BEDOŞ ROMANININ ÖZETİ ,KİTABININ ÖZETİ, ROMAN ÖZETİ

BEDOŞ ROMANININ ÖZETİ ,KİTABININ ÖZETİ, ROMAN ÖZETİ

Yazarı: KEMAL BİLBAŞAR

Eserin Konusu

Kurtuluş Savaşı yıllarının zorlukları,halkın yaşam mücadelesi ve tüm bu çetin şartlar altında ayakta kalmaya çalışan bir ailenin ve onların öğretmen olma hevesiyle yanıp tutuşan kızları Bedia’nın mücadelesi.

Eserin Ana Fikri

İnsan hayalini kurduğu her şeye sahip olabilir. Bunun tek yolu bu uğurda çok çalışmak ve olumsuzluklar karşısında da var gücüyle savaşmaktır.

ESERİN ÖZETİ

Bedia’nın annesi,Adana Kadısı Nimetullah Metin Roşi’nin en küçük kızı Başo idi. Kadı Efendi Arnavutatu. Birçok sancaklarda çalıştıktan sonra Adana’ya atanmıştı. Buraya geldiklerinde Başo on beş yaşlarındaydı Hapishane Müdürü Halit Efendi’nin karısı Gülendam Hanım Başo’yu biricik oğluna almayı kuruyordu. Gülendam Hanım bu konuda eski kocası Adana Valisi Kürt Bahri Paşa’nın nüfuzuna birde oğlunun yakışıklılığına güveniyordu. Gülendam Hanım Başo’yu babasından istetti. Lakin Kadı Efendi Türkçe bilmeyen kızını Türk’e verip mutsuz etmek istemiyordu. Kızının evlik çağına gelmediğini bahane ederek bu teklifi de geri çevirdi.

O zaman Gülendam Hanım’ın Çerkez damarı kabarmış,Başo’yu Oğlu Memduh ile yaptıkları bir planla kaçırmışlardı. Başo da Memduh’u görünce ona sevdalanmıştı. Kadı efendi bunları duymuş ve Vali Bahri Paşa’ya gitmiş kızını geri istemişti fakat burada. Başo kendi isteği ile Memduh’a kaçtığını söylemiş babası bunun karşısında çok şaşırıp üzülmüştü. Ertesi gün eşyalarını toplayıp memleketine döndü. Başo bu duruma günlerce ağladı.

Başo evliliklerinin ikinci yılında Bedia’yı dünyaya getirdi. Bu sırada hürriyet ile gelen karışıklıklar nedeniyle aile İstanbul’a göçmek zorunda kaldı. Memduh burada polislik görevine getirildi.

Memduhlar’ın oturduğu evin sahibi,mahallenin ‘hocanım’dediği İnas İlkokulu’ndan emekli çok iyi bir kadındı. Bedia ile çok ilgileniyor ona Bedoş diye sesleniyordu. Herkes bu ismi benimsemiş Bedia ‘ya Bedoş demeye başlamıştı.

Bir gün hocanım Bedoş’un diş buğdayı yenmezden önce onu geleneksel bir sınava soktu. Bir torbanın içine tarak, makas,ayna, yüksük, patik,kitap,kalem koydu. Bedoş’tan torba içine kolunu sokup bunlardan birini almasını istedi. Küçük kız kitabın ciltli kapağını sımsıkı yakalamıştı. O günden sonra hocanım onun öğretmen olacağına inandı. Tabi Bedia da…

Bedia günden güne büyüyordu,yaşıtlarına göre oldukça hareketli,meraklı ve konuşkan bir çocuktu,tatlı diliyle girdiği her yerde herkesi kendine hayran bırakıyordu. Bu sevimli hali annesiyle dedesinin barışmasına da yardımcı olmuştu.

Memduh iş değiştirmiş,bir memuriyete girmişti ancak bu yıllar Çanakkale Savaşı’nın en çetin zamanlarıydı. Memduh zabit vekilliğine getirildi ve ardından Suriye Cephesi’ne gönderildi. Başo’nun ablası Fato’da İstanbul’da oturuyordu kendisi ve eşi Başo ve ailesine yardımı esirgemiyordu.

Bir gün büyük Fatih yangınında Bedoş’ların evi kül oldu ve onlar için zor günler başladı. İki katlı bir evin tek odasını kiralayarak burada yaşamaya başladılar. Memduh Suriye Cephesi’nde olduğu için anne çalışıp kızlarına bakmak durumundaydı. Komşusu yardımıyla dikiş dikip satmaya başladı bu sayede geçinebiliyorlardı.

Bedoş okul çağına gelmişti,evlerinin yakınındaki bir okula verildi. Çalışkanlığı,okuma, öğretmen olma arzusu ile hemen öğretmenlerinin gözüne girmişti. Bu arada savaş bitmiş Memduh eve dönmüştü Bedoş ve ailesini güzel günler (bilgi yelpazesi.net) bekliyordu artık. Bedoş 5. sınıfı başarıyla bitirdikten sonra Çapa Kız Öğretmen Okulu sınavlarına katılmıştı ancak ailesine söylememişti çünkü kazanamayacağından korkuyordu. Ve o gün geldi sınav sonuçları açıklanmış Bedoş sınavı kazanmıştı,artık hayallerine daha yakındı öğretmen olabilecekti…

İlerleyen yıllarda Bedoş’un teyzesi Fato’nun eşi Bayram Ağa’ya bir mektup geldi,(Bayram Ağa geçen yıllarda çok para kaybetmiş iflasın eşiğine gelmişti oğulları da hayırsız çıkmıştı çok zor durumdaydı)mektup Ziya Gökalp İlkokulu öğretmenlerinden Bedia Memduh’tan geliyordu. Ve Bedia ilk maaşını eniştesine göndermişti. Bayram Ağa yıllar önce Memduh’a “Gül gibi kızını öğretmen okuluna yazdırıp kötümü edeceksin”diyerek kızmıştı. Şimdi ise Bedia’nın bu davranışı karşısında hem ağlıyor hem de ona dua ediyordu.

Genel Değerlendirme

Kemal Bilbaşar, kendisinin toplumcu ve halka ulaşmaya çalışan bir yazar olduğunu ileri sürüyor. Bedoş romanına baktığımızda gerçekten yazarın bu iki ilkeyi uygulamaya çalıştığını görüyoruz. Gerek eserin dili gerek konusu bakımından bu kendini açıkça gösteriyor. Yazar halka ulaşma isteği ile de romanda çok farklı insanlara yer vermiş ve onların değişik konuşma özelliklerinden faydalanmış. Bir bakıyorsunuz bir Karadenizli ardından Kayserili ya da Kastamonulu karşınıza çıkıveriyor. Bu da esere hoş bir Anadolu havası katmış. Yine Kurtuluş Savaşı’na,bu dönemdeki zorluklara, mücadelelere ve bunlara rağmen yetişen genç nesile değinmesi yazarın bütün bunlara kayıtsız kalmadığını gösteriyor. Yine halkın yaşayışları ve sorunları ile birlikte inanışlarına ve törelerine de yer vermiş.

Kemal Bilbaşar’ın eleştirdiği bir nokta da batıya özeneceğim derken kılık kıyafet ve davranışlarıyla küçük düşen insanlar. Yazar bu düşüncesini Bedia ve babası arasında geçen şu diyalogla anlatıyor;

“Bu ablalarla bu ağabeyler de tiyatroya mı gidiyorlar babacığım?”

“Bilmem belki tiyatroya gidenleri de olacaktır, ama şimdilik piyasa ediyorlar”

“Piyasa ne demek babacığım?”

“Şey gezinmek, dolaşmak yani… ”

Bedia bir an duraksayıp yeniden sordu:

“Niye bu ağabeylerin ellerinde birer baston var babacığım? Bastonu ihtiyarlarla sakatlar kullanmazlar mı?”

Memduh Efendi gülümsedi:

“Haklısın yavrum belki bunların da bir sakatlıkları vardır. Monşer diyorlar böylelerine. Başları sıkılı,yüzleri açık olan hanımlara da tango… ”

Yine eserin sonunda Bedia’nın,öğretmen okuluna gönderilmesine şiddetle karşı çıkan eniştesi Bayram Efendi’ye ilk maaşını göndermesi ve onun hiç değilse dükkanının borcunu ödemesine yardımcı olması eserin çarpıcı bölümlerinden birisi.

Eser hem konu hem anlatım bakımından geniş bir halk kitlesine hitap edilecek şekilde yazılmış bu bakımdan oldukça başarılı.

(Bunun yanı sıra Kemal Bilbaşar bu kitabı eşi Bedia’ya itafen yazmış. Bilbaşar’ın eşi Bedia’da öğretmen. Bu bir varsayım ama belki de Bilbaşar’ın romanında bahsettiği bu küçük kızın öyküsü eşinin öyküsüyle benzerlik gösteriyordur. )

Tenkit:

Bilbaşar’ın bu eserinde olaylar ağırlıkla 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında geçmekte,ancak yazar bu dönemlere sadece değinmiş. Bu yıllardan daha çok bahsedilebilir, halkın durumunu, devletin durumunu daha ayrıntılı anlatabilirdi. Yazar ise daha çok Bedia ve ailesinin durumunu anlatmış ve çoğunlukla Bedia’nın öğretmen olma sevdası üzerinde durmuş. Okuyucu heyecanlandıracak birkaç gelişme dışında olaylar genellikle tek düze devam ediyor. Bu durum romanın bazı bölümlerinde okuyucuyu sıkıyor.

Yine eserede mekan çok geniş değil. Mesela aile evden taşınıyor,okuyucuda yeni bir yer tanıtılacağı izlenimi oluşuyor ama bir bakıyorsunuz ki aile sadece iki sokak ötede ki eve taşınmış.

Memduh’un askere alındığında türlü yollarla cepheye gitmemeye çalıştığını görüyoruz. Bu da yazarın çizmeye çalışmış olduğu kahraman Türk askeri tipiyle ters düşüyor.

Yazar şahıslardan bahsederken onların fiziksel durumlarını fazla anlatmamış hatta bazılarının sadece isimlerini belirtmiş bu da o kişiyi kafamızda canlandırmamızı zorlaştırıyor.

Sponsorlu bağlantılar
ÖZEL ARAMA FORMU

ARADIĞINIZI BULAMADIYSANIZ BURADAN ARAYIN

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık