DOLAR: 2.09 TL
EURO: 2.82 TL

KEHRİBAR NEDİR? KEHRİBAR ÇEŞİTLERİ NELERDİR

KEHRİBAR NEDİR? KEHRİBAR ÇEŞİTLERİ NELERDİR

KEHRİBAR NEDİR?

Kehribar, ağaç üzerindeki reçinenin fosilleşmiş halidir.
Çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanında tropikal çiçekli ağaçlarda da oluştuğu gözlemlenmektedir.Bu ağaç reçineleri kendilerini salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına lagün,delta veya deniz ortamına taşınmaktadır.

Milyonlarca sene boyunca bu ortama taşınmış,bazen yüzlerce metre kalınlığa ulaşmış tabakaların altında kalan reçine, geçen bu zaman boyunca basınç ve sıcaklık etkenleriyle birlikte sertleşerek kehribara dönüşür.

Kehribarın oluşum süresi basınç,sıcaklık ve geçen zamanla alakalıdır.Yeterli basınç ve sıcaklıkta bulunmayan reçine tam anlamıyla kehribar kıvamına gelemez,copal adı verilen tam olgunlaşmamış kehribar oluşur.

Günümüzde tam olgunluğa ulaşmış,en makbul kehribar baltık ülkeleri çevresinden çıkartılmaktadır ve çeşitli obje yapımında kullanılmaktadır.

İnternet mağazamız üzerinde sunumu yapılan bütün “Damla Kehribar” ürünlerimiz Rusya orjinli 1.sınıf kehribarlardır ve ürünlerimiz gönderilirken bu konuda yazılı,kaşeli belge ile gönderilmektedirler.

Kehribardan yapılan en özel objeler tesbih,kehribar tesbihlerin en özelleri de yaptıkları işlere gönüllerini vermiş olan Türk tesbih ustalarının yaptıkları sanat eserleridir.

Kehribar çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşabilir.

Reçine, ağaçların bir korunma mekanizmasıdır. Ağacın gövdesi veya dalı herhangi bir şekilde zarar görürse (atmosferik koşullar, yaşlılık veya iri hayvanlar nedeniyle v.b. dış etkenler), yani kırılıp, yarılırsa kabuksuz dokuların dış etkenlere dayanıksız olduğu bir bölge açığa çıkar.

Bu durumda reçine salgılanarak, taze yüzeyin kapatılarak iyileştirilmesine çalışıldığı gibi, kendisine zarar verebilecek böcek ve mantar gibi canlılarında reçinenin kendisine has kokusu, tadı ve yapışkanlığı ile ağaçtan uzak tutulmasına çalışılır.

Bazı hastalıklarını iyileştirmek için salgılama yapmasının yanında yüksek ağaçlarda hızlı büyümenin oluşturduğu tansiyon nedeniyle oluşan boyuna çatlaklardan da bolca reçine salgılanır. O dönemlerde tropik ve yarı tropik iklim koşullarında yaşayan yüksek ağaçların, iklimin gittikçe yüksek sıcaklıklara ulaşması nedeniyle de bol miktarda reçine ürettikleri düşünülmektedir.

Ağaçta reçine salgı tipleri:
1- Dahili çatlakta reçine
2- Kabuk altında reçine
3- Dahili reçine cebi
4- Kabuk içinde reçine
5- Harici yara dolgusu
6-7- Sarkıt şeklinde reçine akıntısı
8- Harici damla biçimli reçine

Bu reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına genellikle sellenme ile lagün, delta, veya denizel ortama taşınır. Burada sediment (kırıntılı malzeme) lerle birlikte gömülür. Milyonlarca sene boyunca ortama taşınan, bazen yüzlerce metre kalınlık oluşturan çökel malzeme altında kalan reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek kehribara dönüşür.

Reçineden kehribara dönüşümde, reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerinde önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Mesela, Borneo kehribarı Orta Miosen yaşlıdır. Buradan gelen koyu renkli kumtaşı içinden çıkarılan örnek kesin olarak kehribar (alkolle reaksiyona girmiyor) olmasına rağmen, kiltaşı seviyelerinden elde edilen sarı renkli fosil reçine copal dir (alkolle reaksiyona girmiştir).

Yani aynı süreci yeraltına gömülü olarak geçiren reçine muhtemelen içinde bulunduğu tortulların etkisiyle yeterli olgunluğa erişememiş ve copal aşamasında kalmıştır.

Kehribarlaşmanın en önemli etkenleri kabul edilen basınç ve sıcaklık yanında reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerin türünün de etkili olduğunun düşünülmesine rağmen bu dönüşümün tüm mekanizması henüz anlaşılabilmiş değildir. Altta reçineden, copal ve kehribara geçiş süreci basitleştirilerek gösterilmiştir. Geçmişten günümüze doğru (soldan sağa) reçine orijinal plastisitesini ve suyunu kaybetmeye ve sertleşmeye başlar.

KEHRİBAR ÇEŞİTLERİ
Kehribarın çeşitli özellikleri öne çıkarılarak sınıflandırılmaya çalışılmıştır.
Renk ve saydamlık derecesi baz alınarak sınıflandırma yapılmıştır. Sarı, turuncu, kırmızı, kahverengi, beyaz, mavi, yeşil ve siyah (diğer renklerin en koyu hali siyah gözükmektedir) en yaygın renklerdir. Saydamlık ise, tam saydam (transparent), yarı saydam (translucent), bulutlu (cloudy), dumanlı (smoky), opak (opaque) gibi terimlerle derecelendirilir. Saydamlık kehribarın içindeki mikroskopik hava kabarcıklarıyla doğrudan ilgilidir. Normal olarak reçine saydamdır ancak içinde çok sayıda hava kabarcığı bulunuyorsa ışık kehribarı katederken bu kabarcıklara çarparak yansır ve interference uğrayarak yarı saydam veya opak görüntü verir. Saydam (tranparent) kehribarda neredeyse hiç hava kabarcığı bulunmaz. Yarı saydam (translucent) da, bulutlu görünüm yaratan çok sayıda kabarcık bulunur. Opak (opaque) ta, 1 mm. 2 de 25 000 kadar hava kabarcığı bulunur ve renk skalası genelde sarı ve bejin tonlarıdır. Beyaz opak (white opaque) da ise, 1 mm. 2 de 900 000 kadar hava kabarcığı vardır ve renk çeşiti beyazdan maviye doğru uzanır.

Kehribar denizde veya karadan elde edilmesine göre sınıflandırılabilinir. Taş devrinden, 1850 lerden sonraya kadar insanlar onu denizin içinden veya kıyısından topladılar. Jeoloji bilimi ve madencilik gelişince genellikle açık ocaklardan (open pit) , buzulların taşıdığı kırıntılı malzemeden veya alüvyonlar içinden madencilik yöntemleriyle kehribarı elde ettiler. Denizden toplanan kehribar, su ve kum etkisiyle yüzeyi parlatılmış durumda bulunmasına karşılık, karadan elde edilenler içini göstermeyen kalınca bir kabukla kaplıdır.
Reçinenin yaralanan ve kırılan ağaç gövdesinin dışına veya büyümenin yarattığı tansiyon sonucu oluşan gövde içi çatlak ve yarıklara yani gövdenin içine salgılanıp birikmesine göre sınıflandırma yapılmaktadır. Dışarı salgılanan reçine kesitinde genellikle konsantrik, farklı zamanlarda salgılanma halkaları bulunabilir. Dahili salgılar konsantrik yapı göstermedikleri gibi fosil kapanımları da bulundurmazlar.
Kimyasal kompozisyona göre yapılan sınıflandırmada, reçinenin içinde succinite asit veya retinite asit bulunması dikkate alınır. Baltık yöresi ve çoğu avrupa ülkesi kehribarları %3-8 oranında succinic asit bulundururlar ki bu nedenle Baltık Kehribarı succinite olarak adlandırılır. Bu çeşit kehribarda fosil kapsamı yaygın değildir. Bol fosilli daha saydam görünümlü Karayip adaları kehribarları ise biraz daha yumuşaktırlar ve retinite asit bulundururlar.

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık