evdeis.infologo
DOLAR: 2.24 TL
EURO: 2.87 TL

Lale Yetiştiriciliği

Albenili çiçekleriyle laleler yüzyıllardır en sevilen süs bitkileri arasında yer almıştır. Zambakgiller (Liliaceae) familyasının Tulipa cinsini oluşturan bu bitkilerin, doğada kendiliğinden yetişen 100 kadar türü vardır. Anayurdu Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika olan bu türler, uzun melezleme çalışmalarıyla geliştirilmiş alımlı süs lalelerinin atalarıdır.

Bugün yetiştiriciliğinde dünyanın en önde gelen ülkesi Hollanda’da yetiştirme merakı ilk kez 17. yüzyılda başladı. 1630′larda aşırı tutkusu yüzünden yeni geliştirilen tek bir soğanına son derece yüksek fiyatlar ödendi. Yaklaşık beş yıl süren bu çılgınlık ticareti yapan bazı kişilere çok büyük servetler kazandırırken, bazılarının da varını yoğunu kaybetmesine neden oldu.

Ülke ekonomisinin altüst olmasına yol açan bu salgın sonucu gene de Hollanda’da sona ermedi. Buna benzer bir lale salgını Osmanlı İmparatorluğu’nda da yaşandı. 171830 yılları arasında, İstanbul’da saray çevresinde ve varlıklı kesimlerde yaygınlaşan lale yetiştirme merakı yüzünden, aynı zamanda yenilikçi hareketlerin de yaşandığı o dönem Osmanlı tarihine “Lale Devri” olarak geçti {bak. Lale Devri). Lale, ayrıca Türk süsleme ve el sanatına da girmiş; çini, minyatür, halı ve kumaşlarda motif olarak kullanılmıştır.

Laleler toprağın altında geliştirdikleri soğanlardan çoğaltılır. Her bir lale soğanı yukarı doğru uzanan bir sapın (gövdenin) ucunda çanak biçimli tek bir çiçek açar. Sapın toprağa yakın kesiminden ince uzun, bazen de enli ve kalınca iki yaprak çıkar. Çiçekler, öbür bitkilerin çiçeklerinin tersine tümüyle birbirinin aynı olan yani renkleri ve biçimleri birbirinden farklılaşmamış üç çanakyaprak ile üç taçyapraktan oluşur. Yuvarlak, sivri uçlu ya da fırfırlı kenarlı olabilen bu çiçek örtüyapraklarının renkleri beyazdan pembeye, turuncudan kırmızıya, açık sarıdan altın sarısına kadar değişir. Hatta “siyah lale” denen koyu mor çeşitleri bile vardır. Bazıları iki renkli alacalıdır, bazılarında ise taçyaprak ve çanakyaprakların tabanı siyah lekelidir.

Laleler yalnızca park ve bahçe süsleri olarak değil kesme çiçek ticaretinde de önemli bitkilerdir. Bu amaçla, uzun yıllardır sürdürülen yoğun melezleme çalışmaları sonucu büyüklü küçüklü ve renk renk yüzlerce lale çeşidi geliştirilmiş ve her birine çiçek biçimi,sap uzunluğu ve çiçeklenme zamanı gibi özelliklerine dayanarak çeşitli adlar verilmiştir. Örneğin, zambak çiçekli lalenin adı aynı zambak gibi geriye kıvrık, sivri uçlu çiçek örtüyapraklarından gelir.

Papağan lalesi denen çeşit ise kenarları püskül gibi kırtıklı çiçekleriyle tanınır. Kesme çiçek olarak yetiştirilen lale çeşitleri genellikle daha uzun boyludur. Çoğu 30 santimetreyi aşan uzunluktaki bu çeşitler arasında bazısı 5060 santimetreye ulaşır. Kaya bahçeleri için ise bazı cüce çeşitler geliştirilmiştir.

Anadolu’da doğal olarak yetişen 14 kadar lale türü vardır. Hollanda lalelerinin çoğunun Anadolu’dan götürülen türlerden geliştirildiği sanılmaktadır. Hatta lalelerin Latince bilimsel cins adı {Tulipa) da eskiden “sarık” anlamında kullanılan Türkçe “tülbent” sözcüğünden gelmektedir. Bu ad, çiçeklerin kapalı haldeyken sarığı andıran görünümü nedeniyle verilmiştir.

Laleler en iyi organik maddelerce zengin, ince kumlu topraklarda yetişir. Lale soğanları yaklaşık üçte ikisi toprağın altında kalacak biçimde, uçları yukarı doğru toprağa yerleştirilir. Önceleri pek sulama gerektirmez ama, yapraklanıp çiçeklenmeye yüz tuttuğunda düzenli olarak sulanmalıdır.

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık