DOLAR: 2.32 TL
EURO: 2.84 TL

KAPTANIN ÇOCUKLARI ROMANININ ÖZETİ ,KİTABININ ÖZETİ

KAPTANIN ÇOCUKLARI ROMANININ ÖZETİ ,KİTABININ ÖZETİ

Yazarı: Ali GÜRBÜZ

A.) Romanın Özeti:

Sedat çalışma odasında Çiğdem’in kendisini izlediğinden habersiz, gazetesini dikkatli bir şekilde okumaktadır. Birden sevinçle bağırmaya başlar. Çiğdem şaşırmıştır. Çok uzun süredir bekledikleri gemi İskenderun’a gelmiştir. Sevinçten iki kardeş odalarında çığlık atarken masadaki kitapları hatta mürekkep şişesini devirirler. Tam bu sırada emektar Cevriye Dadı içeri girer ve odanın o halini görür.

Cevriye dadı şaşkın şaşkın bakınarak ne olduğunu anlamaya çalışır. Çiğdem sevinçle atılarak Ordu vapurunun İskenderun’a geldiğini söyler. Bu habere dadıları da çok sevinmiştir. Şimdi tek yapacak şey bu haberi annelerine vermek olacaktır. Koşarak çarşıdan dönen anne ve Muazzez halasının yanlarına giderek bu müjdeyi verirler. Anneleri bunu önceden bildiği için pek şaşırmamıştır. Ama bütün aile bu habere çok sevinmiştir. Çünkü dört gün sonra çok özledikleri babalarına kavuşacaklardır. Bu mutluluğun tesiriyle odadaki mürekkep lekesini tamamen unutmuşlardır. Bu durumu annelerinin görmesi hiç hoş olmayacaktır. Bunu bilen çocuklar korkuyla odalarına gidip temizlemeye karar verirler. Dadı odayı toparlamış ancak mürekkep lekesini çıkartamamıştır.

Çocuklar nasıl temizleyeceklerini düşünürken Muazzez hala içeri girer ve parkedeki o kocaman lekeyi görür. Biraz söylendikten sonra kimseye bir şey söylemeden çocuklarla birlikte limonla parkeyi ovup lekeyi çıkartmayı başarırlar ve o üzücü olayda kapanır.

Nihayet beklenilen gün gelir. Sedat, Çiğdem ve Sedat’ın arkadaşı rıhtımda babalarının gelişini beklemeye başlarlar. Kısa bir süre sonra Ordu vapuru görünür. Çocuklar rıhtımda bekleyen kayığa atlayıp geminin yanına doğru yaklaşırlar. Çocuklar dürbünleriyle gemiyi seyretmektedirler. Kaptan köprüsündeki babalarını görürler. Şimdi yapılacak iş gemiden önce kıyıya gidip babalarını beklemektir. Bunun üzerine hemen kürek çekmeye başlarlar. ve kıyıya varlar.

Sevinç ve mutluluktan yorgunluklarının, kızaran yüzlerinin farkında değildirler. Büyük bir telaşla babalarının kıyıya çıkacağı rıhtıma koşarlar. Sedat babası gibi her zaman titiz ve düzenli olduğu için koşmaktan dağılan kıyafetlerini düzeltir ve Çiğdem’in de kıyafet ve saçlarını düzeltmesini söyler. Onlar sevinçle gülüşürken karşıdan babaları tebessümle kendilerine doğru gelir. İkisi de babalarının kollarına atılır. Uzun uzun birbirlerine sarılırlar. Daha sonra zaman kaybetmeden bir otomobile atlayıp eve giderler. Anneleri kapıda büyük bir sevinçle onları beklemektedir. Babası otomobil kapının önünde durur durmaz fırlayıp annelerine sarılır. Hepsi büyük bir coşku ile eve girerler.

Evde babalarının gelişi için hazırlanmış güzel bir kahvaltı sofrası onları beklemektedir. Namık Kaptan onun için yapılan kocaman ve nefis pastaları yemekten konuşamıyordur. Kahvaltıdan hemen sonra evlerinin yanındaki parkta ufak bir gezinti yaparlar. Çiğdem mini mini elleriyle babasının elini tutarak ondan hiç ayrılmamak istiyordur.

Ertesi sabah erkenden kalkarak sofrayı babası için en güzel çiçeklerle süslemiştir. Babası bu güzel çiçekler için kızına çok teşekkür eder. Babalarının gelişini kutlamak için hep beraber plaja yüzmeye giderler. Yolda tanıdıkların Namık Bey’e hoş geldin dileklerini iletmesinden sonra kumsala geç kalırlar. Kumsala vardıkları gibi mini bir botla deniz turu yapmaya karar verirler.

Güzel bir turdan sonra hepsi yüzerek, oynayarak denizin keyfini çıkarırlar. Sedat babası gibi denizciliğe çok meraklıdır ve diğer ülkeleri görmek istemektedir. Babaları onları Amerika’ya götüreceğine söz verir. Güzel bir günün ardından eve dönerler. Cevriye Dadının nefis yemekleri onları beklemektedir. Yemekten sonra Namık Kaptan seyahat hatıralarını hepsine birer birer anlatır.

Hepsi birbirinden güzel olan günler geçer ve Namık Bey’in ayrılış günü gelir. Namık Kaptan üç ay sürecek bir seyahate çıkacaktır. Annesi, Sedat ve Çiğdem Namık Kaptana sıkıca sarılıp öperek yolcu ederler.

Bir sabah Çiğdem mışıl mışıl uyurken Cevriye dadı odaya girerek Çiğdem’i uyandırır ve ona güzel bir müjde verir. Evet bu gece küçücük, dünya tatlısı bir kız kardeşi olmuştur. Çiğdem koşarak önce o küçücük kardeşini hayran bakışlarla süzer ve daha sonra annes

inin yanına koşup boynuna sarılır. Çiğdem annesinin boynuna sarıldığı sırada, halası Sedat’a müjdeyi verir. Sedat inanmak istememektedir. Ancak annesinin odasına gelince şaşırarak kalır ve ağlayacak gibi olur. Sedat ta kardeşini Çiğdem gibi çok sever, ikisi de o gün sevinçlerinden okula geç kalırlar. Çiğdem derse gittiğinde ilk ders bitmek üzeredir. Çiğdem öğretmeninin konuşmasına izin vermeden bir solukta kardeşinin olduğunu, çok sevimli olduğunu, onu çok sevdiğini, onun için geç kaldığını söyler.

Halası o gün babasına telgraf çekip müjdeli haberi vermiştir. Çiğdem o gün bütün mutluluğunu arkadaşlarıyla paylaşır ve ders çıkışı koşarak eve gelir.

Ertesi gün okulda öğretmen müjdeli bir haber verir. Okul Kilyos’ta yeni bir bina almıştır. Açılış töreni olacaktır. İlk olarak Çiğdem’lerin sınıf ve 8. 9 sınıflar son geziye gidecektir. Çiğdem sevinçle eve gelir. Bu güzel haberi ballandıra ballandıra Sedat’a anlatır. Çiğdem bu gezi için çok heyecanlıdır. Sevinçten gözüne uyku bile girmemektedir.

Gezi için gerekli hazırlıklar tamamlanıp gemi limandan hareket eder. Sınıfın başında bir bay ve bir bayan öğretmen vardır.

Güzel bir vapur yolculuğundan sonra Kilyos’a ulaşırlar hepsi odalarına yerleşip denize girmek için sabırsızlanmaktadırlar. Yemeklerini yedikten sonra açılış töreni için gerekli hazırlıkları yapmaya koyulurlar. Boş zamanlarını denizde geçirerek tatilin tadını çıkartılar.

Çiğdem valizini yerleştirirken içinden bir yün yumağı çıkar. Çiğdem boş zamanlarında kardeşi için yelek örmeye karar verir. Yumak azaldıkça içinden bir kutu çıkar. Kağıdın içinde kırmızı taşlı bir yüzük vardır. Ve kağıdın yüzünde “çalışkan kızıma” yazmaktadır. Çiğdem annesinin bu hediyesine çok sevinir. Ertesi gün açılış töreni büyük bir coşku ile yapılır.

Törenin ardından odalarına çekilen Çiğdem ve arkadaşı Necla saat 5’te yemek için tekrar aşağı inerler. Merdivenin tırabzanından kayarlarken Necla ikinci kata geldiğinde üç metre yükseklikten düşüverir. Çiğdem cevap vermeyen arkadaşına ne yapacağını bilemez ve korkuyla öğretmenini çağırır. Öğretmeni derhal doktor çağırır. Necla’nın kolu (bilgi yelpazesi. net) kırılmıştır. İki günlüğüne hastaneye götürülür. Necla’nın döneceği gün odası süslenip onun için büyük bir hazırlık yapılır. Kilyos’ta ki günleri oldukça eğlenceli geçmektedir.

Çiğdem Melek Hanım’dan öğretmenlerinin doğum gününün yaklaştığını öğrenir. Çiğdem, Necla ve diğer iki oda arkadaşıyla birlikte öğretmenleri için büyük bir sürpriz hazırlarlar. Dördü de ayrı ayrı orman, su, sahil ve kır perisi olup başlarını taçlarıyla süslerler ve öğretmenleri için çok güzel şiirler okurlar. Öğretmenleri bu güzel partiye çok sevinir. Hepsine teşekkür eder. Nihayet o tatlı günler sona erer ve eve dönerler. Çiğdem Sedat, dadı ve annesi için aldığı hediyeleri vererek tatil anılarını onlarla paylaşır. Kardeşini de çok özler ve onun için ördüğü yeşil yeleği verir.

Çiğdem’le Sedat her zamanki gibi rıhtımda babalarını beklemektedirler. Çiğdem’in yine içi içine sığmamaktadır. Babaları geldiği gibi büyük mutlulukla kucaklaşıp eve gelirler. Anneleri kardeşleriyle bahçe kapısında onları karşılar. Babaları saadet içinde annesine sarılarak, küçük yavrusunu seyreder. Akşam yemeğinde yine eski anılardan bahsedip eğlenirler.

Ertesi gün Namık Kaptan, Sedat ve Çiğdem yelkenli ile gezmeye giderler. Denizde iyice açıldıktan sonra, fırtınanın kopacağını anlayan Namık Bey geri dönmek istese de Sedat buna izin vermez, çok geçmeden büyük bir fırtına kopar. Yelken direği kırılır. Artık yapacak hiçbir şey yoktur.

Ölümü beklerken yakın sahil kahvehanesinde, kahvehanenin sahibi ve karısı yaşamaktadır. Fırtınada denizdeki gemiyi gören kahveci motoruyla kayığa ulaşır ve onları kurtararak eve getirir. Anneleri onları merakla karşılar. Ve bir şey olmadığı için sevinir. Bu yelkenli gezintisi mevsimin son macerası olur. O sene kış erken gelmiştir.

Yılbaşından az evvel annesi Bursa’da ki teyzesinden bir zarf aldığını ve Sedat’la Çiğdem’i yılbaşı tatili için yanına davet ettiklerini söyler. Çocuklar bu habere çok sevinirler. Annesi Çiğdem’i Sedat’a teslim etmekte tereddütlüdür. Sedat annesinin böyle düşünmesine üzülür. Annesi onlar evden çıkmadan yılbaşı hediyelerini onlara verir.

Çiğdem de annesi için kendi elleriyle işlediği örtüyü ona verir. Hazırlık tamamlanıp yola çıkılır. Otobüsten indiklerinde enişte beyle Fuat amca onları karşılamıştır. Atlı kızaklarla eve varırlar. Sedat ve Çiğdem gördükleri o güzel manzara karşısında dillerini yutmuş gibidirler. Tıpkı masallardaki gibi harika bir yerdir orası. Teyzesi onlar için harika yemekler ve hediyeler hazırlamıştır. Uzun uzun konuştuktan sonra dinlenirler. Sabah uyandıklarında enişte bey sürpriz yaparak amcalarının onlara kayak öğreteceğini söyler. Hepsi sevinçten uçarlar.

Enişte ve teyzeleri onlar için kayak tahtası bir kayak şapkası ve birer çift uzun tüylü eldiven almışlardır. Fuat amca günlerce uğraşarak ve hep birlikte eğlenerek onlara kaymayı öğretir. Hep birlikte harika vakit geçirirler. Yılbaşı gecesi küçüklerden oluşan bir kayak grubu ile ormana meşalelerle kayarak fener alayı düzenlerler. Hepsi çok eğlenmektedir. Yeni yıla girmeden eve gelip teyze ve enişteleriyle birlikte eğlenirler.

Günler çabucak geçip yine ayrılık günü gelir. Enişte ve teyzesi yaza onlara geleceğine söz verir. Vedalaşarak ayrılırlar. İkisi de bu tatilden büyük zevk almışlardır.

Eve geldiklerinde Çiğdem oradan ayrıldığına üzüldüğünü ama annesine ve kardeşine kavuştuğu için de çok mutlu olduğunu söyler. Çünkü yakında yazın geleceğine sevinmektedirler. Sonra annesini öperek derin bir uykuya dalar. Annesi de onu öperek rüyalarıyla baş başa bırakır.

B.) Romanın Konusu:

Romanda bir çok olay ele alınmıştır. Roman, baş kahraman olan Çiğdem adlı küçük bir kız çocuğunun yaşadıklarından geçirdiği güzel günlerden bahsetmektedir.

Çiğdem ailenin küçük çocuğudur. Ondan yedi yaş büyük Sedat isimli bir abisi vardır. Daha sonra bir kız kardeşi dünyaya gelir. Annesi ve dadısı Cevriye ile yaşamaktadırlar. Babası Ordu vapurunun kaptanıdır. Sürekli seyahat eder.

Romanda Çiğdem’in babasının eve dönüşünde yaşadığı mutluluk, babası ve ağabeyi ile tekne gezintisi sırasında kopan fırtınada yaşadığı korkulu anlar, okul gezisinde Kilyos’da geçirdiği eğlenceli günler ve yılbaşı tatili için Bursa’ya teyzelerinin yanına gitmeleri ve orada oldukça eğlenceli vakit geçirmeleri anlatılıyor.

C.) Romanın Ana Fikri:

İnsanoğlu çevresindeki insanları kırmadan azmiyle ve çalışkanlıyla her işin üstesinden gelebilir, her istediğini gerçekleştirebilir. Ve çevresindekileri her zaman mutlu edebilir.

Romanımızdaki kahramanımız olan Çiğdemin davranışlarından bunu görebiliriz. Çiğdem annesinin, halasının, dadısının, öğretmenlerinin ve ağabeyi Sedat’ın sözünden hiç çıkmayarak onları hiç incitmeden her istediğine ulaşmış ve her zaman ailesi ve arkadaşlarıyla güzel anlar yaşamıştır. Bursa’da çok zor öğrenilen kayak sporunu bile büyük bir sabır ve ustalıkla öğrenmiş ve çok güzel anılarla eve geri dönmüştür.

Bunun yanın da ise Sedat’ın tekne gezintisinde babasını alaya alarak, geri dönmesine izin vermemesi sonucu ölümle burun buruna gelmelerine yol açtığını bunun yanında babası ile Çiğdem’in de hayatlarını tehlikeye attığını ve annesini üzdüğünü görüyoruz.

Romanımızda da anlatılmaya çalışılan budur; büyüklerimizin sözünü dinlersek ve doğru olandan şaşmazsak hem kendimiz hem de sevdiklerimizi mutlu ederiz.

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık
Önceki yazıyı okuyun:
KAŞAĞI HİKAYESİNİN ÖZETİ

KAŞAĞI HİKAYESİNİN ÖZETİ Ömer Seyfettin Konu Kardeşine iftira atıp, onun ölümünden sonra vicdan azabıyla yanıp tutuşan bir çocuğun dramı anlatılmaktadır....

Kapat