DOLAR: 2.16 TL
EURO: 2.85 TL

Dazkırı Tarihi hakkında bilgi

Dazkırı Tarihi hakkında bilgi
Dazkırı, tarihi Danişmentlilere dayanmakla birlikte daha yakın tarih olarak Selçuk oğullarının anadoluya yayılmaları ile birlikte Hacı Paşa ağa Reisliğindeki Tatoğulları aşireti olarak Kızılırmak boylarından gelenlerle bilahare adana tarafından gelerek yerleşen Farsak Aşiretinin torunlarıdır. Bir alay kuvvetinde olan Tatoğulları aşireti, Dazkırıyı merkez yurt olarak kurmuş ve bugün değişik isimler almış olan Yukarı Yenice, Demirciköy, Çiftlik, Aşağı Yenice, Darıcılar, Gençali, Yüreğil köylerini değişik hizmetler için yerleşim sahası haline getirmişlerdir

Bu köylerin sahaları o devirlerde alayın yaylım ve geçim sahaları olarak kullanılmıştır. Bilhassa Osmanlı imparatorluğu devrinde gönüllü sipahi alayı olarak görev imtiyaz almış olan Tatoğlu Hacı Osman Ağa atlarını, Yüreğil ve Gençali otlaklarında otlatıp barındırmışlardır. Bu atların toplu halde yaylım yapıp bakılmasına öğrek denilirdi. Atların sulanmaları için Gençali köyünde ahırlar ve bugün dahi hala ÜÇOLUKLU çeşmesi ayakta olup, adı da Tatoğlu çeşmesidir. Buralarda şimdi sonralarda yerleştirilen Çerkezler yaşamaktadırlar ki bu insanlar büyüğe saygının timsalidirler. Bu alayın toplanıp orduya katılma hazırlıklarının yapılması için birde kışlası mevcuttur ki hala bu kışlanın kalıntıları kışla mevkiinde mevcuttur.

Dazkırı, ovasında yaylım yapan atların sulanması da bugün dahi hizmetteki kadıncık yapılmaktaymış. Bu çeşme Hacı Osman Ağanın eşi tarafından yaptırılmıştır. Farsak aşireti ile kaynaşıp akra balıklar kurulurken tatoğlu aşiretinden bir kol başmakçı ya, bir kol da Yukarı Yenice ye yerleşerek orada iskan olmuşlardır. Yukarı Yenice eskiden yazlık mesire yeri olarak kullanılırken bugün büyük bir köy olmuştur. Tatdemirci denen bugünkü Demirci köyden 2300 nüfuslu büyük bir köy olmuştur. Esasta Peltek bir Tatoğlu aşireti mensubu buraya yerleşmiş ve alayın kılıç ve mızraklarını yapmak için demirciliğe başlamış, bunlara kendi adını vermiştir.

Yüreğil ve Aşağı Yenice köyleri, o zamanlarında atların yaylım ve tuz ihtiyaçlarını temin ederlermiş. Bu iki köyümüzde, elbette ki bu aşiretin karışım torunlarıdır. Alayın sorumlusu Tatoğlu Reisi Ağa lakabı ile bugün dahi kalıntıları mevcut olan avlu denen yerde etrafı kalın duvarlarla çevrili mermer büyük kapıdan nöbetçiler nezaretinde girilip çıkılan bir kaleye benzeyen şekilde bir avlu yaptırmıştır ki bugün dahi bu avlunun muazzam taş kapısı hala ayaktadır. Dazkırıdaki avluda hala zamanında yapılmış çeşme akmaktadır ve bu avludaki yıkıntılar yerine yeni evler yapılmıştır. Tatoğlu aşiretinin bugünkü torunları soyadı kanunu ile Şen ocak soyadını, Farsak aşireti torunlarının bir kısmı Sönmez soyadını almışlardır.

Aşiretlerin Dazkırıya yerleşmeleri anında ilçenin bugünkü arazisi üzerinde hemen, hemen hiçbir aşiret yok gibidir. Aşiretlerin yerleşmesi ile Dazkırının ismini o zaman APA koymuşlardır ki yazlık bugünkü Y.Yeniceye Yukarı Apa, A. Yeniceye ise Aşağı Apa, olarak isimlendirilmiştir. Apalar aynen bırakılmıştır. Uzun süre Bolatlı adını taşıyan Dazkırı, Cumhuriyet devriminde Ankaranın Polatlı ilçesi ile isim karıştırıldığı gerekçesi ile Bolatlı adı Dazkırı olarak değiştirilmiştir. Dazkırı adı mülki idarede Dazkırı olarak geçerken DDY de Tazkırı olarak kullanılmış, istasyon levhası Tazkırı olarak asılmıştır

Dazkırı adı konyanın bozkır ilçesi ile karışıyor gerekçesi ile zamanının il genel meclis üyelerinin teklifi ile Dazkırıda mevcut Kocaoluk çeşmesinin adı Dazkırıya, verilmiş ve Kocaoluk ismini almışsa da Dinar ağır ceza mahkemesinde mübaşirin Dazkırılı olan şahit bir kadının ismini Kocaoluklu Fatma diye çağırmış olması gülüşmelere sebep olduğundan tekrar Dazkırı adını almıştır

1964 de asırlık çınarlarına izafeten Çınarlı olarak değiştirilmesine belediye Meclisi karar vermişse de anlaşılması güç bir tefsirle ve Dazkırı adının 600 senelik bir mazisi vardır diyen il Genel Meclisi kabul etmemiştir. Dazkırının adı Dazkırı olarak kalmış ve kalmaya devam edecektir. Ancak Dazkırılıların halk oylaması ile ismi değiştirilebilir.

Dazkırımız seneler ilerledikçe gelişmiş, Nüfusu artmış ve çevresinde de sonradan bir çok yerleşimler ve köyler teşekkül edince Bucak merkezi olması gerektiğinden kendisine 48 köy bağlanmak üzere 1859 yılında Denizli ili ile birlikte Bucak merkezi olmuştur. Bugün denizliye bağlı olan Çardak ve civarındaki 15 köy Dazkırının, köyleriydi.

Dazkırı ve Dinar Sandıklıya bağlı bir bucaktı. Bugün Dazkırıya bağlı olan Başmakçı Dazkırının köylerinden 13 tanesinin merkezi olarak bucak olunca Dazkırı arazisi 2 bucak haline geldi. 1958 de Çardakın ilçe olarak ayrılıp Denizliye bağlanması ve köylerin bir kısmını da götürmesi Dazkırı bucağını iyice küçültmüşken Dazkırının 1959 da ilçe olması ile Başmakçı Evciler bucağına tekrar kavuşmuş ve 39 köy ve kasabadan ibaret şirin bir ilçe olmuştur.

Dazkırı 1923 yılında belediyeliğe kavuşmuş ve Adliyeye sahip olmuşsa da sonradan belediye ve adliye kaldırılmıştır. 1958 yılı mart ayında tekrar belediyeye kavuşmuş ve 01.04.1959 tarihinde 70033 sayılı kanun ile ilçe olmuştur. 1965 yılından itibaren hızla kalkınma yoluna girmiştir. ilçenin bazı köyleri sonradan aşiret ve göçmenlerin yerleşmesi neticesi teşekkül etmiştir. Bunlar Yörük ve Türkmen aşiretleri ile Bulgaristan ve Romanyadan gelen göçmenlerdir. Muhacir köyleri diye adlandırılan idris, yayla, Hisaralan, Hasandede, Akarca, Akyarma, Bozan köylerimizin göçmen olarak gelip yerleşen medeni ve temiz köylerimizdir

Gurbet elde vatan hasreti çeken bu vatandaşlarımız ilçemiz orman içi ve ova köyleridir. Akkeçili ve Akkoyunlu köylerimiz ise kendi adlarını aldıkları aşiretin kollarındandır. Madenler, Gökçek, Körkuyu, Hırka, Çevlik, Arıköy gibi köylerimiz göçebe olarak gelen ve yerleşen Türkmen aşiretleridir. Bu köylerimizin ataları zamanın ulaşım vasıtası deve kervanları ile nakliyecilik, koyunları ile hayvancılık yapan Sarıköy, Yukarı ve Aşağı Beltarlalar, Ovacık, Çığra, Akpınar, Yassıören, Örtülü, Karaağaçkuyusu, Kızılören, köylerimizin bugünkü sakinleri zamanın koyuncusu göçebe Türkmen aşiretleri olup, keçi sahipleri orman ve çalılıklar içerisine, koyun sahipleri ise ovalara yerleşmek sureti ile daimi iskana geçmiş ataların torunlarıdır.

Evciler , başmakçı, ilçeleri ile Yüreğil beldemiz ise çok önceden daimi iskana geçmiş aşiretlerin torunlarıdırlar. Bunların ovalarda iskân etmiş olmaları koyunculuk ve at sürüleri ile geçimlerini sağlayan aşiretler olduğunu ortaya çıkarıyor. Sarıkavak, Darıcılar ve Kızılören çok daha evvelden yerleşik düzene geçmişlerdir.

Sarıkavak izmir, – Bağdat yolu üzerinde gözcü olarak yerleştirilmiş Osmanlı aşiretlerindendirler. Dazkırı sakinleri bu yöreye geldiklerinde buralarını harap ve gayrı meskun olarak bulmuşlar ve onun içindir ki Çiftlik, Yeniceler, Demirciköy, Gençali köylerini de kapsayan geniş sahaya kolayca hakim olmuşlardır. Sonradan gelen aşiretlerle bugünkü iskan meydana gelmiştir. Dazkırıda yabancı veya Türk olmayan hiçbir aşiret ve kavim yoktur. Hepsi öz be öz Türk boylarının torunlarıdır.

izmir – Eğridir demiryolunun yapılması sırasında ingiliz ve Rumlar istasyon civarında yerleşmişlerse de bunlar çok mahdut ailelerdir. istiklal harbini müteakip demiryolunun devletimize devir edilmesi ile hiçbir yabancı unsur kalmamıştır.

Dazkırıda, arkeolojik Kalıntılar Dazkırı topraklarında, eski devirlerde pek çok devletler yaşamış, gelmiş ve geçmişlerdir. Bunlardan Lidyalılar, Hititliler, Eski Yunanlılar ve Romalılar bu topraklar üzerinde yaşamışlardır

Bugün meydana çıkan eski eserlerden bu milletlere ait eski eserler ortaya çıkmaktadır. Romalılardan eski yunan kralı Büyük iskender buralardan geçmiştir. Bilhassa Büyük iskenderin Hindistan seferinden dönüşünde anadoluda kurduğu krallıklarından birisi de Dazkırı ve civarında Payitaht kurmuştur. Helenizm devri denen bu devrin eserleri bugün Akarca, Çiftlik, Kızılören, Sarıkavak köylerimizde ve bizzat Dazkırının içerisinde çıkmaktadır. O devrin harp araçları, mızrak ucu demirleri, kılıçlar, heylar çıkmaktadır.

O devre ait topraktan yapılıp pişirilmiş Lahit ve sandukalar aradan 2500 sana geçmiş olmasına rağmen bu değerli hazineler yanında nereden geldiği keşfedilemeyen paralar yer altında yağmur suları ile Akarca köyü derelerinde bulunmaktadır. Bu eserler maalesef sahipsizdirler. Zira eski eser toplayıcı açık gözler bunları ölü pahasına alıp, istanbul ve izmirde turistlere, tarihi eser kaçakçılarına satmaktadırlar. Açılmış mezarlardan çıkarılan bir Kısım tarihi eser Afyon Müzesine teslim edilmiş olmakla beraber, çıkan Kral Tahtı ve Karyolaları çoktan kaçırılmıştır.

Dazkırı arkeolojik kalıntılar bakımından çok zengin bir sahadır. Burada Romalılar devri kalıntıları olduğu gibi, iskenderin kurduğu Helenizm kalıntıları da çok bulunmaktadır. Sarıkavak köyünde Romalılar devrinden kaldığı tespit edilen kayalar içindeki oyma kabinler, paralar, gözyaşı şişeleri ve muhtelif toprak kaplar bulunmaktadır. Köyün güney kısmında bulunan höyükler henüz açılmamış olmakla beraber büyük eserlerin çıkacağı tahmin edilmektedir

Kızılören köyünde çıkan tümülüslerin kabri çıkacağı muhakkaktır. Aynı yerde toprak kaplar ve paralar çıkmaktadır. Çiftlik köyünde çıkarılan Frig külahlı afrodit heykeli frig tesirinde kalmış erken Roma devrini ve yerleşmelerini ispat etmektedir. Köyün alt kısımlarından çıkan pişmiş toprak lahitler Helenizm devri olan Büyük iskender devrine ait eserlerdir. Buralarda çeşitli mermer çıkarılmaktadır

Akarca köyü çevresinde çıkarılan çeşitli kaplarla beraber küçük ebattaki gümüş ve altın paraların Lidya ve Frigya devirlerine ait oldukları anlaşılmaktadır. Köyün güneyinde bulunan bir yol üç tepeye gitmekte ve içerisinde nöbetçi yerleri vardır

Buralardan bir para hazinesine gidildiği tahmin edilmektedir. Zira Paralar buralardan yağmur suları yoluyla yüze çıkmış şekilde çokça bulunmaktadır. Yeraltından çıkan, çeşitli şekilde boyanmış ve pişirilmiş toprak tuğlalar sağlam olarak çıkmaktadır. Bu parçaların büyük arkeolojik değerlere sahip oldukları anlaşılmaktadır. Başmakçıda ilçe okulunun bahçesinde Romalılara ait düzme taşlardan yapılmış tapınak yeri de çıkarılmıştır. Yassıören ve Yaka köylerinde buna benzer çok miktarlarda tarihi eserler çıkarılmaktadır
Dazkırı Tarihi hakkında bilgi

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

  1. Naci TATOĞLU diyor ki:

    Her Aşiretin her oymağın birşeysi meşhurdur. unutulmasınki eskiler bilir TATOĞLU’nunda TÜFEĞİ meşhurdur. Ben 65 yaşındayım 10 yaşında iken Kara denizde hangi eve gitsem ya mauzer tüfek yada LANGART denilen toplu tabanca bulunurdu.Bu tabancaların mermisi parmak büyüklüğünde olurdu. Hiç unutulmasınki TATOĞLU tüfeksiz olmaz.Babam RİZE’NİN Hayrat mahallesindendir.

Yorum Yaz

Yukarı Çık