim, yanında kuru kayısı ve ceviz yemek en büyük keyiflerimden biridir. Çikolata hiç aklıma gelmez. Ama profiterol, sakızlı muhallebi, dondurma en sevdiğim tatlılardır. Haftada 1-2 gün yerim. Bisküvi çok sevmem ama kuruyemiş ve cips severim, evde kepekli yufka ve peynir ile kendi cipsimi yapıyorum.

Yemek yerken herkes beni göz ucuyla süzüyor

Mesleğimi çok seviyorum ama itiraf edeyim bazen stres yaşıyorum. Çünkü yemeğe gidildiğinde herkes bana bakıyor, ne sipariş edecek diye merakla bekliyor. Eve misafir çağırdığımda ise herkes aynı şeyi soruyor; ‘diyet mi yiyoruz normal mi?’ Tatile gittiğimde tanıyanların göz ucuyla beni süzdüklerin görüyorum. Hatta bir keresinde bir lokantada yan masaya gelen iki kişi menüye hiç bakmadan garsona, “Dilara Hanım ne sipariş ettiyse aynısını istiyoruz.” dediler ve yemek boyunca iki masa sohbet ettik, bunlar hoş tabi. Yaptığınız işin insan sağlığına faydalı olması ve sizin bunun için rehber olması inanılmaz derecede mutlu ediyor insanı. Ama beni pizza, kebap veya tatlı yerken görenler ne düşünüyor bilemiyorum. Her şeyi yiyorum ne kendime ne de danışanlarıma hiçbir besini yasaklamıyorum. Önemli olan dengeli seçimler yapmak. Hep söylerim, hiçbir besin tek başına suçlu değildir, hiçbir besin de tek başına mucize yaratmaz. Bir de benim vicdan çorbası tarifim var. Çok yediğinizi düşündüğünüz günün ertesinde vicdanınızı rahatlatmak istiyorsanız bu çorbadan içiyorsunuz, hem vicdanınız hem vücudunuz hafiflemiş oluyor. Size de tarifini vereyim:

Malzemeleri: 2 orta boy kabak, 2 orta boy soğan, 2 orta boy domates, 2 yemek kaşığı bulgur, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 demet nane, 1 demet maydanoz, 3-4 diş sarımsak, kuru nane, tuz, kekik, kimyon.

Hazırlanışı: Tüm malzemeler az su (1-2 su bardağı) ile haşlanıp blenderdan geçirilip servis edilir.

***

Eşim çok güzel imambayıldı ve dolma yapıyor, Yürüyüş beni çok sıkıyor

Kalp Cerrahı Mehmet Öz: “Çok hareketli bir hayatım var. Aynı zamanda çok dikkat gerektiren bir mesleğe sahibim. Dolayısıyla kendime iyi bakıyorum. Hayatım boyunca hiç ilaç kullanmadım. Tansiyonum düşüktür. Her ölçtüğümde 11/7 çıkar. Her gün mutlaka 30 dakika spor yaparım. Bunun vücuduma zindelik verdiğini biliyorum. Tenis oynarım ve bisiklete binerim. Sabah 08.30’daki ilk ameliyatıma girmeden önce bir avuç ceviz ve badem yerim. Bu bana gerekli olan kaloriyi verir ve kahvaltıya gerek duymam. Öğlen bir gün önce evde eşimin yaptığı bir sebze yemeğini masamda çabucak atıştırırım. Akşam 21.00’de eve geldiğimde ailecek masaya otururuz. Eşim Lisa vejetaryendir. Ben genellikle balık yerim. Haftada üç kere balık yerim, en çok lüfer, kalkan ve somon. Soframızda sadece taze sebze, soya ve meyve olur. Şunu da söylemeliyim ki Lisa çok güzel imambayıldı ve dolma yapar. Yemekten sonra çocuklarımla beraber yarım saat ya da 45 dakika oyun oynarım. Top, ebeleme gibi oyunlar… Bu aynı zamanda benim için bir spor çünkü yürüyüş beni çok sıkıyor. Tüm bunların yanı sıra şeker çok az alırım ve bol bol su içerim. Bir dönem Amerikan futbolu oynamıştım, o zaman 90 kiloya çıkmıştım. Tekrar 80 kiloya dönmek için spor yaptım ve tatlıdan uzak durdum. Kilo kaybederken kemikleri kuvvetlendirmek önemli. Fındığı çok severim. Balık ve sebze dışında hayır diyemeyeceğim şey Mado’nun dondurmasıdır. Zeynel’de tavuk göğsü, Divan’da da çikolata kaplı badem yemeye bayılırım. Çikolata ve tatlıları pek tüketmem ama yüzde 70 saf kakaoyu çok seviyorum. Kilom hiç değişmiyor. Çünkü haftada 4 kez spor yapıyorum. 20 yıldır aynı kilodayım. Boyum 1.82 cm. Kilom 82. Bunun haricinde haftada 3-4 kez daha ağır egzersiz çalışıyorum. Yogayı seviyorum çünkü vücudu incitmeden çalıştırıyor. Yaralanma riski yok. Ayrıca stresle baş etmede yardımcı oluyor. Haftada üç kez tartılıyorum. Bisküvi tarzı abur cubur şeyleri yemem, daha çok fındık, fıstık, ceviz, badem tüketirim.”

***

Her gün künefe yiyorum

Diyetisyen Selahattin Dönmez: “Ben hijyene çok önem veriyorum. Bir şeyi yerken değil de, satın alırken tedirgin oluyorum. Bu nedenle bütün sebze ve meyveleri eve gelince zeytinyağlı sabunlu suda yıkarım. Çünkü en sağlıklısı bu. Kimyasallardan en iyi şekilde arındıran bir yöntem. Yeşil saf sabunu suyun içinde biraz köpürtüyorum, sebze ve meyveleri koyuyorum. Bir süre bekliyor, sonra bol su ile duruluyorum. Zeytinyağlı sabun en güzel antiseptiktir. 5 yıldır bu yöntemi uyguluyorum. Danışanlarıma da tavsiye ediyorum.

En sevdiğim yemek zeytinyağlı biber dolması

Haftada 2-3 kez pişiririz. İkincisi ise ızgara balık ya da fırında balık. Ama benim en çok sevdiğim ve hayatımdan hiç çıkarmayacağım yiyecek mercimekli bulgur pilavıdır. İskenderun’luyum. Bizim oraya özgüdür. Yöremizde hamurlu yiyecekler ve künefe meşhurdur. Özellikle künefeyi memleketten özel olarak getirtiyorum. Hiç çekinmeden de yerim. Bazen haftada bir, bazen her gün… Tabi küçük bir porsiyon. 1.80 boyundayım. Kilom 72. Haftanın dört günü dışarıda yemek yerim. Mezaluna’da Ricotto pizzayı çok güzel yaparlar. Akdeniz pizzasıdır. Siyah zeytinden değişik peynirlere kadar, domatesinden biberine kadar içinde birçok çeşit var. İnce hamur açılır. Büyük bir porsiyondur. Kovva restoran çok özel bir yerdir, menüsü çok değişik. Damak zevki iyi olanların, iyi aşçının elinden çıkmış yemeği tanıyanların gittiği bir yer. Köfteli erişte yaparlar. El yapımı eriştenin içine minik minik köfte katıyorlar. İyi bir gurme değilim ama lezzetli yemeği algılayan biriyim.

Diyetisyen olmasaydım bu kadar kendime dikkat eder miydim, bu tartışılır!

Beslenme uzmanı olmak kendine bakmayı gerektiren bir meslek. Çünkü biz burada göz ya da kalp ameliyatı yapmıyoruz. Kelin ilacı yokmuş da başına sürememiş gibi bir algı oluşmasını tabi ki istemiyorum. Bu nedenle kendime dikkat ediyorum. Diyetisyen olmasaydım bu kadar kendime dikkat eder miydim, bu tartışılır!

Bir gün Adem Baba balık restoranına gittim. İçerisi kalabalıktı. Önce ızgara kalamar istedim, sonra kalkan tava geldi, yanına da peynirli, domatesli bir salata… Sonra fark ettim ki, yan masadaki kadın ben ne istiyorsam aynısını sipariş etmeye başladı. Ailem geldiği zaman Kanlıca’ya yoğurt yemeye gideriz. Bir keresinde yeğenim patates tava istedi. Masaya gelince ortaya koyduk. Yazılarımı okuyan bir bey hemen yanıma geldi, ‘Ben sizi takip ediyorum ama patates tava yediğinizi görünce birden kafam karıştı.’ dedi. Bu tür durumlarla sık sık karşılaşıyoruz.

***

Bazen keşke bu mesleği yapmasa mıydım diyorum Balığa asla hayır diyemem, karnım tokken bile yerim

Diyetisyen Turgay Köse: “13 senedir kilom aynı. 1.77 boyundayım. 69 kilodayım. Makarnanın her türlüsünü severim. Kıymalısı, peynirlisi, domates soslusu, sarımsaklısı… Kahvaltıda bile yiyebilirim. Makarnanın sosu ve içine giren yağlar kilo aldırır. Kendisi aldırmaz. Kilo yapsa bana yapardı. Hayır diyemeyeceğim yemek balıktır. Karnım tokken bile yiyebilirim. Kuruyemişten de asla vazgeçemiyorum. Hastalarıma söyleyip de benim yapmadığım tek şey badem, ceviz, fındık, fıstık gibi kuruyemişleri çok tüketmem. Hastalık gibi bir şey. Kendimi frenleyemiyorum.

Tandır ve kuzu kebabını çok severim

Bakırköy’deki Gelik’e tandır ve kuyu kebabı yemeye giderim. Sonuçta biz de bu tür şeyler yiyoruz. Feriye Lokantası’nın yemeklerine bayılırım. Ama biz yerken şuna dikkat ederiz; siz her hafta mı tandır yersiniz, biz ayda bir kez yeriz. Porsiyonumuz da küçüktür. Bazen gece yarısı kalkıp işkembeciye giderim, kokoreç yerim. Ama şunu yapmam; işkembemi içeyim, üzerine kokoreç yiyeyim, yanına ciğer ızgara, bir de beyin salatası alayım demem.

Diyetisyen olmasaydım şimdi kilolu olurdum

Bazen keşke bu mesleği yapmasa mıydım, keşke bu kadar çok bilmese miydim diyorum. Hayatımda en çok merak ettiğim şey şudur: Üniversite aynı evi paylaştığım iki arkadaşım vardı. Hepimiz aynı kilodaydık, aynı kıyafetleri giyerdik. Şu anda biri benden 20, diğer 30 kilo daha fazla. Bu işi yapmasaydım kaç kilo olurdum, sağlığım nasıl olurdu diye merak ediyorum. 2009 senesinin başında beri hiç tatlı yemedim. Çünkü kendimi sınamak adına yeni bir şey deniyorum. Acaba tatlısız yaşayabilir miyiz? Şeker hastası olsam acaba nasıl olurdu? Hastalarıma tatlıyı kesebilirsiniz diyorum ama kesmek mümkün mü? Tahıllardan baklagillerden süt ürünlerinden meyve ve sebzelerinden karbonhidrat alıyoruz. Dolayısıyla bunlar bizim şeker ihtiyacımızı karşılıyor, diye düşünerek böyle bir deneme yapıyorum. İki buçuk aydır canım bir kere tatlı istedi. O da muharrem ayında aşure.

Üç kez aşırı yediğim için mide problemi yaşadım

Üç kere aşırı yediğim için mide problemi yaşadım. Gastrit problemim var, mide yanmasından dolayı sabaha kadar gözüme uykunun girmediği, yatağımda sağa sola döndüğüm anlar oldu. Bir gece 22.30’da Beyoğlu’nda yemek yiyorum. Hastalara gece geç saatte yemek yemeyin diye tavsiye ederiz ya, hemen biri beni gördü. Neden yediğimi sordu, konuştuk. Çünkü Nişantaşı’ndan Beyoğlu’na yürüyerek gitmiştim. Kursta 2 saat Latin dansı yapmıştım. Dönüşte de tekrar yürüyerek eve dönecektim. Gece de çalışacaktım. Normal şartlarda geç yemek doğru değil. Ama böyle bir durumda yenilebilir diye açıklama yapmak zorunda kaldım.

***

Arkadaşım kafasını çevirince gizlice simidinden koparıyorum

Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Taylan Kümeli: “Çevremdekilere ‘Aman Tanrım bu da yenir mi?’ dedirten bir kahvaltı mönüm vardır. Sofradakiler, sahanda yumurtaya ekmek batırırken ben çoklukla probiotik ve müsli tüketirim. Ama kafalarını başka yöne çevirdiklerinde, simidin ucundan alıp ağzıma tıktığım da olmuştur! Tamam, itiraf ediyorum, biraz da Ezine peynirinden alırım… Bazen de ‘felekten bir gün’ çalmak için; öğlen yenilmiş bir salatadan sonra dondurmalı irmik tatlısını da kaçak bir şekilde tırtıklarım. Danışanlarıma yazdığım reçeteleri önce kendi üzerimde denerim. Ne derler bilirsiniz, kendin için istemediklerini başkaları için düşünme! O zamanlar düzenli olarak reçeteye uymaya gayret ederim. Özellikle yeni bir formül üzerindeysem… Ben sebze delisiyim. Ama etli nohuta da bayılırım. Tekir tavaya hayır demem ama yanında şöyle ekşili bir deniz börülcesi olacak. Bana inanmayacaksınız belki ama semizotunu çok severim. Salatasını, yemeğini… Aslında ekşi tatları çok sevdiğim bir gerçek. O yüzden sanırım sebzeye daha yakınım. Ve dediğim gibi, dondurmalı irmik tatlısına dayanamam. Gittiğimiz bir yerde, masadakilerden birisi sipariş etmişse birkaç lokma yemeden bırakmam… Menemen de yine favorilerim arasında. Bir sabah kahvaltısında, tavşan kanı demli çayla.

Çocuklarımla ‘pis tura’ çıktım

Gümüşsuyu’nda otururken, çocuklarım “hadi anne Taksim’e gidelim’ diye tuttururlardı. Onların ‘pis tur’ adını verdikleri bir yemek maceraları vardır. Islak hamburgerle açılış yapılır. Kokoreçle kreşendo gerçekleşir. Midye dolma ile sona erer. Sadece ağız tadı değil, sağlam bir mide de gerekir hani… İşte o kabahate beni de bir kez ortak ettiler.

Cihangir’deki Doğa Balık’a giderim. Öğlen yemeği için, salata ya da sebze seçeneklerinin olduğu mekanları tercih ederim. Ama bu ara sıra Tike’ye kebap yemek için uğramadığım anlamına gelmez. Ben çok güzel yemek yapamam… Eskiden yapardım ama vaktim yok artık. Yine de çorbalarımın iyi olduğu söylenirdi. Benim yaptığım değil, tarif ettiğim yemekler daha tercihe şayan. Sabah, ayılmak için şöyle okkalı bir kahve; gün içerisinde sık sık bitki çayı, akşam ayaklarımı uzatıp mis gibi bir çay içerim. Çikolataya ayılıp bayılmam. Tercih edeceksem bitteri yerim. Minik bir ısırık bana yetiyor. Şerbetli tatlıları da pek sevmem. İçim almaz çok. Ama su muhallebisini ve dediğim gibi dondurmalı irmik tatlısını severim.

Kilo konusundaki tek takıntım; iki çocuk doğuran ve tiroit problemi olan bir kadına göre en sağlıklı düzeyde kalabilmektir. Gerçekten de uzun zamandır, kilo grafiğimde öyle ciddi değişimler yok. Ama menapoz gibi bir dönemde olacaktır elbette… Ben de o zaman kilomu, bu olguya göre değerlendireceğim. Zaten, kırklı yaşlarımda tutup da Kate Moss’a özenmek hastalıklı bir davranış olurdu. Bir mimar, çizdiği projedeki milimetrik hataları nasıl fark ederse; ben de vücudumdaki gram değişikliği bile fark ediyorum. Ha, bu harika bir özellik mi? ‘Bilmek acıdır!’ diyeceğim sadece. Kuruyemiş olarak kuru erik, kuru vişne ve bir avuç bademi her gün tüketirim ama asla çekirdek çitlemem. Her akşam, iki saat bisiklet çeviriyorum. Her doğum günümde pek çok pasta hediye olarak gelir. Ama hepsi, kepekli unla ve yapay tatlandırıcıyla yapılmıştır. Oysa ben, kestaneli bir dilimi hepsine tercih ederim. (Aramızda kalsın).

Sponsorlu bağlantılar

Baharda sağlıklı beslenerek formda kalmanın püf noktaları Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık