BALIKÇI GÜZELİ ROMANININ ÖZETİ ,KİTABININ ÖZETİ

BALIKÇI GÜZELİ ROMANININ ÖZETİ ,KİTABININ ÖZETİ

Yazarı: Kemalettin Tuğcu

Romanın Özeti

Herkesin beğenisini toplamış balıkçı güzeli diye anılan Selim’in Markos’a büyük yardımı geçmişti. devrilen sandalından kimse yardım etmezken bu Rum gencine hiç beklemediği bir şekilde Selim el uzatmıştı. Onu ölümden son anda kurtarmıştı. Bundan dolayı Markos Selim’e çok minnettardı. İkisi de balık tutuyorlardı O günden sonra Markos Selim’i güzel havalarda ziyaret ediyor beraber yemek yiyor gezintiye çıkıyorlardı ve balık tutuyorlardı. Selimin babası her gelişinde Markos’a çok fazla ikramlarda bulunuyor gönderirken de bir sürü hediyelerle geri gönderiyordu.

Arada bir selim Rum kıyısına gidiyor. Yiğitliği ile kendisine dokundurtmuyor rahatlıkla gezinebiliyor Rum kıyısını yakınlarında rahatlıkla balık tutabiliyordu. Bir gün Markos kardeşi güzel Yuana ile beraber çıkmıştı balığa onu da Türk kıyılarına getirmek istedi biraz çekinen kız kardeşi yine de abisiyle beraber Türk kıyılarına gittiler. Orada biraz dinlenmek için oturacaklar Marklos kardeşine Türk kıyısının babasının dediği, kadar kötü olmadığını gösterecekti. Bu sırada Selim geldi yanlarına beraber Selim’in babasının çifliğine gittiler.

Yuana gördüğü ikram ve iyi tavırlara şaşırmış Türklere karşı olan bakış açısı iyi yönde değişmişti. Daha sonra eve gittiğinde her şeyi olduğu gibi annesi Mitero’ya anlatmış aklı hep oralarda kalmıştı. kendisinde hap Türk kıyılarına gitme isteği belirmişti o bereketli toprakları bir türlü unutamıyordu.

Kolipolis’te (Gelibolu) büyük savaş gemilerinde yaşayan askerler çok kötülerdi. Onlar dolaşırken bütün kızlar kadınlar evlerine çekilirlerdi çünkü kızlara kadınlara sataşırlar onları kaçırırlardı. Bu askerler dolaşırken bu sefer de Yuana’yı kaçırmak istemişlerdi Yuana’nın babası her ne kadar engel olmaya çalışsa da kafasına yediği bir kılıç darbesiyle yere serilmişti. Bu arada yakın kıyı da balık tutmakta olan Selim yetişerek Yuana’yı balıkçı denizci askerlerin elinde kurtarmıştı. Halkın Selime karşı sevgisi bir kat daha artmıştı.

Sonbahar yaklaştığında Yuana tekrar karşı Türk kıyılarına gitmek istiyordu. Markos kardeşinin Selime karşı bir ilgisi olduğunu anlamıştı ve onu karşı kıyılara götürmüştü. Yemekler yendi sohbet edildi Markos biraz uyumak için uzanmış ve dalmıştı.

Markos’un uyuduğundan amin olan Yuana Selim’i deniz kıyısında ki kayalıkların üstüne çağırdı ona tatlı sesiyle eski bir masal anlattı. Masal şöyleydi karşı karşıya olan bu kıyılar da büyüklerinden habersiz iki genç birbirlerini seviyorlardı. Kız her gece kendi kıyılarında ateş yakar delikanlı da ateşe bakarak koca denizi yüzer sevdiğine ulaşırdı. Sonra tekrar dönerdi. Bir gün kızın yaktığı ateşi önce rüzgar daha sonrada yağmur bir olup söndürmüştü sevgilisine kavuşma ümidiyle sulara atılan genç ateşin sönmesiyle ve denizin o gün dalgalı oluşu nedeniyle sularda yönünü bulamamış azgın dalgalar ertesi gün gencin ölmüş bedenini kıyıya vurmuştu.

Eski masalı Selim’e anlattıktan sonra Selim’e onun için ateş yaksam Selim’in de karşı kıyılara kadar gelip gelemeyeceğini sorarak ona aşkını ilan etmişti. Selim den onun karşılık vererek geleceğini söyledi selim biraz şaşırmıştı ama içinde tarif edilmesi zor duygular yaşıyordu.

O gün Rum kesiminde Ekzamil panayırı vardı. Herkesin bu panayıra gideceğin dolayı rahatça masalda ki gibi buluşacaklardı o günün akşamını heyecanla beklediler. Nihayet Yuana ateşi yakmıştı. Selimin yüzmesi çok iyiydi nede olsa o balıkçı güzeliydi onun için denizde yüzmek karada yürümek kadar kolaydı. Fakat denizin soğukluğu ve sandallara bile saldıran köpek balığı gibi engelleri vardı bunun için yanına bir hançer almıştı. Yüzerek karşı kıyıya geçti onu gören Yuana çok sevinmiş Selim etrafında pervane olmuş onu dinlendirmişti. İki sevgili beraber vakit geçirdikten sonra Selim Markos’un teknesiyle geri dönmüştü. Bu böyle tekrarlanıp devam etti.

Yuana ateş yakıyor ateşin yandığını gören Selim hemen karşı kıyılara gidiyordu. Bu böyle devam etti ta ki Yuana bunu yakın arkadaşına söyleyip bu konunun yayıla yayıla babasına ulaşmasına kadar. Bunu öğrenen baba Mardinos çok hiddetlendi zaten aşırı şekilde Türk düşmanıydı. Bu sefer ateşi yakan Yuana değil Mardinos’tu Selim’i beklemişler geldiğinde de hemen öldürmeyi düşünüyorlardı yanında ki Rumlarla beraber. Selim karşı kıyıya ulaştığın da bu sefer Yuana’yı göremeyince Yuan’nın ona sürpriz yapmak istediğini düşünmüş ama bir anda Rumlarla karşılaşmış daha sonra kayaların üstüne çıkıp Yuana’nın adını bağırmış herhangi bir yanıt alamayınca bunun sadece kendisine yapıldığını anlamış ve kafir elinde ölmektense sularda ölmeyi daha hayırlı bularak sulara kendini atmıştı. Selim’in yaşayacağına ihtimal vermeyen Mardinos kızına olup biteni anlatmış ve onu fena şekilde dövmüştü. Yuana çektiği acılara dayanamayarak yarı deli bir hale gelmişti. Yuana bir türlü hastalıktan kurtulamıyor genç kız çöktükçe çöküyordu.

Bir gün Orhan beyin oğlu Şehzade Süleyman Rum kıyısını gözetleyerek düşünüyordu. O sırada Selim ile karşılaştı selimi biraz tanıyan Şehzade Süleyman’ın ilgisini Selim ‘in Rum kesimi ile ilgi bilgileri dikkatini çekmiş Selim’i yanına almıştı.

Rumeli’ye geçiş için Selim Şehzade ve arkadaşları yola çıkmışlar vardıkları Cimbe kalesini fethetmeleri zor olmamıştı çünkü buradaki askerlerin çoğu Ekzamil’deki panayıra gitmişlerdi. Kaleye girdiklerinde de bir aralık bir askerin bir kızı kovaladığını gördü askerle beraber koşmaya başladı kızı yakaladıklarında asker kıza vurmaya başladı Selim kızın Yuana olduğunu anladığında askere kıza vurmamasını emretti daha sonra arkasından telaşlı telaşlı onu çağıran sese yöneldi bu arada o askerin adını almayı da unutmamıştı. Daha sonra şehzade ile Ekzamil’in yoluna çıktılar.

Ekzamil halkı tam bir direniş göstermedi, burayı almak kolay oldu. Sonra Gelibolu savaşı meydana geldi bu savaş kanlı ve zor olmuştu. Selim sağ omzundan bir ok yarası almıştı bu savaştan sonra selim’in yarası tedavi edilirken şehzade Biga ya gitmişti. Biraz derman bulunca hacı-il bey’in yanına gitti hacı-il beyi ona korcuların yanında kalarak şehrin dirliğini koruma görevi verdi. Biga seferinden dönen Şehzade Süleyman karşısın da eski arkadaşını görünce (bilgi yelpazesi. net) çok sevindi onu hemen yanına onbaşı olarak aldı. Bir gün paşanın mektubunu padişaha ulaştırmak için görevlendirilmişti dört gün içinde paşanın mektubunu yerine ulaştıran Selim paşanın büyük iltifatlarına mahzar olmuştu. bu dönem de Şehzade Süleyman paşa Edirne’yi almak için hazırlık yapıyordu. Bunun için hazırlık yaparken beylerle bir av tertiplemişlerdi fakat Şehzade bir ok gibi fırladığı atın üstünde o hızla ağıça çarparak ölmüştü.

Selim Şehzade öldükten sonra eski yerinde kalmak istemedi. Hacı-il beyde onu karakol kadırgalarından birine verdi ve koruması için görevlendirdi. aradan on gün geçmeden serlim Gelibolu’dan narin bir tekneyle sulara açıldı. Emrinde kırk yiğit bulunuyordu fakat yiğitler bu daha bıyıkları yeni bitmiş olan bir delikanlının emrinde olmayı ar sayıyorlar somurtuyorlardı.

Boğaz bekçisi olarak görev aldığı daha ikinci günü koca bir kadırganın üstüne yürümüş ve onu durdurmuştu. İşte o gün yanında çalışanlar onun ne kurt olduğunu anlamışlardı. Selim kaptan yanında çalışanlara çok iyi bakıyor onların her türlü ihtiyaçlarını karşılıyordu.

Suların durgun boğazın sessiz olduğu bir günde kendi teknesi ile sulara açıldı. biraz balık tuttuktan sonra Cimbe kalesine doğru yol aldı kayaların üstünde otururken kıyıdan gelen seslere kulak verdi. Kıyı askerleri birisini yakalamış tartaklıyorlardı bu Markos’tu. Selim Markos’u askerlerin elinden aldı. ondan Yuana’nın durumunu öğrendi. Yuana esir olarak Fazıl Bey’in çiftliğinde çalışıyordu. çiftliğin yerini öğrendi. Yuana’nın oniki duka ya satın alındığını öğrandi. Daha sonra Markos’u güvenli bir şekilde Kolipolis’e yolladı. onu Ece Bey’e emanet etti.

On iki duka altını nasıl bulacağını düşünen Selim derdini İdris Kaptana açtı. İdris Kaptan altını beylerden istemesini önerdi. Selim kesinlikle beylere el açamayacağını söyleyerek tavrını belli etti. daha sonraları İrdir Kaptan selim’in yanına gelerek gemicilerin aylıklarının gelmediğini söyledi. Selim para istemeyi hiç sevmezdi. İki gün geçince denizciler somunsuz kaldılar. Selim iki askeri balık satmaya gönderdi. Onlar da gelmediler. Kolipolis sancak beyi geldi. gemicileri serseriliğe ve balıkçılığa alıştırdığı için Selim’e kızdı. Bunun üzerine Selim sancak beyine kızarak onu gemiden kovdu. olaylar böyle gerçekleşince Selim giderek Ece Bey’den yoldaşlarının aylığını istedi.

Ece Bey gemicilerin yolluğunu fazlasıyla verdi. O akşam İdris Kaptan herkesin hakkını dağıttıktan sonra Selim’in yanına gelerek on duka bir keseyi önüne bıraktı Selim de de iki duka bulunuyordu. bu altınları Selim’in durumunu İdris Kaptan’dan öğrenen gemiciler birbirlerinden habersiz olarak vermişlerdi.

Ertesi gün kaptan uzunca bir mektup yazdıktan sonra bunu Köse Murat’la Fazıl Bey’e gönderdi. Fazıl Bey’ e gönderdi. Fazıl Bey’de eline geçin mektuba bir karşılık yazdı ve yanında bir torbayla mektubu gönderdi.. mektubu açan Selim Yuana’nın artık kendisin olduğunu okudu. Torbayı açtıklarında ise 615 altın çıktı. Bunlar denizciler arasında paylaştırıldı. Gemiciler çok memnun oldu ama en çok memnun olan şüphesiz Selim’di. İlk defa tatlı tatlı Yuana’ya kavuşma umuduyla uyuyordu.

Romanın Ana Fikri

Tükler’in Rumlardan üstün olan özellikleri okuyucuya verilmek istenmiştir. Türklerin özellikle daha cesur oldukları, savaşçı özellikleri, yiğit oluşları, din ırk ayrımı yapmadan daha cömert ve adil oldukları, çalışkanlıkları gibi güzel özellikler okuyucuya verilmek istenmiştir.

Kitap okunduğunda insanda romanda ki bazı Türk karakterlere bir ilgi uyanırken kötü karakterde olmayan Rum karakterlere karşı insanın kafasında herhangi iyi bir özellik oluşmuyor.

Romanın Konusu

Selim adında ki bir Türk gencinin karşı kıyıda olan Rum kızı Yuana ya duyduğu karşılıklı aşk ve Selim’in dönemin şehzadesiyle birlikte savaşlara katılması. Selim’in yardımları ile Rumeli‘ye geçilmesi.

Sponsorlu bağlantılar
ÖZEL ARAMA FORMU

ARADIĞINIZI BULAMADIYSANIZ BURADAN ARAYIN

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık