evdeis.infologo
DOLAR: 2.22 TL
EURO: 2.77 TL

Hacı İhsan Tamgüney ‘SULTAN BABA’kimdir

Hacı İhsan Tamgüney ‘SULTAN BABA’kimdir
1904 Arvin’Arhavi doğumlu olup iki yaşındayken babaları, 6 ya-
şındayken anneleri vefat ediyor. Hem yetim, hem öksüz kalıyor.
Ömrü gurbetlerde geçiyor. 1954’de İstanbul’a geliyor. 54’ten
bu yana Zeytinburnu’nda ikamet ediyor. 63 yaşına kadar
Dağıstanlı Şeyh Şerafeddin-i Veli (R.A.) hazretlerinin manevi
tasarrufunda yoğrulup, tezkiye-i nefs döneminden sonra da
mürşitlik postuna oturup irşad vazifesine başlamışlardır.

Bu dönemle Allaha kavuştuğu süre arasında yüzlerce
binlerce talebe yetiştirmiştir. Millete karşı çok merhamet-
li, o kadar müşfik idi. Herkesin derdini dinler, hasta
olanları okur, manevi ve dini öğütler verirdi. Halk arasında
çok sevildiği için ona “Baba” dediler. Manevi kudretinden
dolayı da “Sultan” ismi verilmiştir. Her halinde tevazu,
şefkat, hassasiyet ve fevkalâdelik olan Sultan Baba’nın çok
geniş çapta millete hizmetleri vardır.

Sultan baba her şeyden önce halkla temas edip onların dertle-
rini dinlemek, deva olup yol göstermek, hastaların şifa bulması
için çalışmasından başka Kuran kursları ve okulları gibi
müesseseler tesis etmiştir. Birçok yerde cami ve ibadet
haneler yaptırmıştır. Memleket meseleleriyle yakından
ilgilenir, iktisadi ve manevi bozukluklara çok üzülürdü.

VİRD VE TESBİHAT

Onun bütün hayatı Kur’an’dı. Sünneti seniyye hayatının
her noktasına ve zerresine nüfuz etmiştir. Yatsı na-
mazından sonra hemen yatarlar; 12’de kalkarlardı. Gece vird
ve tesbihatlarını yapıp, sahur yemeğini yerlerdi. Sabah
namazına kadar 5 cüz Kuran-ı Kerim okurlardı. Sabah na-
mazı ve sabah tesbihatından sonra işrak vaktine kadar
cemaatle beraber sesli olarak dua yaparlardı. Bu duadan
ziyade bir münacat ve iltica idi. Katıla katıla ağlarlardı.
Her Cuma bir hatim ümmet-i Muhammed için bağışlardı.
Haram olan günlerin dışında bütün ömrünü oruçlu geçirmiştir.
Sultan Baba’nın sık sık dile getirdiği bir söz vardı.
Derlerdi ki; “Bu kapı Allah’ın kapısıdır. Biz bir vasıtayız.
Bizim Allah’a verdigimiz bir sözümüz var, kim gelirse
gelsin geri çevirmeyeceğiz ve reddetmeyeceğiz.” En rahatsız
olduğu zamanlarda bile, gelenlerin derdini dinler, rahatsız-
lıklarını sorar, eğer tıbbi müdahale gerekiyorsa doktora
gönderir, eğer buna gerek yoksa hastaların durumuna göre,
bir ay belki daha fazla bir zaman dergâha gelmelerini isterlerdi.
Bu süre zarfında o kimseye her gün istigfar ve salavat-ı
şerifeyi önerir. İstiğfarla Allah’a (c.c.), salavat-ı
şerifeyle Rasulullah Efendimize (sav) yaklaşan o kişi
manevi bir besıenmeye başladığında bir de bakardınız gelen
şahıs şayet İslâm’ın emirlerine duyarsızsa, farzlarını
yerine getirmeye başlamış, maddi-manevi şifaya kavuş-
muş ve cephedeki yerini almış bile.

CİHADA ÖNEM

Sultan Baba’nın en çok dikkat ettiği konulardan biri
cihaddı. Memleketin iktisadi durumu olsun, sosyal ve içti-
mai durumları olsun her konuda bilgi verirlerdi.
Memleketin Müslümanların mı yoksa Yahudilerin mi elinde
olduğu konularını çok anlatırlardı. Resulullah Efendimiz
Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde, Yahudileri toplayıp
ekonomik ve iktisadî yönlerini araştırıp ona göre hare-
ketin siyasi yönlerini anlatırdı. Yahudilerin gerçek mas-
kelerini gerçek kimliklerin bize açıklardı.

“İslâm’da milliyetçilik olsaydı, Kuran-ı Kerim Arapça
indiğine göre Arapları methetmesi gerekirdi. Oysa
‘Cahil Araplar yeryüzünde fesat çıkarırlar diyor
Cenab-ı AÎlah.
İkincisi renk ayrımı yapmayın, siyah, beyaz, sarı diye.
Üçüncüsü mezhep ayrımı yapmayın, Şafi, Hanefi,
Maliki. Mezhepler amelidir, herkes kendi amelinden sorum-
ludur. Bunu bir dava haline getirmeyin.
Dördüncüsü, tarikatlarda da tefrikaya şiddetle karşıydı.
Nakşiymiş, Kadiriymiş… Benim şeyhim, senin şeyhin,
gibi ayırımlar ümmeti parçalayan unsurlardır. Çizgisi Hakk’a
dayanan ve Hak nizamın devlet nizamı olmasını arzulayan
her tarikat sağlayanın temel şartı bu dört unsura riayet
etmektir’ derdi, İHSAN EFENDİ.
Bu konuları devamlı müritlerine hatırlatırdı.

ÜMMET İÇİN HARCANAN OMÜR

Sultan Baba, gece gündüz herkesin müşkilini halletmeye
çalışır, herkese çare olmaya, her nefesini ümmet için
harcamaya önem verirdi. Sultan Baba, Hz. Muhammed (sav)
ümmetinin tevhid sancağı altında toplanmasını, Allah
yoluna dönmesi, Ümmet i Muhammed’in başına adil, imanlı,
Hakk’a riayet eden amirlerin, hükümetlerin başa gelmesi
için gayret etmişlerdi. O Sultan, her tarafa gece gündüz
bütün gücüyle koşar, herkesin imdadına yetişir, herkese
çare olmaya çalışır, çok önem verirdi. Bir nefesini
Ümmet-i Muhammed’den ayrı geçirmedi, bir nefesini Rabbimiz
den ayrı geçirmedi.

ALLAH VE PEYGAMBER AŞKI

Allah Rasulünün aşkı gönüllerde öylesine çağlardı ki;
onun ümmetinin affı için canı tenden edercesine, AIlah’a
yalvarırdı. Dünyada ki Müslümanların üzerindeki
maddi-manevi zulmün Yahudi kaynaklı olduğuna dikkat
çekerlerdi. Dünyadaki siyonist ve haçlı ittifakıyla
kurulan sömürü düzeninin ancak Müslümanların maddi manevi
cihadıyla yıkılacağını bunun içinde Müslümanların devlete
talib olmalarını, Osmanlı ruhunun canlanması gerektiğini
her fırsatta dile getirirlerdi. Peygamber Efendimiz’in
siyasi görüşünü çarpıtarak örnek gösterip “Din siyasete
girmemeli” inancında olan efendilere karşı “siyaseti
dinin emrine vermeliyiz’ görüşünü savunurlardı.

Allah Rasülünün (sav) sadece takva ve ibadet yönünü rehber
edinmeyip, o’nun aynı zamanda ordusunun başında bir
kumandan, devletin başında bir idareci, camide bir imam olu-
şunu dile getirir, böylece topyekûn olarak örnek alınma-
sının gerekliliği vurgularlardı. Cihadın sonu şehadettir,
buyururlardı. Daima yapıcı ve toparlayıcı olmayı tavsiye
eder, en güzel ve tatlı bir üslupla konuşulmasını ister-
lerdi. Ümmeti parçalamak için basın, yayın organlarını
birer menfi propaganda aracı olarak kullanıldığını onun
için önce bu organların sahiplenmek gerektigini söylerlerdi.

Sultan Baba keramete katiyyen kıymet vermezlerdi. Hatta en
büyük kerametin İslâm ve Kuran üzerine kurulu bir hayatın
son nefese kadar davam etmesi olduğunu söylerlerdi. Fa-
kat birçok keramet ve fevkalâdeliğini müritleri yaşamıştır.
İ’la-i Kelimetullah için ervahtan beri yolda olan erdemli,
onurlu, arif bir insan. Hak, halk dostu olan Sultan Ba-
ba 24 Kasım 1991’de sevenlerini gözyaşları ile geride
bıraktı. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Ruhuna El-Fatiha (AMİN)

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık