BAKIŞ AÇISI

Yaşadığımız toplumda iç içe, el ele aydınlık gelecek için; gönül kırıcı, can yakıcı olmadan; cömert istekli birbirimizi karşılıksız severek, bir arada yaşamak zorundayız. Birbirimize karşı sadık ve güvenilir olmalıyız. Unutulmaması gereken birbirimize karşı olan görevlerimizde var.

Bunlar nelerdir?

Toplumun adına saygılı layık olmak adına hiçbir zaman etnik kimliğimizi ve görüşümüzü en üstün kabul etmeyerek karşımızdakini hor ve aşağılayıcı olmamalıyız. Değişik fikir ve görüşler toplumun zenginliğidir. Yükselen, ilerleyen bu yolda herkes görüşünde ve fikrinde özgürdür ve benim fikrim ve görüşüm en iyisidir saçmalığına kapılmadan bu zenginliğe, zenginlik katarak fikirlerimizi, görüşlerimizi saygıdeğerce; yüksek gönüllüce ortaya sererek harmanlamalıyız.

Yok, edici ve alay maskesini suratımıza geçirmeden, pervasızca vurdumduymaz olmadan beraberce bu toplumda yaşamak zorunda olduğumuzu kesinlikle unutmamalıyız. Birbirimizin, birbirlerimize sunulan bir armağan olduğu düşüncesi ile hareket ederek olağan üstü vasıflara bezenmiş olarak saygıdeğer olarak, canı gönülden kucaklaşmak zorundayız.

Bakış açısı; çok, çok şerefli ve onurlu bir haslettir ve önemlidir. Şerefli ve onurlu olan bu bakış açısı; geniş ferah aydınlık yarınlar için varlıklı bir zenginlik olarak tarihe altın harflerle yazılacaktır.

yazarBu uyumlu ve ahenkli, uzlaşmacı yaşam ile geleceğimizin teminatı olan; çocuklarımız; sert acımasız bir kimliğe bürünmeden şefkatli ve koruyucu olarak yarınlarımızı savaştan, acımasızca kendi fikrimizi empoze etme uğruna acımasızca silahlara sarılarak katliama girmeden refah ve mutluk içinde yaşayabilirler. Baskıcı, hoşlukla alakadar olmayan bakış açısı gözlüğümüzü çıkararak bilgi ve bilim alanında bilgin anlayışlı keşif yapacak çocuklar yetiştirmek ve bu hayata sunarak olgun ve erdemli bir duruş sergilemeleri için çalışmak boynumuzun borcu olmalı. Bu bulucu mucit ele avuca sığmaz can atlısı çocuklarımız hepimizi çocuklarıdır.

Her çocuk anne ve babasını kardeşini seçmekte özgür değildir ama arkadaşlarını ve toplumu ve fikirlerini ve düşüncelerini açıklamada seçmekte özgür iradeye sahip olduğunu bilmeliyiz ve bu anlayışı kulağımıza küpe olarak takmalıyız ve güvenilir bir aksesuar olarak taşımalıyız gururla kılavuz ve rehber olarak taşıyabiliriz.

Hazret-i Mevlana, insanın terbiye neticesinde olgunlaşmasının bir misalini mecazi bir üslûpla şöyle anlatır:“Tenceredeki ham nohuda bak! Ateşte kaynayan sudan canı yanınca nasıl da yukarı doğru sıçramaya başlar, yüzlerce taşkınlık göstermeye koyulur
(Kendisini pişirip yemek hazırlayacak olan hanıma hâl lisanıyla der ki:)

–Niçin beni ateşlere salıyorsun? Madem beni satın aldın, ne diye bu hâllere uğratıyor, benim canımı yakıyor, beni horluyorsun?

Evin hanımı da, nohuda kepçe ile vurarak der ki:

–Hayır, iyice kayna, adam akıllı piş de, ateşten sıçrayıp kaçmaya kalkışma! Ben seni hor gördüğümden, istemediğimden, sevmediğimden ötürü kaynatmıyorum. Bir tat, bir lezzet elde edesin de gıda hâline gelesin, yenesin, cana karışasın diye kaynatıyorum. Yoksa seni cefalara salmak, seni horlamak için değil.”

YAZAR:MEHMET ALUÇ

Sponsorlu bağlantılar
ÖZEL ARAMA FORMU

ARADIĞINIZI BULAMADIYSANIZ BURADAN ARAYIN

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık