DOLAR: 2.14 TL
EURO: 2.96 TL

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatının Genel Özellikleri

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatının Genel Özellikleri

1- İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI

Türklerin tarihte kendini gösterdikleri dönemde başlar, XI. yüzyıla kadar devam eder. Türklerin kültür ve yaşantılarını yansıtan; Manihaizm, Budizm, Şamanizm gibi dinlerin etkisiyle yara-tılan edebi ürünlerin bulunduğu dönemdir. Yabancı dil, kültür ve edebiyatların etkisinden uzak olan bu edebiyat; dil, ölçü, biçim, içerik, kültür ve ruh yönüyle tamamen ulusal bir nitelik gösterir. Sözlü edebiyat dönemi ve yazılı edebiyat dönemi olmak üzere ikiye ayrılır.

A- SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ

Sözlü edebiyat, yazının Türkler arasında kullanılmasından önceki dönemlerde meydana gelen ve nesilden nesile geçerek günümüze kadar ulaşan edebiyattır.
Sözlü Türk Edebiyatının Özellikleri:

Dış etkilerden uzak, sade, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
Hece ölçüsünün 7, 8 ve 11’li kalıpları kullanılmıştır.
Kafiye örgüsü genellikle aaab, cccb, dddb… şeklindedir.
Çoğunlukla yarım kafiye kullanılmıştır.
Nazım birimi dörtlüktür.
Ürünler anonimdir. (söyleyeni belli değildir.)
Doğa, aşk, sevgi, savaş, yiğitlik ve din genel konulardır.
Gündelik yaşamla edebiyat iç içedir.
Bu dönemin şairlerine Ozan, Baksı, Kam, Oyun, Şaman adı verilir.
Şiirler; Sığır (av törenleri), Şölen (ziyafet törenleri), Yuğ (ölüm törenleri) adı verilen törenlerde, “Kopuz” adı verilen saz eşliğinde söylenir.
Bu dönemde ortaya konan eserlerde Orta Asya–Türk kültürünün tüm izlerine rastlanır.
Bu dönemin sözlü eserlerine Çin kaynaklarında ve Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugatit Türk adlı eserlerinde rastlanmıştır.
Koşuk, sagu, sav ve destan dönemin başlıca ürünleridir.

Koşuk: “Sığır” ve “Şölen” adı verilen törenlerde kopuz eşliğinde söylenen lirik şiirlerdir. Sevgi, aşk, doğa, yiğitlik konuları işlenmiştir. Şekil ve içerik bakımından Halk edebiyatındaki “Koşma” ya benzer.

Sav: Kısa ve özlü sözlerdir. Günümüzde atasözüne karşılık gelir.

Sagu: “Yuğ” adı verilen dinsel törenlerde, ölen kişinin ardından söylenen şiirlerdir. Ölen kişinin iyilikleri, yiğitlikleri, ölümünden duyulan acı dile getirilir. Halk edebiyatında “Ağıt”, Divan edebiyatında “Mersiye”nin karşılığıdır.

Destanlar: Toplumu derinden sarsan savaş, kıtlık, göç, kahramanlık, din gibi konularda söylenmiş uzun manzum şiirlerdir. Destanlarda olağanüstü olaylar ve kahramanlar söz konusudur. Ait oldukları milletlerin tarihleriyle sıkı ilişkileri vardır.

Destanlar Doğal (tabii) ve Yapma (yapay, sun’i) destanlar olarak ikiye ayrılır.

DOĞAL DESTANLAR

Tarih öncesi devirlerde sözlü olarak oluşmuş, daha sonra kaleme alınarak günümüze ulaş-tırılmış, söyleyeni belli olmayan destanlardır.

Doğal Türk Destanları

I- İsmiyet Öncesi Türk Destanları:
1- Saka-İskit Destanları:

Alp Er Tunga destanı: Türk-İran savaşla-rını ve Alp Er Tunga’nın yiğitliklerini anla-tır. Alp Er Tunga, İran destanı “Şehname” de Efrasiyab olarak geçmektedir.

Şu Destanı: Makedonyalı Büyük İskender ile Türkler arasında geçen savaşları ve hükümdar Şu’nun yiğitlikleri anlatılır.

2- Hun-Oğuz Destanları:

Oğuz Kağan Destanı: Hun hükümdarı Mete Han’ın hayatı, yiğitlikleri, ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüş-türdüğü anlatılır.

Atilla Destanı: Batı Hun Devleti hüküm-darı Atilla’nın yaşamını anlatır.

3- Altay Türkleri Destanları:

Yaratılış Destanı: Türk kavramı etrafında oluşan bir destan değildir. Destan, inanışa göre Tanrı Kayra Hanın kişiyi (insanoğlu) yaratmasıyla ilgilidir. Destanın en önemli özelliği Türklerin sosyal, coğrafi, uzay (kozmogoni) ve dini inanışları yönünden düşünce tarzlarını yansıtmasıdır. 19. yüzyılda derlenmiştir. Semavi dinlerden etkilendiği düşünülmektedir.
4- Siyenpi Hanedanı Destanı

Siyenpi Destanı: Hun devletinin yerini alan Siyenpi Hanedanlığının kaynağına dair önemli bilgiler içerir.

5- Göktürk Destanları:

Bozkurt Destanı: Yok edilmek istenen Göktürklerin bir dişi kurttan yeniden türeyişleri anlatılır.

Ergenekon Destanı: Bir yenilgi sonunda Türklerin Ergenekon adlı bir yerde yeniden çoğalarak yurtlarına geri dönmeleri ve büyük bir devlet kurmaları anlatılır.

6- Uygur Destanları:

Türeyiş Destanı: Türklerin “Dokuz Oğuz ve On Uygur” boyları biçiminde var oluşunu anlatan destandır.

Göç Destanı: Uygurların yurtlarından göç etmek zorunda kalışlarını anlatan des-tandır.

II- İslamiyet Sonrası Türk Destanları:

Manas Destanı: Kırgız Türklerine aittir. Dünyanın en uzun destanıdır.

Saltuk Buğra Han Destanı: Hükümdar Saltuk Buğra Han’ın efsanevi bir şekilde anlatıldığı destandır. Karahanlılara aittir.

Battal Gazi Destanı: Battal Gazi adlı kahramanın islamiyeti yayış mücadelesi anlatılır.

Köroğlu Destanı, Timur Destanı, Cengiz Han Destanı, Danişment Gazi Destanı, Sarı Saltuk Destanı… gibi destanlarımız da mevcuttur.
Dünya Edebiyatındaki Doğal Destanlar:
Yunan Destanı: İlyada ve Odysseia (Homeros)

Fin Destanı: Kalevela (Dr. Elias Lönnrat tarafından yazıya geçirilmiştir.)

Hint Destanları: Ramayana (Valmiki), Mahabharata (Viyasa)

İran Destanı: Şehname (Firdevsi, men-sevi tarzında yazıya geçirmiştir.)

Alman Destanı: Niebelungen Lied

Fransız Destanı: Chanson de Roland

İspanyol Destanı:La Cid

İngiliz Destanı: Beowulf, Robin Hood

Rus Destanı: İgor

Sümer, Asur, Babil Destanı: Gılgamış

Japon Destanı: Şinto
YAPMA DESTANLAR

Doğal destanlara benzeyen: ancak oluşumlarında halkın katkısı bulunmayan, yakın dönemdeki bir kahramanlık olayından yola çıkılarak belli bir kişi tarafından oluşturulan destanlardır. Kısacası söyleyeni belli olan destanlardır.

Türk Edebiyatındaki En Ünlü Yapma Destanlar:

Üç Şehitler Destanı (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Çanakkale Şehitleri (Mehmet Akif Ersoy)
Selçuknâme (15. yy, Yazıcıoğlu Ali)
Genç Osman Destanı (Kayıkçı Kul Mustafa)
Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda (Cahit Kulebi)
Kuva-yi Milliye (Nazım Hikmet)

Dünya Edebiyatındaki En Ünlü Yapma Destanlar:

İlahi Komedya: İtalyan Şairi “Dante” yazmıştır.
Kurtarılmış Kudüs: İtalyan şairi “Targuato Tasso” yazmıştır.
Çılgın Orlando: İtalyan şairi “Ariosto” yazmıştır.
Kaybolmuş Cennet: İngiliz şairi “Milton” yazmıştır.
Aeneis: Latin şairi “Vergilius” yazmıştır.
Oslusiadas: Portekiz şairi “Camönes” yazmıştır.

B- YAZILI EDEBİYAT DÖNEMİ

Türklerde, sözlü edebiyat gibi yazılı edebi-yatın da kesin olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir. Bu dönem 11. asra kadar devam eder. Bu dönemde Göktürk Uygur alfabeleri kullanılmıştır.

Bu döneme ait ürünler şunlardır:
Yenisey Yazıtları:

Kırgızlar tarafından 6. yy’da Göktürk alfabesiyle mezar taşları üzerine yazılmış elimizdeki en eski belgedir.
Göktürkler tarafından 8. yy’da Göktürk alfabesiyle yazılmıştır.
Türk edebiyatının ilk yazılı örneği olarak kabul edilir.
Türk töresinden, geleneğinden ve devlet siyasetinden bahseder.
Tarih, coğrafya ve edebiyata kaynaklık etmiştir.
Türk edebiyatının ilk nutuk (söylev) örneğidir.
Türk adı ilk kez geçer.
Bir kısmı Çince yazılmıştır.
Çinlilerle ilgili mücadeleler anlatılır. Halkla birlik mesajı verilmiş; halk Çinlilere karşı uyarılmıştır.
İlk bulan ve bilim çevrelerine tanıtan İsveçli Subay Strahlenberg’dir.
W. Thomsen tarafından ilk kez okunmuş-tur. (1893)
Bu anıtlardan ilkin tarihçi Cüveyni Tarih-i Cihanküşa adlı eserinde bahsetmiştir. (12.yy)

Orhun Abideleri (Göktürk Yazıtları):

Bu yazıtlar üç tanedir:

Bilge Tonyukuk Anıtı (720-725): Bu anıtı, Tonyukuk kendi adına yazdırıp gitmiştir. Bu anıtta Göktürklerle Çinliler arasında yapılan savaşlar, Tonyukuk’un ağzından sade bir anlatımla, hatıralar şeklinde anlatılmıştır. Tonyukuk ilk Türk yazar olarak kabul edilir.

Kültigin Anıtı (732): Göktürk Hakanı Bilge Kağan’ın, ölen kardeşi Kültigin adına diktirdiği yazıttır. Yazıtta sanatlı bir söyleşi vardır. Yolluğ Tiğin tarafından yazılmıştır.

Bilge Kağan Anıtı (735): Bilge Kağan’ın ölümünden sonra oğlu tarafından diktirilmiştir. Bu abide de Bilge Kağan konuşmaktadır. Yazıtta sanatlı bir söyleşi vardır. Yolluğ Tiğin tarafından yazılmıştır.
Uygur Metinleri:

Orta Asya’da Turfan şehrinde yapılan kazılar sonucu elde edilmiş deri üzerine yazılan dini metinleri içerir. Türklerin kullandığı ikinci alfabe olan Uygur alfabesiyle yazılmıştır. Mani dinine ait ilahiler ile destanlar anlatılmıştır. Altun Yaruk Hikayesi, Turfan Şarkıları, Sekiz Yükmek (Sekiz Yığın) bu metinlerin en önemlileridir.

TARİH BOYUNCA TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER:

Göktürk Alfabesi: 38 harften oluşur. Bunların 4’ü sesli, 8’i bileşik, 26’sı sessizdir. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru yazılır.

Uygur Alfabesi: MS. IX. yy’dan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Sağdan sola doğru yazılır. 11’i sessiz, 3’ü sesli olmak üzere 14 harften oluşur.

Arap Alfabesi: Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra kullanılmıştır. 33 harften oluşur. Sağdan sola doğru yazılır.

Latin Alfabesi: 1 Kasım 1928 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Soldan sağa doğru yazılır. 29 harften oluşur. 8’i sesli, 21’i sessizdir.

2- İSLAMİYETİN ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI

İslam uygarlığı etkisindeki Türk edebiyatı 11. yy’da başlar 19. yy’ın ortalarına kadar sürer. Coğrafi bölge ve kullanılan Türkçenin özelliğine göre iki kola ayrılır.
A- DOĞU TÜRK EDEBİYATI

Geçiş dönemi edebiyatıdır.
İslam ve Fars kültürü etkisindeki ilk edebi ürünlerin verildiği dönemdir.
Hakaniye ve Çağatay Türkçeleri kullanıl-mıştır.
Bu dönemde Türk edebiyatı ilk kez Halk edebiyatı ve seçkinler edebiyatı olarak ikiye ayrılmıştır.

DOĞU TÜRK EDEBİYATININ BAŞLICA YAPITLARI:

(İslami etki altında yaratılan ilk eserler)

Kutadgu Bilig (Mutluluk veren bilgi):

11. yy’da (1069-1070) Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır.
Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulmuştur.
Hakaniye Türkçesi (Doğu Türkçesi) ile yazılmıştır.
Aruzla yazılan ilk eserdir.
Beyit birimiyle ve mesnevi tarzında yazılmıştır.
Türklerin ilk mesnevi örneğidir.
Türk edebiyatının bilinen en eski islami ürünüdür.
6645 beyitten ve 173 dörtlükten oluşur. Türk edebi geleneğine bağlılık devam eder.
Dil sadedir. İslamiyetin etkisiyle Arapça ve Farsça sözcüklerde kullanılmıştır.
Üç nüshası vardır: Viyana, Kahire ve Fergana nüshası. Kahire ve Fergana nüshası Arap harfleriyle, Viyana nüshası ise Uygur harfleriyle yazılmıştır.
Didaktik (öğretici) bir eser olup ilk siyasetnâme sayılır.
Eserde, dünya ve ahirette mutlu olmanın yolları; devlet, kişi ve toplum ilişkileri ile erdemli olmanın şartları anlatılır.
Alegorik (sembolik) bir anlatım vardır. Eser dört kişinin konuşturulması şeklinde yazılmıştır.

Küntoğdı → Hükümdar: kanun ve adaleti;

Aytoldı → Vezir: saadeti (mutluluğu);

Ögdilmiş → Vezirin oğlu: akıl ve ilmi;

Odgurmuş→ Dindar: Akıbet(son)’i temsil eder.

Divan-ı Lügatit Türk (Türk dilinin sözlüğü):

11. yy’da (1072-1074) Kaşgarlı Mahmut yazmıştır.
Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türk-çenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazıl-mıştır.
Türk dilinin ilk sözlüğü ve ilk dilbilgisi kitabıdır.
Modern sözlük anlayışıyla yazılmış olup ilk ansiklopedik sözlüktür.
Türk kültürü, tarihi, folkloru hakkında bilgi verir. İlk folklor incelemesidir.
Eserde Türkçe kelimelerin kaynakları, destan örnekleri, şiir örnekleri, deyimler, atasözleri, koşuk ve sagu örnekleri yer almaktadır.

Atabetü’l Hakayık (Hakikatlerin eşiği):

12. yy’ın başlarında Edip Ahmet Yükneki tarafından Hakaniye Türkçesiyle yazılmıştır.
Arap alfabesiyle yazılan eserde mesnevi nazım biçimi ve aruz ölçüsü kullanılmıştır.
Din ve ahlak kurallarını anlatan didaktik (öğretici) bir eserdir.
Eserde ayetler, hadisler ve Arapça beyitler de vardır.
Eserde sosyal bozukluklara da değinilmiştir.

Divan-ı Hikmet (Hikmetlerin toplandığı eser):

12. yy’da Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır.
Eser, “Hikmet” denilen dini-tasavvufi şiirleri içerir.
Tekke edebiyatının ilk yapıtıdır.
Hakaniye Türkçesiyle yazılan eserin dili sade bir halk Türkçesidir.
Hece ölçüsü ve dörtlükler şeklinde yazılan didaktik (öğretici) bir eserdir.

Kitab-ı Dede Korkut (Dede Korkut Kitabı):

15. yy’ın sonu ile 16. yy’ın başlarında bilinmeyen biri tarafından yazıya geçirilmiştir.
Hakaniye Türkçesiyle yazılmış Anadolu Halk edebiyatının ilk ürünüdür.
Destandan halk hikayeciliğine Geçiş dönemi eseridir.
Oğuz Türklerinin yaşayışlarına, inançlarına, örf ve adetlerine yer verilmiştir.
Kahramanlık, aşk, savaşlar işlenilen konulardandır.
Nazım ve nesir karışık olan eserde seci ve aliterasyonlara yer verilmiştir.
12 hikayeden oluşmaktadır.
Temiz, sade, duru bir Türkçe kullanılmıştır.
Her öykünün sonunda Dede Korkut dua eder.

Not: Doğu Türk Edebiyatına değil, Batı Türk Edebiyatına ait olan bir eserdir.

Muhakemet’ül Lügateyn (İki dilin karşılaş-tırılması):

15. yy’da Ali Şir Nevâi tarafından kaleme alınmıştır.
Çağatay edebiyatının en büyük eserlerindendir.
Türkçe’nin de en az Farsça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.
Çağatay Türkçesiyle yazılmıştır.

Şecere-i Türki (Türklerin soy ağacı):

17. yy’da Ebulgazi Bahadır Han yazmıştır.
Türk tarihi anlatılmış, dokuz bölümden oluşur.
Sade bir dille yazılmıştır.

DOĞU TÜRK EDEBİYATININ EN ÜNLÜ YAZARLARI:

Yusuf Has Hacib:

11. yy şairlerinden olup Kutadgu Bilig’in yazarıdır.
Eserlerinde öğreticilik ön plandadır. İslami kuralları yaymaya çalışmıştır.
Aruzla eser veren ilk Türk edebiyatçısıdır. Sade bir dil kullanmıştır.

Kaşgarlı Mahmut:

11. yy sanatçılarından olup Divan-ı Lügat’it Türk’ün yazarıdır.
İlk Türkolog’dur. Türkoloji ile ilgili çalışmalar yapmıştır.
İlk kez Türkçenin dilbilgisi kurallarını saptamıştır.

Edip Ahmet Yükneki:

12. yy sanatçısı olup Atabet’ül Hakayık’ın yazarıdır.
Ayetleri ve hadisleri kullanarak şiirler yazan ilk Türk şairidir.
Amacı “İslami” kuralları edebiyat aracı-lığıyla anlatmaktır.

Ahmet Yesevi:

12. yy sanatçısı olup Divan-ı Hikmet’in yazarıdır.
Eserlerinde tasavvuf felsefesi ağırlıktadır.
Tekke edebiyatının ilk sanatçısı ve kurucu-sudur.
Hikmet adı verilen şiirler söylemiştir; dili sadedir.
Eserlerini halka, tasavvuf felsefesini öğretmek amacıyla yazmıştır.

Ali Şir Nevâi:

15. yy Çağatay edebiyatının en ünlü şairidir. Bilinçli olarak Türkçeyi kullanır.
Türkçenin Farsçadan üstün olduğunu kanıtlamak için Muhakemet’ül Lügateyn’i yazmıştır.
Hamse, Mizan’ül Evzan, Mecalisü’n Nefais (ilk şairler tezkiresi) adlı eserleri de vardır.

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık