DOLAR: 2.18 TL
EURO: 2.89 TL

EGE UYGARLIKLARI

EGE UYGARLIKLARI

Ege Denizi’nin batı ve doğu kıyılarıyla adalarında yaşamış İlk Çağ uygarlıkları. Çin, Hint, Mezopotamya, Mısır, Anadolu uygarlıkları yanında, Ege uygarlıkları dünyanın en eski uygarlıklarıdır. Ege Havzası’nın daha eskiden, yerleşik bir bölge olduğu biliniyorsa da, ele geçen tarihsel kalıntılar, belgeler ve kanıtlar İ.Ö. 3000-1200 yılları arası hakkında ilk bilgileri verebiliyor.

1200 yıllarındaki Troya Savaşı’nı konu alan “İlyada” ve “Odissia” destanlarından, bu çağlar hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler edinebiliyoruz. Bölgenin en eski halklarının doğudan Anadolu kıyılarına, Girit’e, kuzeyden bugünkü Mora ve Pelopones Yarımadası’na gelen kavimler olduğu sanılıyor. Bütün Ege havzası bu tür göçler ve istilâlarla sık sık altüst olmuştur.

Bu istilâların en vahşi, kıyıcı ve yıkıcısı olanı, kuzeyden gelen Dor akınlarıdır. Yarımadanın ilk halkı çiftçi olan Pelasglardı. Daha sonra gelen Akalar ise savaşçı kavimlerdi. Ege’nin Anadolu yakasındakiler ise İyonyalılar ile Troyalılardı. Bugünkü Yunan adı, bu İyon sözcüğünden gelir. Demek ki Ege uygarlıkları eski bir Grek ya da Helen uygarlığı değil, başta Batı Anadolu halkları olmak üzere, bir ırklar ve kavimler harmanı olan eski bir halkın ortak uygarlığıydı.

Ege Havzası’nda İ.Ö. 30. yüzyıldan 6. yüzyıla değin gelişen uygarlıklar dört aşama ya da bölümde incelenebilir: Minos (Girit), Kiklad (adalar), Miken (yarımada) ve İyon (Batı Anadolu) uygarlıkları. Minos uygarlığı, adını Girit krallarından alır. Bütün Girit kralları Minos adını taşırdı. 3. binyılda Girit’te cilâlı taş çağından maden çağına geçildi. Buna koşut olarak çok katlı evleri ve dar sokaklarıyla kentleşme başladı. Kentler barış içinde yaşıyor, duvarla çevrilmiyordu. Girit uygarlığı 2. binyıl başlarında altın çağını yaşadı. Bu dönemde kent krallıkları kuruldu, taş ve mermerden görkemli yapılar yapıldı. Knossos kent krallığı çevresinde birleşik bir krallık oluştu, yine barış içinde yaşandı. İ.Ö. 1400′lere değin Minos uygarlığı yükselerek sürdü.

Knossos Sarayı’nın dört katlı bölümleri, duvarlardaki çok renkli resimler ve freskler, olağanüstü güzellikte resimli ve nakışlı vazolar, yüksek Girit uygarlığının belgeleri olarak hâlâ yaşamaktadır. Binyılın ikinci yarısıyla birlikte kuzeyden gelen bir akın bu uygarlığı yıktı. Girit uygarlığı yerini Miken uygarlığına bıraktı. Miken uygarlığı, Helen uygarlığı adıyla da anılır. Fakat Helen ülkesinin kültür merkezi ve en ileri sanat yapıtlarını üreten, Miken’dir. Taş çağından, Girit etkisine girdiği İ.Ö. 1600 yıllarına değin Miken uygarlığı sönüktür.

Bundan sonra Miken mezar ve saray kalıntılarından buralarda da parlak bir uygarlık yaşandığı anlaşılıyor. Saraylar, seramikler, freskler, görkemli mezarlardan çıkan altın, gümüş, fildişi eşyalar vb. buna tanıklık etmektedir. Kiklad Adaları’nın, taş çağını yaşadığına ilişkin bir bulgu yoktur. Bakır ve tunç çağlarında ise dışardan saldırılara uğradığı sanılıyor. İlk kentleri sursuz, sonrakiler surla çevrilidir. Mermerden tanrıça putları yapıyor, bunları Girit’e bile gönderiyorlardı. Bu putlardan, Olimpos tanrılarının buralarda henüz bilinmediğini, bir doğa tanrıçasına taptıklarını görüyoruz.

İyon (Batı Anadolu) uygarlığına gelince, tüm Anadolu, İlk Çağ uygarlıklarının birbirine karıştığı bir eski uygarlık bölgesidir. Batı Anadolu uygarlıkları da Hitit, Frigya ve Lidya uygarlıklarından soyutlanamaz. Misya ve Karya ise İyon uygarlığı kapsamında sayılabilir. Fakat İyon uygarlığı denince genellikle Batı Anadolu’nun Ege kıyı kesimleri olan Eolya, İyonya ve Troya söylenmek istenir. Homeros’un İlyada Destanı’nın özgün adı, “İlias”tır. İlias, İlion’un destanı demektir. İyon, tam olarak işte bu İlion’dur.

Sonradan Yunan adına dönüşmüş ve tarihsel bir yanılgı olarak bugünkü Yunan ve Yunanistan’ı belirtir olmuştur. Onun için de gerek İ.Ö. 6. yüzyıldan önce İyon çağında, gerek sonraki Grek ve Lâtin çağlarında bu topraklarda boy veren uygarlıklar bağnazca bir Türk/İslâm anlayışı sonucu yabancı uygarlıklar sayılmıştır. Aslında Batı Anadolu uygarlıkları Halikarnassos’tan Troya’ya, hatta Meriç’e dek Efes, Milas, İzmir gibi bütün İlk Çağ kültür merkezlerini de içine alarak İ.S. 6. yüzyıl sonrasını da kapsamalıdır. İlyada’da yalnız Troya değil,

Troyalıların yardımına koşan bütün İyonyalılar konusunda ayrıntılı bilgiler vardır. Troya (Çanakkale/ Hisarlık) kazıları bu bölgenin İ.Ö. 3000-600 yılları arası dönemleri hakkında örnek bilgiler verdi. Kazılar üst üste, kat kat dokuz kent kalıntısını ortaya çıkardı. Birinci Troya’nın taş temel üstüne kerpiç duvarlı, ahşap çatılı evleri ile İkinci Troya’nın surları ve sarayı bu uygarlığa tanıklık etmektedir.

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık