DİLİN ÖNEMİ (DRAMA ÖRNEĞİ) (KISA TİYATRO)

DİLİN ÖNEMİ (DRAMA ÖRNEĞİ) (KISA TİYATRO)

Bir salon. Ortada uzun ve geniş bir masa.Masanın kenarında duran Bilge alp ve uşağı Ezop bir şeyler konuşmakta…

Bilge Alp: Ezop, bu akşam dostlarımı yemeğe davet ettim. Çarşıya çık; yiyeceklerin, içeceklerin en güzelini, en tatlısını al; parlak bir şölen hazırla ki gelenlerin hepsi yediklerine şaşıp parmak ısırsınlar…

Ezop: Tamam Efendim… Buyruğunuzu hemen yerine getireceğim.

Bilge Alp: Akşam oldu, hâlâ kimse gelmedi. Ezop dediklerimi yapmadı mı yoksa. Ezooop! Herkese haber verdin değil mi?

Ezop: Evet efendim, birazdan hepsi gelir…. İşte bakın zil çalıyor.

(Kapıya gider.)

Hoş geldiniz. Buyurun içeri geçin… sizi şöyle şölen soframıza alayım.

(Ezop tekrar mutfağa gider. Misafirler sofraya oturur ve yiyecekleri gözden geçirirler. Herkes şaşkınlık içindedir; sessizce mırıldanırlar.)

Herkes kendi kendine: Bu da nedir böyle? Bütün yemekler, çerezler, tatlılar hepsi dilden yapılma . (Kızarlar, bilge Alp’e çıkışırlar:)

Bir dost: Sen bizimle alay mı ediyorsun? Nedir bu senin yaptığın, hani bizi şölene çağırmıştın, bu mu şölen şölen dediğin senin?

Başka bir dost: Doğru söylüyor.Bizimle dalga geçiyorsun galiba. Halbuki biz neler beklemiştik. Çeşit çeşit tatlılar, en lezzetli yiyecekler, içecekler….

Bilge Alp: Kusura bakmayın dostlarım. Neler olduğunu ben de anlamadım. Ezop’a sizler için çok güzel bir şölen hazırlamasını istemiştim.Sakin olun. Şimdi her şeyi anlarız.

(Ezop’a seslenir:)

Bilge Alp: Ezoooop, hemen buraya gel!

(Ezop, oldukça sakin ve kendinden emin bir halde içeri girer)

Ezop: Buyurun efendim…Bir isteğiniz mi var?

Bilge Alp: (Hiddetli bir şekilde) Sen aklını mı kaçırdın? Bir iş emanet ettik sana, bak n’oldu? Beni durup dururken bunca insana karşı küçük düşürdün!!

Ezop: Neden efendim?

Bilge Alp: Bu sofradakiler ne?

Ezop: Siz bana çarşıdan dünyanın en güzel, en tatlı şeyini al, getir dememiş miydiniz? Ben de dediğinizi yaptım işte… Dil, dünyada var olan (bilgi yelpazesi.net) en güzel, en tatlı şeydir. Bütün bilimlerin anahtarı dildir. İnsanlar onunla anlaşırlar; sevgimizi, düşmanlığımızı dilimizle anlatırız. O olmasaydı hâlimiz kim bilir nice olurdu!..

(Bilge ve dostları, Ezop’u dinlerken başlarını sağlayarak, onun dediklerini doğrularlar.)

Hep birlikte: Evet… Ezop haklı. Dil gibi var mı?

(Birkaç hafta sonra)

Bilge Alp: Ezop,bu akşam da dostlarım gelecek. Bu kez de en kötü yiyecekleri al getir, onlarla bir şölen hazırla bize.

Ezop: Peki, efendim.

Bilge Alp: Hava karardı. Şimdi herkes gelmek üzeredir…

( Bir zil sesi duyulur)

Ezop: Buyurun efendiler, buyurun. Soframız yine sizi bekliyor.

(Herkes oturur. Yine şaşkınlıkla mırıldanırlar.)

Herkes kendi kendine: Allah, Allah… Yine aynı yiyecekler…

Dostlardan biri: Bre Ezop, yine mi senin oyununa geldik?

Ezop: Hayır… Dünyada en güzel, en tatlı şey dildir; ama yine de en kötü, en acı şey de dildir. Neden derseniz, insanları birbirine katan dildir; sövüp saydıran, işi dövüşe kadar götüren, çatışmaları doğuran hep, hep bu dildir. İnsanlar ne çekerse dilleri belâsına çekerler. Doğru mu eğri mi bu sözüm?”

Hepsi birlikte: Doğrusun!

Ezop: Diline sahip olmak da bir marifettir insan için. Dil, yeri geldi mi keskin, vurucu bir silâhtan beter olur.

Sponsorlu bağlantılar
ÖZEL ARAMA FORMU

ARADIĞINIZI BULAMADIYSANIZ BURADAN ARAYIN

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık