DOLAR: 2.13 TL
EURO: 2.95 TL

DELTACORTRİL Tablet Kullanım Şekli,yan etkileri

DELTACORTRİL Tablet Kullanım Şekli,yan etkileri

Kullanım Şekli:

Başlangıç dozu tedavi edilen spesifik hastalığa göre, günde 5-60 mg arasında değişir. Az şiddetli durumlarda düşük dozlar genellikle yeterli olursa da, seçilmiş hastalarda yüksek inisyal dozlar gerekebilir. Doz gereksinmelerinin değişken olduğu ve tedavi edilen hastalığa ve hastanın yanıtına göre kişisel olarak ayarlanması gerektiği unutulmamalıdır.

Endikasyonları:

Endokrin Bozukluklar: Primer ve sekonder adrenokortikal yetmezlik (hidrokortizon veya kortizon ilk seçenektir; gerekli hallerde sentetik analoglar mineralortikoidler ile birlikte kullanılabilirler; bebeklerde mineralokortikoid takviyesi özel önem taşır); konjenital adrenal hiperplazi; non-süpüratif tiroidit; kanserle birlikte görülen hiperkalsemi; romatizmal hastalıklar; kısa süre için yardımcı tedavi olarak hastanın akut bir hadiseyi veya alevlenmeyi atlatabilmesi için (psoriatik artrit, romatoid artrit, juvenil romatoid artrit -seçilmiş vakalar düşük doz idame tedavisi gerektirebilir-, ankilozan spondilit, akut ve subakut bursit, akut nonspesifik tenosinovit, akut gut artriti, posttravmatik osteoartrit, osteoartrit sinoviti, epikondilitte). Kollajen Hastalıklar:

Bir alevlenme esnasında veya seçilmiş vakalarda idame tedavisi olarak: Sistemik lupus eritematosus; sistemik dermatomiyozit (polimiyozit); akut romatizmal kardit. Deri Hastalıkları: Pemfigus; bullöz herpetiform dermatit; şiddetli eritema multiforme (Stevens-Johnson Sendromu); eksfoliatif dermatit; mikozis fungoides; şiddetli psoriaz; şiddetli seboreik dermatit. Alerjik Durumlar: Geleneksel tedavinin yeterli miktarına rağmen geçmeyen şiddetli veya faaliyeti engelleyen alerjik durumları kontrol altına almak için: Mevsime bağlı veya perennial alerjik rinit; bronşiyal astma; kontakt dermatit; atopik dermatit; serum hastalığı; ilaç aşırı duyarlılık reaksiyonları. Göz Hastalıkları: Göz ve etrafındaki dokuların şiddetli, akut veya kronik, alerjik veya enflamatuar rahatsızlıkları: Alerjik konjonktivit; keratit; alerjik marjinal kornea ülserleri; oftalmik herpes zoster; irit ve iridosiklit; korioretinit; anterior segman enflamasyonu; diffüz posterior uveit ve koroidit; optik nörit; sempatik oftalmi.

Solunum Yolu Hastalıkları: Semptomatik sarkoidoz; diğer yöntemlerle tedavi edilemeyen Loeffler sendromu; Berilioz; fulminan veya disemine akciğer tüberkülozu -uygun antitüberkülo kemoterapi ile birlikte kullanılarak-; aspirasyon pnömonisi. Hematolojik Bozuklukluklar: Erişkinde idiopatik trombositopenik purpura; erişkinde sekonder trombositopeni; kazanılmış (oto-immün) hemolitik anemi; eritroblastopeni; konjenital (eritroid) hipoplastik anemi. Neoplastik Hastalıklar: Erişkinde lösemiler ve lenfomalar ve çocuklukta akut löseminin palyatif tedavisinde. Ödem Durumları: Üremisiz idiopatik veya lupus eritematosusa bağlı nefrotik sendromda diürezi başlatmak veya proteinüriyi durdurmak için. Gastrointestinal Hastalıklar: Ülseratif kolit ve rejyonel enteritte hastanın hastalığın kritik bir dönemini atlatabilmesi için. Muhtelif: Subaraknoid blok teşekkül etmiş veya etmek üzere olan tüberküloz menenjitde uygun antitüberkülö kemoterapi ile birlikte kullanmak üzere; nörolojik veya miyokardiyal tutulum gösteren trişinozda.

DELTACORTILKontrendikasyonları:

sistemik mantar enfeksiyonu bulunan hastalarda kontrendikedir. Tablet formülünde yer alan maddelerden herhangi birisine aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Kortikosteroid alan hastalar alışılmışın üstünde strese maruz kaldıklarında, stres durumundan önce, o sürede ve stresden sonra doz artırımı gerektirebilirler. Kortikosteroidler enfeksiyonun bazı belirtilerini maskeleyebilirler veya kullanım sürelerinde yeni enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Kortikosteroidler kullanıldığında direnç düşüklüğü ve enfeksiyonu lokalize etme güçlüğü olabilir. Kortikosteroidlerin uzun süre kullanılışı posterior subkapsüler kataraktlara, glokoma ve muhtemel optik sinir hasarına yolaçabilir, ve mantarlar veya virüslerle sekonder oküler enfeksiyon oluşumunu kolaylaştırabilirler. Yeterli reprodüktif çalışmalar mevcut olmadığından, bu ilaçların gebelikte, emziren annelerde veya gebe kalabilecek kadınlarda kullanılması, ilacın muhtemel faydalarının ana ve fetüse olabilecek zararlarına karşı tartılmasını gerektirir.

Gebelik sırasında önemli dozlarda kortikosteroid kullanmış annelerden doğan bebekler, hipoadrenalizm belirtileri yönünden dikkatle gözlenmelidir. Orta veya yüksek dozda hidrokortizon ve kortizon, kan basıncı yükselmesi, tuz ve su tutulması ve potasyum itrahında artma yapabilir. Diyette tuz kısıtlaması ve ilave potasyum verilmesi gerekebilir. Bütün kortikosteroidler kalsiyum atılımını artırırlar. Aktif tüberkülozda prednizolon kullanımı, uygun antitüberkülö tedavi rejimi ile kortikosteroidlerin birlikte kullanıldığı fulminan veya disemine tüberküloz vakalarına sınırlandırılmalıdır. Latent tüberkülozlu veya tüberkülin reaktivitesi olan hastalarda kortikosteroidler gerekiyorsa, hastalığın reaktivasyonu olabileceğinden yakın gözlem lazımdır. Bu hastalarda uzun süreli kortikosteroid tedavisi süresince kemoprofilaksi yapılmalıdır. İmmünosüpresyon yapan ilaçlarla tedavi edilmekte olan çocuklar enfeksiyonlara sağlıklı çocuklara oranla daha fazla duyarlıdırlar.

Örneğin su çiçeği ve kızamık immünosupresan kortikosteroid almakta olan çocuklarda daha ağır, hatta ölümcül seyredebilir. Bu hastalıkları geçirmemiş olan çocuk ya da erişkinler kortikosteroidleri immünosupresyon yapacak dozda almakta iseler, su çiçeği ve kızamık geçirmekte olan kişilerle temastan kaçınmalıdır. Temas durumunda varicella zoster immünoglobulin (VZIG) ya da toplanmış (pooled) intravenöz immünoglobulin (IVIG) kullanılması endike olabilir. Hastada su çiçeği görülürse antiviral ajanlarla tedavi düşünülmelidir. İlaçla oluşan sekonder adrenokortikal yetmezlik, dozajda tedrici azaltma yaparak asgariye indirilebilir. Bu tip nisbi yetmezlik, tedavi kesildikten sonra aylarca sürebilir. Dolayısıyla bu devrede olabilecek stres durumlarında hormon tedavisi yeniden başlatılmalıdır. Mineralokortikoid sekresyonu bozulabileceğinden tuz ve/veya beraberce bir mineralokortikoid uygulanmalıdır.

Hipotiroidizmli veya sirozlu hastalarda kortikosteroidlerin etkisinde artma olur. Oküler herpes simpleksli hastalarda, muhtemel perforasyondan dolayı kortikosteroidler ihtiyatla kullanılmalıdır. Tedavi edilen durumu kontrole yeterli mümkün olan en düşük kortikosteroid dozu kullanılmalıdır ve doz indirmesi imkanı olunca bu azaltma tedricen yapılmalıdır. Kortikosteroidler kullanılırken, öfori, uykusuzluk, mizaç dalgalanmaları, kişilik değişmeleri ve şiddetli depresyondan açık psikotik belirtilere kadar değişik psişik bozukluklar görülebilir. Kortikosteroidler aynı zamanda psikotik eğilimlerin mevcut emosyonel istikrarsızlığını artırabilir. Steroidler, perforasyon ihtimali bulunan nonspesifik ülseratif kolit, abse veya diğer piyojenik enfeksiyon; divertikülit; yeni intestinal anastomoz; aktif veya latent peptik ülser; renal yetmezlik; hipertansiyon; osteoporoz ve myastenia graviste ihtiyatla kullanılmalıdır. Uzun süreli kortikosteroid tedavisi gören bebek veya çocukların büyüme ve gelişmeleri dikkatle gözlenmelidir.

Yan Etkileri:

Sıvı ve Elektrolit Bozukluklukları: Sodyum tutulması, sıvı tutulması, eğilimli hastalarda konjestif kalp yetmezliği, potasyum kaybı, hipokalemik asidoz, hipertansiyon. Muskuloskeletal: Kas güçsüzlüğü, steroid miyopatisi, kas kitlesi kaybı, osteoporoz, omurgada kompresyon fraktürleri, femur ve humerus başında aseptik nekroz, uzun kemiklerde patolojik fraktür. Gastrointestinal: Peptik ülser ile muhtemel perforasyon ve kanama, pankreatit, abdominal gerginlik, ülseratif özofajit. Dermatolojik: Hafif hirsutizm, yara iyileşmesinde bozulma, incelmiş ve nazik deri, peteşi ve ekimozlar, yüzde eritem, artmış terleme, deri testleri baskılanabilir.

Nörolojik: Konvülsiyonlar, genellikle tedaviden sonra artmış intrakranial basınç ve papilla ödemi (psödotümör serebri), vertigo, başağrısı. Endokrin: Menstrüel düzensizlikler, cushingoid durum gelişmesi, çocuklarda büyüme-gelişme geriliği, sekonder adrenokortikal ve hipofizer cevapsızlık (özellikle travma, cerrahi veya hastalık gibi stres zamanlarında), karbonhidrat toleransında azalma, latent diabetes mellitus belirtileri, diyabetiklerde insülin veya oral hipoglisemik ilaçlara gereksinme artması. Oftalmik: Posterior subkapsüler kataraktlar, intraoküler basınç artması, glokom, ekzoftalmi. Metabolik: Protein katabolizmasına bağlı negatif azot dengesi.

İlaç Etkileşimleri:

Hepatik mikrozomal enzim indükleyicileri: Barbitüratlar, fenitoin ve rifampin gibi karaciğer mikrozomal enzim indüksiyonu yapan ilaçlar glukokortikoid metabolizmasını artırabilirler. Glukokortikoid tedavisinde doz ayarlaması yapmak gerekebilir. Estrojenler: Estrojenler muhtemelen transkortin konsantrasyonunu artırarak ve buna bağlı olarak metabolize edilebilecek hidrokortizon miktarını azaltmak yolu ile hidrokortizonun etkilerini artırabilirler. Transkortine bağlanan diğer glukokortikoidlerin etkileri de benzer şekilde artabilir ve prednisolon tedavisi sırasında estrojenlerin tedaviye eklenmesi ya da tedaviden çıkarılması söz konusu ise, doz ayarlaması gerekebilir. Nonsteroid antienflamatuvar ajanlar: İndometazin gibi ülserojen ilaçların kortikosteroidlerle birlikte verilmesi gastrointestinal ülserasyon riskini artırabilir. Hipoprotrombinemili hastalarda aspirin ve glukokortikoid kombinasyonu dikkatle uygulanmalıdır.

Salisilatlar ve glukokortikoidlerin birlikte kullanımı gastrointestinal ülserasyon insidansını ve ciddiyetini artırmamakla birlikte, böyle bir etki olasılığı akılda bulundurulmalıdır. Her iki ilaç birlikte kullanıldığında, serum salisilat düzeyleri düşebilir. Benzer şekilde, salisilat almakta olan hastalarda kortikosteroid tedavisi kesilirse, serum salisilat konsantrasyonu artabilir ve nadiren salisilat intoksikasyonu görülebilir. Salisilatlar ve kortikosteroidler birlikte dikkatle kullanılmalıdırlar. Her iki ilacı da almakta olan hastalar her iki ilacın advers etkileri yönünden dikkatle izlenmelidir. Potasyum kaybettirici ajanlar: Potasyum kaybettirici diüretikler (örn. tiyazidler, furosemid, etakrinik asit) ve amfoterisin B gibi potasyum kaybettirici diğer ilaçlar glukokortikoidlerin potasyum azaltıcı etkilerini güçlendirebilirler. Glukokortikoidler ve potasyum kaybettirici ilaçları birlikte alan hastalarda serum potasyumu dikkatle izlenmelidir.

Antikolinesteraz ajanlar: Glukokortikoidler ve ambenoniyum, neostigmin ya da piridostigmin (ve muhtemelen organofosfat antikolinesteraz pestisidler) gibi antikolinesteraz ajanlar arasındaki etkileşim myastenia gravisli hastalarda ağır kas zaafiyetine neden olabilir. Mümkünse glukokortikoid tedavisine başlamadan en az 24 saat önce antikolinesteraz tedavisi kesilmelidir. Aşılar ve toksoidler: Kortikosteroidler antikor cevabını inhibe edeceklerinden toksoidlere ve canlı ya da inaktive aşılara cevabı azaltabilirler. Ayrıca, kortikosteroidler canlı atenüe aşılarda bulunan bazı organizmaların üremesini kolaylaştırabilirler. İlaçların suprafizyolojik dozları bazı aşılara karşı nörolojik reaksiyonları kuvvetlendirebilirler. Kortikosteroid tedavi devam ederken aşı ya da toksoidlerin rutin uygulanmaları ertelenmelidir. Kortikosteroid almakta olan bir hastada immünizasyon gerekli ise antikor cevabının yeterli olup olmadığının serolojik testlerle araştırılması ve aşı ya da toksoidin ilave dozları gerekebilir. Oral antikoagülanlar: Nadiren, kortizonun kan pıhtılaşmasını artırdığı ve oral antikoagülanlarla tedavi edilmekte olan hastalarda antikoagülan dozunun artırılmasını gerektireceği bildirilmektedir.

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık