DOLAR: 2.21 TL
EURO: 2.86 TL

Türkiye’nin yeraltı kaynakları nelerdir

Türkiye’nin yeraltı kaynakları nelerdir
Türkiye’nin yeraltı kaynakları nelerdir

Alcollik:
Gümüş: Eti Gümüş AŞ tarafından 1987 yılından beri üretim yapılan gümüş madeni, Kütahya yakınlarında yer alıyor. Bu madende 22 milyon ton civarında ortalama 180 gr/ton gümüş içeren rezerv bulunuyor. Yıllık ortalama gümüş üretimi 90 ton civarında. Granüle olarak üretilen rafine gümüşün tamamı iç pazarda değerlendiriliyor.
ManyezitÖzellikle ısıya dayanıklı refrakter malzeme yapımında kullanılan manyezit, ülkemizin dünya maden sektöründe rekabet edebileceği madenlerden biridir. Dünyadaki önemli rezervlerden birine sahip olan Türkiye’nin manyezit rezervi 168,4 milyon tondur. Bu rezervin büyük bölümü Kütahya-Eskişehir üçgeninde yoğunlaşmaktadır. Bunun yanısıra Erzincan ve Çanakkale’de de mevcut yataklar bulunmaktadır.

Türkiye’de en önemli manyezit üreticisi Kümaş Kütahya Manyezit İşletmesidir. Çitosan Konya Krom Manyezit Tuğla Sanayi’de diğer önemli üreticilerden biridir.
İhraç ettiğimiz manyezit ürünleri arasında tabii magnezyum karbonat ve ateşe dayanıklı tuğla en büyük paya sahiptir.

2001 yılında manyezit ihracatı yüzde 3’lük artışla 36 milyon dolar olarak gerçekleşirken, Avusturya, Ukrayna, İran ve İspanya en önemli alıcı ülkeler olmuştur.

Feldispat

Feldispat cam sanayii, seramik sanayi, kaynak elektrodları ve boya sanayinde kullanılan önemli bir endüstriyel ham maddedir.

Türkiye 130 milyon tonluk rezervle dünya toplam rezervleri içinde yüzde 10’luk paya sahiptir. Önemli feldispat yatakları Manisa, Demirci, Kütahya-Simav, Aydın-Çine ve Muğla-Milas bölgelerinde yer alır.

Türkiye’de feldispatın büyük bir kısmı özel sektör tarafından üretilmekte ve yüzde 90’ı ihraç edilmektedir. Feldispat ihracatında, ihraç edilen en önemli ürün ham feldispatın dışında öğütülmüş feldispat ve yüzdürülerek arıtılmış feldispattır.
1990 yılından itibaren düzenli bir şekilde artan feldispat ihracatımız 1999 ve 2000 yılındaki artışın aksine 2001 yılında yüzde 30’luk düşüşle 27 milyon dolar olmuştur. Feldispat ihracatı yaptığımız ülkeler arasında İtalya, İspanya ve Endonezya ilk sırada yer almaktadır.

Mermer ve Diğer Doğal Taşlar

Türkiye’nin görünür, muhtemel, mümkün doğal taş rezerv toplamı 5,2 milyar m3-13,9 milyar ton civarındadır. Bu rezervin büyük bir bölümü Afyon, Balıkesir, Muğla, Eskişehir, Denizli, Tokat, Çanakkale, Konya, Bilecik, Kırşehir ve Elazığ illerinde bulunur.

Mermer

Mermer yatakları bakımından zengin olan ülkemiz Dünya’nın önemli mermer üreticilerindendir. Çok çeşitli türde mermer yataklarının bulunduğu ülkemizde bu yatakların çoğunluğu Marmara ve Ege bölgelerindedir. Marmara adasi (Balıkesir), Balıkesir, Bursa, Bilecik, Muğla, Afyon ve Denizli illeri baslıca mermer yataklarının bulunduğu illerimizdir.

Türkiye’de üretilen mermer çeşitleri arasında Afyon Beyazı, Bilecik Pembe, Marmara Beyazı, M.Kemalpasa Beyazı, Karacabey Siyah, Elazığ Vişne, Denizli Traverten ve Trakya Graniti örnek verilebilir.

Ülkemizde mermer üretiminde faaliyet gösteren 20 civarında entegre tesis, orta büyüklükte 40 işletme ve 1500 civarında irili ufaklı atölye yılda 1,2 milyon ton mermer işletmektedir.

Mermer, blok veya kesilmiş-parlatılmış olarak ihraç edilmektedir. İhracat değerlerinde katma değeri en yüksek ürün işlenmiş ürünlere aittir. Sektörün ihracat potansiyeli, yatırımlara paralel olarak hızla gelişmektedir. Özellikle işlenmiş mermer ihracatı sürekli artış içindedir. 2001 yılında toplam doğal taş ihracatımız bir önceki yıla göre değer bakımından yüzde 20 oranında artarak 223 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu değerin 154 milyon doları işlenmiş mermere, 53 milyon doları blok mermer ihracatına, 16 milyon doları ise granit ve diğer sert taşların ihracatına aittir. İşlenmiş mermer ihracatında en önemli pazarlar ABD, İsrail, Türkmenistan, Suudi Arabistan ve İspanya olmuştur.

Ham-plaka ve blok mermer ihracatın en fazla artış gösterdiği ürün grubudur. Bu ürünlerin 2001 yılı ihracatı, yüzde 77’lik artışla 53 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. İspanya, İtalya, Çin ve Almanya en önemli pazarlardır.

2001 yılında 16 milyon dolarlık granit ve sert taş ihracatı gerçekleştirilmiştir. Bu ürünlerde en önemli alıcı ülkeler Almanya, İtalya ve Yunanistan olmuştur. Granit, ihracatı yeni gelişmekte olan bir sektör olmakla beraber bu alandaki yatırımların artmasıyla, ihracat değerlerinde de artış beklenmektedir.

Pomza

Türkiye, pomza rezervleri açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Araştırma yapılmış alanlarda yaklaşık 3 milyar m3’lük pomza rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Rezervler İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Mevcut yataklar Orta Anadolu’da özellikle Ürgüp Avanos ve Kayseri’nin Talas-Tamarza-Develi bölgesinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca Doğu Anadolu bölgesinde Bitlis, Van, Ağrı, Kars, Ankara, Isparta ve Muğla illerinde bulunur.

Tekstil sektöründeki eğilimlere bağlı olarak değişim gösteren pomza taşı ihracatımız, tekstil sektöründeki daralmanın etkisiyle düşüş trendine girmiştir. 2001 yılı pomza ihracatımız 5 milyondolar olarak gerçekleşmiştir. İhracat yaptığımız önemli ülkeler Hollanda, ABD Fas ve Tunus’tur.

Bentonit ve Kaolin

Türkiye’de bilinen bentonit yatakları Edirne-Enez, Çankırı, Tokat-Reşadiye, Ankara-Kalecik ve Giresun-Tirebolu’da bulunur. Türkiye’de dövülmüş bentonit üretimi geçen 20 yıl süresince düzenli olarak artmıştır. 2001 yılı bentonit ihracatında, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya ilk sıralarda yer alan pazarlarımızdır.

Başlıca kaolinit grubu kil minerallerinden oluşan bir kayaç olan kaolin özellikle seramik, kauçuk, çimento ve kozmetik sanayinde genellikle dolgu ve kaplama maddesi olarak kullanılmaktadır.

Türkiye’deki kaolin rezervleri Marmara Bölgesinde Balıkesir ilinde, Nevşehir, Bolu Niğde, Çanakkale, Eskişehir ve Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alır.

2001 yılı kaolin ihracatı 5 milyon dolar olarak gerçekleşirken, İspanya, Tunus ve Birleşik Arap Emirlikleri önemli pazarlarımız olmuştur.

Selestit (Stronsiyum Sülfat)

Türkiye’nin bilinen ekonomik yatakları Sivas’ın Akkaya köyündedir. Görünür rezerv 600.000 ton ve toplam potansiyel rezerv 2 milyon tonun üzerindedir.

Türkiye selestit ihracatı, dünya selestit ihracatının büyük bir bölümünü oluşturur.
Türkiye’de ki en önemli üretici firma Barit Maden A.Ş.’dir ve üretimin tamamını ihraç etmektedir.

2001 yılında selestit ihracatımız bir önceki yıla göre büyük bir artış gösterek 4 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. G. Kore, Almanya, Japonya ve Hindistan alıcı ülkeler olmuştur.

Perlit

Dünyadaki perlit rezervlerinin yarısından çoğu Türkiye’de bulunur. En önemli perilt yatakları; Cumaovası, Manisa, Biga, Soma, İzmir-Dikili, Konya ve Erzincan- Mollaköy’de bulunmaktadır.

2001 yılında 3 milyon dolar olarak gerçekleşen perlit ihracatında Belçika-Lüksemburg, Hindistan ve Fransa ilk sıralarda yer almaktadır.

Altin Varligimiz

Türkiye, günümüzde isletilebilir önemli miktarda altin rezervine sahip oldugu halde, bunlardan yararlanamayan dünyadaki tek ülkedir. Oysa bilinen sahalarin isletmeye alinmasiyla Türkiye, Avrupa’nin en fazla altin üreten ülkesi olma potansiyeline sahiptir. Söz konusu potansiyel, devreye sokuldugunda ortalama 160 ton/yil altin ithalatimizin tamami, yurt içindeki üretimle karsilanabilir hale gelecektir. Türkiye, altin potansiyelinin tahmini amaciyla yapilan arastirma sonucuna göre 6500 ton ve üstü rakamlara ulasabilecegi hesaplanmistir. 6500 tonluk rezervin (300 dolar/ONS) fiyatiyla degeri, yaklasik 70 milyar dolardir. Ülke ekonomisinde yaratacagi katma deger ise bunun 5-6 katina kadar çikabilir.”
Süs ve ziynet eşyası yapımında kullanılan altın, eskiden para olarak kullanılmaktaydı. Çıkarılan yerler: Antakya, Niğde, Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve çevresidir.Dünyada ise Yeni Gine’de çıkartılır.

RADYOAKTİF MİNERALLER

Birçok mineralin kimyasal bileşiminde yer alan Toryum ve Uranyum, yer kabuğunun doğal radyoaktif 2 elementidir. Uranyum’un nükleer parçalanmasını kontrollü bir şekilde kullanan insan, Uranyum’dan büyük miktarda enerji elde eder. Radyoaktif mineraller, nükleer santrallerde enerji üretmek için çok aranan minerallerdir. Dünyadaki Uranyum üretimi yaklaşık olarak yılda 50.000 ton civarındadır. 10cm çaplı(yaklaşık 1kg) bir Pehblend (Uraninit) minerali nükleer santralde kullanıldığında elde edilen enerji 12 ton kömürden elde edilen enerjiye eşittir.

Toryum Varligimiz:
Bu maden, roket ve uçaklarin imalinde, seramik ve elektrik aletleri yapiminda, aydinlatmada kullanilmaktadir. Çok önemli kullanildigi alan ise nükleer enerji sanayiidir. Nötron absorbsiyonu ile (uranyum-223’e) dönüstürülerek nükleer enerji kaynagi olarak kullanilmaktadir. Dünya toryum rezervinin büyük (1/2) bir bölümüne sahip olmamiza ragmen, uzun yillardan beri bir türlü nükleer santraller insa edemedik. Çünkü; birileri, “nükleer santralleri içine sindirememektedir.” Disaridan pahali enerji ithali, sanayiye en pahali enerji satmayi, halkin fakirlesmesini içlerine çok güzel sindirmektedirler. Enerji açiginin kapatilmasi için acilen bu santrallerin de devreye girmesi, millî bir borçtur.

TÜRKİYE’NİN URANYUM REZERVİ-

Bugüne kadar bulunan rezevlerin Türkiye’nin gerçek uranyum
rezervlerini yansıtmadığı görüşü egemen bulunuyor. Özellikle Güney
Marmara ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yapılacak yeni aramalarla
uranyum yatakları bulunması olasılığı bulunduğu belirtiliyor.
Türkiye’nin uranyum rezervi şöyle:

TENÖR REZERV
Saha (Yüzde) (Ton)
—- ——- ——
Salihli Köprübaşı 0.05 2 852
Eşme-Fakih 0.05 490
Söke-Küçükçavdar 0.04 208
Söke-Demirtepe 0.08 1 729
Yozgat-Sorgun 0.1 3 850
TOPLAM 0.23 9 129

Dünyadaki en zengin yataklar, toplam rezervlerin %20’sini barındıran Avustralya’dadır.

TAŞ KÖMÜRÜ (Maden kömürü)

Kömür; bitkisel kökenli organik maddeler ve inorganik bileşenlerden oluşan tortul bir “kayaç”tır. Bataklıklarda bitki ve ağaç kalıntılarının üst üste yığışarak çökelmesi ve milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde kimyasal ve fiziksel etkilerle değişime uğraması sonucu oluşur. Birinci jeolojik zamanda oluşmuş organik tortul kayaçlardandır. Ülkemiz ise, genelde üçüncü zamanda karalaştığından dolayı, taşkömürü yatakları bakımından fazla zengin sayılmaz..Yurdumuzda tüketilen enerji kaynakları arasında taş kömürünün önemli bir yeri vardır. Ayrıca demir-çelik ve kimya sanayiilerinin önemli ham maddesidir. Başlıca taş kömürü yataklarımız; Zonguldak ve çevresindedir. Burası Türkiye’nin tek maden kömürü havzasıdır. Bir milyon tonu aşan rezervi vardır.

LİNYİT

Türkiye genelde üçüncü jeolojik devirde oluştuğundan linyit en zengin enerji kaynaklarımızdan biridir. Bütün bölgelerde linyit rezervi bulunmaktadır. Türkiye’nin en zengin ve kaliteli linyitleri Ege Bölgesi’ndedir. Taşkömürüne göre kalorisi daha azdır. Ancak yaygın olduğundan enerji ihtiyacımızın en önemli kısmını karşılamaktadır.
Linyit yatakları Afşin, Elbistan (K. Maraş), Tavşanlı, Seyitömer (Kütahya), Soma (Manisa), Yatağan (Muğla), Ankara ( Nallı-han), Saray (Tekirdağ), Aşkale (Erzurum), Çorum ( Dodurga),Sivas (Kangal), Adana, Aydın, Amasya ve Yozgat çevresinde bulunmaktadır.
Linyitten elektrik enerjisi elde eden termik santrallerimiz, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Afşin – Elbistan, Yatağan ve Orhaneli termik santralleridir.

PETROL

PETROL hayatın her alanında. Hiçbir enerji kaynağı şimdiye kadar insanoğlunun yaşamına petrol kadar dâhil olmamıştır. Petrolü ya hammadde ya da doğrudan enerji kaynağı olarak kullanmaktayız. Polyesterden plastiğe, ilaç hammaddesinden makyaj malzemelerine, tarımdan bilgisayar çipine varıncaya kadar günlük hayatta kullandığımız hemen her şeyin üretiminde petrol hammadde olarak kullanılmaktadır. Bunun yanında ham petrolün rafinerilerde işlenmesinden elde edilen petrol ürünleri de yakılmak suretiyle ısı ya da güç elde etmede kullanılmaktadır. Gelişmiş ülkeler ve uluslararası organizasyonlar daha bundan bir kaç yıl öncesine kadar petrolün ekonomideki öneminin artık azaldığını ve eskiden olduğu gibi petrol arzındaki şokların ekonomiyi fazla etkilemeyeceğini iddia ediyorlardı. Oysa petrole olan talep gittikçe artıyor. Önümüzdeki yıllarda talep artışının en çok gelişmekte olan ülkelerde olacağı tahmin edilse de, gelişmiş ülkelerin petrol bağımlılığında bir azalma beklenmiyor.

Arzı kısıtlı olsa da petrole olan talep artmaya devam ediyor: Halen dünyamızda 12 günde bir 1 milyar varil petrol tüketiyoruz. Bugün en iyi şartlarda tükettiğimiz her iki varil başına ancak bir varil petrol keşfediyoruz ve ucuz petrol devri açıkça sona erme yolunda. Bilindiği gibi petrol yenilenemeyen bir kaynak. Önemli olan petrolün ne zaman biteceği değil, dünyadaki petrolün yarısını ne zaman tüketmiş olacağımız. Çünkü o noktadan sonra, arz talebi karşılamayacak, ucuz ve kolay petrol devri kapanacak. Bugün yüksek gibi görünen petrol fiyatları ise tarihe petrolün ucuz olduğu dönem olarak yer alacak.

Petrolün alternatifi halen mevcut değildir. Bu aşamada ancak, kısmi bir ikameden söz etmek mümkündür. Bu ikameyi sağlayabilecek kaynakların kesintiye uğramadan, kolay, ucuz ve yedek desteğe ihtiyaç duymadan insanoğlunun enerji ihtiyacını tamamen karşılaması ihtimali ise çok azdır. Alternatif enerji kaynakları ve teknoloji, ısıtmada ve elektrik enerji üretiminde petrolün yerinin kısmen doldurulmasına imkân sağlasa da ulaşım sektöründe küresel çapta bir ikame yakın gelecekte gözükmemektedir.

2000 yılından itibaren dünyanın en çok ticareti yapılan jeo-stratejik ve politik bir ürün olan petrolün piyasası, bilinmeyen bir yöne sapmış durumda. Piyasanın yönünü belirlemede arz ve talepten başka doların konumu ve değeri, kıymetli metallerin değeri, türev piyasaları ve faiz oranları gibi diğer etmenler ilerde şüphesiz daha belirgin rol oynayacak. 2009 yılına kadar normal şartlarda petrol fiyatlarında sürekli artış yaşanmayacak. Fakat o tarihten sonra devreye girecek yeni büyük üretim sahalarının olmaması ve o zamana kadar bulunacak olanların da 2014’ten önce üretime başlamasının zor olacağı kabul edilirse, muhtemelen 2015’te arzın talebi karşılamaya yetmemeye başlayacağı tahmin ediliyor.

Petrol ithalatına bağımlı ve toplam enerji tüketiminin çoğunu petrolün oluşturduğu gelişmekte olan ülkeler en ağır darbeyi alacak. Petrol ekonomisinin geleceğinin tehlikede olduğu ihtimalinin göz ardı edilmesi, gerek ülke ekonomileri gerekse dünya ekonomisi ve hatta insanoğlu için çok ciddi sonuçlara yol açacak. B-Planına sahip olmayan ülkelerin geleceği karanlık. Ayrıca petrole bağımlı ülkeler ihtiyaçlarını gidermek için petrol zengini ülkelere her türlü baskıyı sürdürecek. Suudi Arabistan, Sudan, Venezuela ve İran bu bağlamda risk altında.

Sonuç olarak; enerji politikamızda önemli revizyonlar gereklidir.Petrol bağımlılığımızı ikame edecek teknolojik ve jeo-stratejik yatırımlara önem verilmelidir. Bu bağlamda ülkemizin geleceği ile birebir alakalı olan ve hayati önem taşıyan bio-teknoloji yatırımları ve teşvikleri arttırılmalı bu konuda stratejik bir plan yapılarak acilen devreye sokulmalıdır. Sanayi devrimini kaçıran, bilişim devrimini ise tam manası ile kavramayan bir ülkede biyo-teknoloji devrimini kaçırmamak; ulusal ve uluslar arası platformda söz sahibi olabilmek ve geleceğimizi nasıl etkileyeceğini tartışmamız ile birlikte yeni çözümler üretmemiz gerekir.
Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olan petrol, aynı zamanda kimya sanayiinin de ham maddesidir. Yurdumuzdaki petrol yatakları fazla zengin değildir. Mevcut petrol yataklarımız daha çok Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Batman, Siirt ve Diyarbakır’dadır. Adıyaman, Şanlı Urfa ve Mardin’de de petrol yatakları vardır. Üretilen petrol, ihtiyacımızın çok az bir kısmını (1/7) karşılamaktadır. Geri kalan kısmını dışardan karşılamaktayız.

Yurdumuzda ham petrolün arıtılması için rafineriler kurulmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde üretilen ham petrolün bir kısmı Batman Rafinerisine, bir kısmı da Batman-İskenderun boru hattı ile Dörtyol’a gönderilmektedir. Buradan da tankerlerle Ataş, İzmir ve İzmit rafinerilerine taşınmaktadır. İskenderun Körfezi ile Kırıkkale arasındaki petrol boru hattı ile de Kırıkkale Rafinerisine ham petrol aktarılmaktadır. Ayrıca Türkiye-Irak boru hattı ile Irak petrollerinin bir kısmı Yumurtalık Limanı’na taşınmaktadır. Bu taşımacılıktan Ülkemiz önemli bir gelir sağlamaktadır. Azerbaycan petrolünün de yapılacak boru hattı ile İskenderun Körfezi’ne getirilmesi planlanmaktadır. Yurdumuzda petrol aramalarına hızla devam edilmektedir.

Sponsorlu bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık